BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balık kavağa çıkınca...

Balık kavağa çıkınca...

Top yuvarlaktır derler... İftiradır, inanmam! Top “Yuvarlak” değil, harbi delikanlıdır...



Top yuvarlaktır derler... İftiradır, inanmam! Top “Yuvarlak” değil, harbi delikanlıdır... Ama bazen yorgunluktan yolunu, yönünü, hızını, hedefini, mevkiini kaybettiği görülür. Sevdi mi tam sever... Delikanlılığın kitabını Alişan yazmışsa, basımını o yapmıştır. Ama çoğu kez de aşkına karşılık alamaz, skor tabelasında ihanete uğrar. * * * F.Bahçe’nin ezeli rakibi G.Saray’ı 1-0 yenmesi, topun yuvarlak olduğu iddiasından değil; bir anlık gaflete düşmesindendir. Maçın tamamına baktığımız zaman şu görülüyor: Balık kavağa çıkmış, dallar üzerinde keyif çatmaktadır. Her iki takımın sahada sergilediği futbolun sonunda ortaya çıkan tabela şoku; damın üstündeki saksağanın beline kazma vurulmuş halidir. Ortada, gerçeklerle bağdaşmayan kel alâka bir durum var. Sonradan saç ektirmekle bile, bu kellik kapatılamıyor. 85 ‘inci dakikada duran bir toptan atılan golle hiç kapanmaz! Maç yazımda da yazdım. F.Bahçe, G.Saray’ın karşısına bilinçli ve akıllı bir futbolla çıkmadı. Korkudan ödü dalağına karışmıştı. Öylesine katı bir savunma yapıyordu ki, yalnız ÇANAKKALE GEÇİLMEZ’i değil; Cebelitarık, Bering, Süveyş ve Panama geçilmezi de oynuyordu. Bırakın G.Saray’ın ceza sahasına girmesini, yarı sahasına bile girerken; mayın tarlasına girer gibi oluyordu. Elinde sismik mayın tarayıcı, korku ile çevreyi yokluyor; hangisi hangi taraftan patlayacak diye endişe ediyordu. Bu yüzden; bırakın pozisyon bulmayı, atak şansı bile bulamadı. Oyunun sonları... Duran bir top... Defansa çarpıp Taffarel’i kontrpiyede bırakan aynı top... Gideceği yeri atanın değil, sırtına çarpanın tayin ettiği bir top... Tek şans... Tek fırsat... Tek çekiliş... Bingo! * * * F.Bahçe’nin maç sonunda, içine helyum gazı doldurulmuş balonlarla havalara uçması; bu maçtan ders almaya niyetinin olmadığını belgeliyor. Korkuyla sergilediği “Cafer bez getir” futbolu, arada kaynadı. Alpay’ın olağanüstü çabası ve B.Hakan’ı domuz bağına bağlaması; F.Bahçe’nin tek güç gösterisiydi. Zayıf bir taşra takımının çaresizliği ile özdeş bir konumda kapanarak, utanç sınırının zorlanması; hesabı sorulacak bir ayıp olmaktan çıktı. Zafere dönüştü... F.Bahçe’nin, G.Saray’ın 20 puan gerisinde kalmasının sırrı; galiba bu nüansta yatıyor. Mahçup olunacak bir futboldan, gurur çıkarıyorlar. * * * Akıllı, soğukkanlı, bilinçli bir futbolla savunmayı tercih etmek başka şeydir... Rakibinden korktuğun için sinmek başka şey... Birinde taktiğine güvenirsin... Öbüründe şansına... F.Bahçe’nin şansı yaver gitmiştir. G.Saray’ın maçın en başından en son saniyesine kadar oyuna asılan yırtıcı, bunaltıcı, keskin tavrı; maçın patronu olmaya yetmiş, ama 3 puanın sahibi olmaya kafi gelmemiştir. F.Bahçe’de ise durum şudur: Oyunu kaybetmiş, ama maçı kazanmıştır. 1-0’ın tapusu kendisinde olmasına rağmen, galibiyet kendisine ait değildir. Bu skor; sancılı günlerin aşılmasında ve yaraların sarılmasında faydalı bir pansuman olarak algılanmalıdır. Halâ 20 puan farkın mevcut olduğu bir ortamda, amacını çok aşan abartılı sevinç gösterileri; bu maçın pansuman olma özelliğini kaybettirir. Benliğinde, G.Saray’dan üstün görünme egosunu değil; yakasında gerçeğin logosunu kullanmalıdır. Aksi takdirde, bu 1-0 hiçbir işe yaramaz! Bu yüzden; sevinirken ağırbaşlı olun...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT