BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşin aslı ne sorusu hep sorulacak

İşin aslı ne sorusu hep sorulacak

Uludere ile ilgili nihai kararımız nedir? Bizim kararımızdan sözetmiyorum, zabıtlara geçen resmi kararımız nedir? Bir hatadan mı sözediyoruz.



Uludere ile ilgili nihai kararımız nedir? Bizim kararımızdan sözetmiyorum, zabıtlara geçen resmi kararımız nedir? Bir hatadan mı sözediyoruz. İhmalden mi? Bombalama emrini verenlerin diğer birimlerle irtibatsızlığından mı? İrtibat varsa diğer birimlerin (bölgede konuşlanan askeri birliğin sınır karakollarının) işlerini ciddiye almadığından mı? İşin bu yönü açıklığa kavuşturulmadı. Bu insanlar her ne kadar kaçakçı da olsalar parça parça ortaya dökülen bilgilerden anlaşılıyor ki, giriş çıkışlardan karakollar haberdar. Karakolların örtülü izni ile bu işleri yapıyorlar. Görüyorum ama görmemiş olayım, fazla abartmadan, suyunu çıkarmadan küçük çaplı ticaretinizi yapın. Geçiminizi sağlayın izni. İstihbarat alındı, uçaklar havalandı, hedef görüldü.. Teyit etme ihtiyacı duyulmadı mı? Uçaklar havalanınca giriş çıkışlardan haberdar olan birim, “Eyvah orada vatandaşlarımız var” paniğine kapılmadı mı? Köylülerden birinin uçaklar havalanınca oradaki birlik komutanını arayıp “Bunlar bizimkiler” dediği.. Komutanın da “Bizimle ilgisi yok Diyarbakır’ı ara dediği” söylendi ama ne yalanlandı ne de doğrulandı. Her kafadan bir ses çıkınca açıklamalar doğru da olsa inandırıcılığını kaybediyor. İşin içinde başkalarının tertibi oyunu yanıltması da olsa neticede bu bizim zaafımız. Resmi açıklamalarda yanıltıldık ifadesi geçmiyor, ihmalimiz var, denilmiyor, koordinasyon eksikliğinden sözedilmiyor, filanca adamın hatası denilmiyor.. O zaman sebeb ne? .... Katırlarla bir bölgeden bir başka bölgeye yürüyen insanlardan sözediyoruz. Bu aynı zamanda karar vericiler (bombalama emrini verenler) için en az üç-dört saatlik bir zaman demektir. Üç dört saat içinde işin aslının ne olduğunu anlayamamak..Yahut anlama ihtiyacı duymamak ne kadar iyi niyetli olunursa olunsun eksikliktir. Zaaftır. Bunun itiraf edilmesi bir kasıt olmadığı müddetçe elimizi zayıflatmaz. Tarihimizle yüzleşmekten.. 32 yıl öncesinin 12 Eylülünden hesap sormaktan sözediyoruz. 32 saat öncemizle hesaplaşamıyoruz. Savunmaya geçmek ve laf yetiştirmek yerine şu işin aslını, faciaya sebeb olan zaaflarımızı varsa ihmalimizi kamuoyu ile paylaşmadıkça kamuoyunu tatmin etme imkanı yoktur. Bu saatten sonra resmi üslupla yapılan açıklamalar kimseyi tatmin etmez. Koşaner Paşa’nın maiyeti ile yaptığı kritiğin bir benzerini yazılı hale getirip bizi bu üzücü sonuca götüren eksiklerimiz bunlar. Ders aldık, tedbir aldık, şu kararı aldık, şu sonuca vardık demekten başka yol yoktur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT