BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayalin iflası

Hayalin iflası

‘Ham hayal’ diye bir tabir vardır, olmayacak hayallere, boş ümitlere işaret etmekte. Aksi de mümkün mü? Evet, tabiî ki. Her hakikat bir hayalin mahsulüdür. İnsan hayalden mahrum kalırsa biter, dengeli hayal yarın demektir.



‘Ham hayal’ diye bir tabir vardır, olmayacak hayallere, boş ümitlere işaret etmekte. Aksi de mümkün mü? Evet, tabiî ki. Her hakikat bir hayalin mahsulüdür. İnsan hayalden mahrum kalırsa biter, dengeli hayal yarın demektir. Bütün mesele neyin peşinde koştuğunun farkında olmakta. Ham hayal peşinde mi, bir projenin habercisi hayaller mi kurmakta. İnsanlık şu gün vardığı hemen her nimeti zikrettiğimiz velûd/doğurgan hayallere borçlu. Ne var ki toplum mühendisleri olmasa bile çığırından çıkmış sosyal olaylar, halkın hayal dokusuyla oynamakta. Hayali zengin insanlar üretkendir. Fakat haydan gelip huya gidenin peşinde koşmak, har vurup harman savurmanın içinde bulunup da bundan gafil olmak hayal alış-verişi değil, olsa olsa iflas hayallere doğru yol almaktır. Yıl sonuna doğruydu. Yeni Cami önünde uzunca bir kuyruk gördüm. Önce ne olduğunu anlayamadım. Hayır, onlar namaza gitmek için sıraya girmemişti. Taşıt kuyruğu da değildi. Bunlar, ham hayali katık etmiş vatandaşlardı. Hem en ucuzundan hayale kapılmışlardı ve hem de batıl inancın en zavallısına inanmışlardı. Yer kalmamış gibi inadına, yıllar evvelinde bir büyük caminin duvar dibine piyangocu açılmıştı. Oradan piyango almak uğur kabul edilmek gibi abesler abesi bir toplumsal masala dönüşmüş vaziyette. Biletler satıldı. Eğlence adı altında ekran ve meydanlarda olanca çılgınlıklar yaşandı. Ve en yüksek para yaşlı birine çıktı. O kimse gecekondu sakiniymiş, paranın sevdasından ziyade derdiyle izini kaybetmiş. Şu soruyu sormanın vakti gelmemiş midir? Bu kaçıncı aldanma? Her sene birileri devrine göre piyango milyoneri veya milyarderi oldu. Sonları ise hüsranla bitti. Şimdiye dek hiçbir piyango zengininin aldığının hayrını gördüğünü işitmedik. Alınan o yüklü paralar, bir zaman sonra eriyip tükendi. Her defasında haydan gelen huya gitti ve gidecektir. Hazıra dağların dayanmadığı her defasında isbat oldu ve olmaktadır. Madem ki devlet bu işin arkasındadır. Öyleyse o para, kazanan vatandaşa olduğu gibi verilmeyerek kullanılmasında yardımcı olmalıdır. Bu bir. İkincisi Diyanet, ilahiyat ve sosyologlar da zahmetsiz, alın terine dayanmayan kazancın kalıcı olmadığını ve olamayacağını anlatmalıdır. Diğer taraftan bir veya beş kişi bir süre için ham hayallere kapılmakta fakat yüz binlerce insan hayal kırıklığına uğramaktadır. Ham hayal işte böyle bir şeydir. O yolun sonu hiçe çıkar. Huzurun yitmesi de cabası. Bu ladesin, abesin, ham hayalin bütün benzer oyunlarla birlikte bir nizama-intizama girmesi günü gelmedi mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT