BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammed Hâşim-i Keşmî

Muhammed Hâşim-i Keşmî

“İyi biliniz ki, bu yola bağlı olanları beğenmemek, öldürücü zehirdir. Bu büyüklerin sözlerine, işlerine karşı gelmek, insanı sonsuz felakete götürür...”



Muhammed Hâşim-i Keşmî, İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebelerindendir. İran’da Bedâhşân’ın Keşm kasabasındandır. Önce Seyyid Mîr Muhammed Nûmân hazretlerinin huzûrunda tövbe edip, ona talebe oldu. Sohbetinde yetişip, Seyyid Mîr Muhammed’in işâreti ile, 1621 (H.1031) senesinde İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbetiyle şereflendi. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin talebelerine yazdığı mektuplarından meydana gelen Mektûbât kitabının üçüncü cildini 1623 (H.1033) yılında toplamaya başladı. Eseri 1630 (H.1040) senesinde tamamladı. Diğer bir eseri Berekât-ı Ahmediyye’dir. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri; “Berekât kitabını okumak, îmânın vicdânileşmesine sebeb olur. Benim vardı. Seferde kayboldu. Bulursanız kabrimin başında okuyun” buyurmuştur. İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî Serhendî hazretleri, Hâşim-i Keşmî hazretlerine yazdığı (1. Cild 313.) mektubda buyurdu ki: “İyi biliniz ki, bu yola bağlı olanları beğenmemek, öldürücü zehirdir. Bu büyüklerin sözlerine, işlerine karşı gelmek, insanı sonsuz felakete götürür. Uçuruma sürükler, hele kendi rehberini beğenmez, ona karşı gelirse, üstâdını incitirse, neye varacağını düşünmelidir! Bu büyüklere inanmayanlar, bunların bereketlerine kavuşamaz. Bunlara karşı gelenler, her zaman ziyân eder, aldanır. Rehberin her işi, her sözü iyi ve güzel görünmedikçe, onun yüksekliklerinden hiçbirine kavuşamaz. Eline bir şeyler geçerse, istidrâc olup, sonu yıkım ve çöküntü olur. Üstâdına aşırı sevgisi ve bağlılığı olmakla berâber, içinde ona karşı kıl kadar bir beğenmemek bulunursa, bunu kendi için felaket, yıkım bilmelidir. Onun üstünlüklerinden hiçbirine kavuşamayacağını anlamalıdır. Rehberin işlerinden birini beğenmezse ve bundan kendini kurtaramazsa, karşı gelmiş olmayacak bir yol ile, kendisinden bunu sormalı, inanmamış görünmemelidir... DOĞRU İLE YANLIŞ KARIŞIKTIR Bu zamanda, doğru ile yanlış, iyi ile kötü birbirleri ile karışıktır. Rehberin ara sıra, İslâmiyete uymayan bir şey yaptığını görürse, kendisi bunu yapmamalı, iyi gözle bakarak, İslâmiyete uygun görmeye çalışmalı, iyi tarafını aramalıdır. İyi ve uygun yerini bulamazsa, bu belâdan kurtulmak için, Allahü teâlâya yalvarmalıdır. Üstâdının bundan kurtulması için, ağlayarak, duâ etmelidir. Üstâdının mubâh olan bir şeyi yapmasından şüpheye düşerse, bu şüpheye kıymet vermemelidir...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT