BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bölgesel soğuk savaş

Bölgesel soğuk savaş

Dışişleri bakanımız sayın Ahmet Davutoğlu, İran’a gitti. Bu seyahat, yılın ilk dış ziyaretidir. Biraz da beklenmedik olarak telakki edildi. Şaşırmanın sebebi dikkatlerin Uludere’deki müessif bombalama üzerinde olmasındandır.



Dışişleri bakanımız sayın Ahmet Davutoğlu, İran’a gitti. Bu seyahat, yılın ilk dış ziyaretidir. Biraz da beklenmedik olarak telakki edildi. Şaşırmanın sebebi dikkatlerin Uludere’deki müessif bombalama üzerinde olmasındandır. Türkiye dışişleri bakanı, bu ortamda Tahran’ı ziyaret ederek İran Cumhurbaşkanı, mevkidaşı ve diğer yetkililerle görüştü. Ahmet Davutoğlu’nun bu münasebetle verdiği beyanat fevkalade ehemmiyetlidir. Bu tabir, literatüre de ilk defa girdi. Akademisyen diplomat, coğrafya dışı güçlere dikkat çekerek birileri mezheb odaklı bölgesel soğuk savaş çıkartma peşinde, çıkacak böyle bir savaş, bölgenin topyekun intiharı demek olur, dedi. Bu defa da İran nükleer ithamlara muhataptır. İran’ın başının derde girmesi İran düşmanlarının şüphesiz ki isteğidir. Diğer taraftan ABD’nin çekilmesiyle Irak’ta kargaşa tırmanmaktadır. Suriye zaten başlı başına bir kaygı mevzuudur. Suriye’de olanlar daha evvel de işaret ettiğimiz gibi bir bakıma Sünni imhasıdır. Azınlık mezhep, öteki saydığı diğer mezheb mensuplarını katletmektedir. Bu kısmen mevzii çatışmalar, şayet yaygınlaşıp da sınır ötesi haline gelirse büyük bir yangına döner. Ahmet Davutoğlu’nun dediği soğuk savaş budur. Zahiren soğuk savaş gibi olsa da esasda ateşli ve kanlı savaşlar doğabilir. SSCB’nin dağılmasıyla biten soğuk savaş vakıasının bıraktığı boşluk, mezhebe dayalı bölgesel soğuk savaşla yeniden birtakım silah sanayilerini işletir. Bölge devletlerinin bu tuzaklara karşı son derecede uyanık olmaları hayati değerdedir. Irak’ta giderek bir otorite boşluğu doğmakta. Devletin zirvesinde mezhep kavgaları, ağır ithamlar yaşanıyor. İran’ın Irak’ta mezhep kavgalarını himaye etmesi felaket olur. O zaman Irak dünden de beter bir manzaraya girer. Korkutan bir Irak ve meçhul bir Suriye gerçeği düşündürücüdür. Bu tablonun hataya tahammülü olamaz. Onun için dışişleri bakanımızın Tahran’a giderek usulü çerçevesinde dikkat çekmesi yerinde olmuştur. Bölgesel Süper Güç’ün bölgesel soğuk savaşa izin vermemesi gerekir. Bu da cevval ve olayların peşinde giden değil, oyun kuran diplomatik üslubun devamıyla mümkün olur. Bu açıdan bakınca Uludere’de 35 sivilin bombalanması bu soğuk savaşın bir parçasıdır denebilir. Henüz her şey açıklanmadı. Ancak hadise her anlamda ziyan vermiştir. Sadece vatandaşlarımızı kaybetmekle kalmadık. İç politika, bir hayli hırçınlaştı, gündem olması gerekenden sapıp başka yönlere döndü. Ne demişler? Su uyur, düşman uyumaz. Suyun bile uyumaması gereken bir zalim çağdayız. Komünizm çöktü, vahşi kapitalizm ise çökmemek için her yana saldırmakta.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT