BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devletin işi daimi, çalışanlar geçici olur mu?

Devletin işi daimi, çalışanlar geçici olur mu?

Evet bizleri geçici personel olarak atadılar. Ama nereye? Geçici olmayan devlet işine. Devletin işi daimi, ancak çalışanları geçici.



Türkiye’deki kamu çalışanları içerisinde mağduriyeti herkes tarafından kabul edilen ancak bir türlü düzeltilemeyen 657 sayılı kanuna tabi 4/C Geçici personelleriyiz. Bu sistemin, Hükümetin icracı bakanlarından sadece birkaç bakanın savunmasından dolayı değiştirilemediği kanaatini edindik. Evet bizleri geçici personel olarak atadılar. Ama nereye? Geçici olmayan devlet işine. Devletin işi daimi, ancak çalışanları geçici. Bizler, aslında daimi bir devlet işinin geçici diye bir kılıfa sokularak, hiç yoktan ortaya çıkan, istendiğinde giderilebilecek problemlerimizin sorgulanmasını istiyoruz. Devletimizin; Valilikler, Nüfus, Tapu, Defterdarlık, Maliye, Adliye, MEB, Sağlık Kurumlarında vs. gibi birimlerinde ne zamandan beri geçici iş oldu da, geçici personel atandı. Biz Biliriz ki geçici işler Orman İşletmelerinde yazın yangın için veya fide dikiminde, tütün ve fındık alımları vs gibi mevsimlik işlerdir. Bunlar da 4857’li olurlar. 6111 Sayılı Torba Kanun’da, devlet ile iş sözleşmesi yapanlardan Damga Vergisi alınmayacak dendi. Peki bizler de emekli olana kadar bu devletle her yıl iş sözleşmesi yapıyoruz. Devletin hukukuna güveniyoruz. Bakanlar Kurulu Kararı’nda, “emekliliği gelene kadar çalıştırılır” der. Ama bizler her yıl sözleşme imzalıyoruz, sözleşme imzaladığımız halde sözleşmeli sayılmıyoruz. Peki neden her yıl damga vergisi ödüyoruz? Devletin hiçbir kurumu hakkaniyet ve adalet ilkelerinden sapamaz. Peki neden 4/C’li aile yardımı ve çocuk parası alamıyor? Geçici İş denmesine ve yetki verilememesine rağmen; çalıştıran kurum amiri tarafından hizmetli, kaloriferci, şoför, mutemet vs. gibi yardımcı hizmetlerde çalıştırılıyoruz. Çalışmaya itirazımız yok ancak hak vermeye gelince, “sen 4/C’lisin denmesi garip. Ne giyecek yardımı ödeniyor ne fazla çalıştığın mesai ne de döner sermaye ücreti. Neymiş efendim, 4/C’liymişiz. Malullük ve yaşlılık aylığını hak ettiğimiz gün iş akdimiz feshediliyor. SGK ise, emeklilik için müracaatımızda, ayın 14’ünü baz alarak işlem yapıyor. Her ayın 14’ünden önceki günleri dikkate almıyor. Yani bir 4/C’li, Mayısın 25’inde emekliliği geldiğinde, işveren iş akdini aynı gün küt diye feshediyor. Ancak SGK Haziran ayının 14’ünü baz alarak işlem yapıyor. 25 Mayıs ile 14 Haziran arasındaki cari dönemde 4/C’li mağdur ediliyor. Çalışma hayatı ile ilgili çıkartılan Sözleşmeli çalıştırılmasına dair mevzuatta, 4/C zikredilmediği veya geçici personel ifadesi bulunmadığı için, uygulamada amirin hükmü ön plana çıkıyor. Aleyhinde ise (işveren veya idareciler) uyguluyor, lehinde ise uygulamıyor. İtiraz etmek gibi bir şansımız asla bulunmamakta. Bizler özelleştirme mağdurlarıyız, çalışma hayatına 4/C’li olarak başlamadık. Kalifiye eleman olarak, üstelik sınav ile kazandığımız kendi işletmelerimizde bir unvan ve vasfımız vardı. Ama 4/C’de yıllarca çalışıp, elde ettiğimiz bütün birikimlerimiz bir Bakanlar Kurulu Kararı ile yer ile yeksan oldu, neden? Diploma derecesine, mesleğine, vasfına, unvanına, bakılmaksızın vasıfsız işlerde çalıştırılması ve aynı zamanda diğer kadrolular tarafından işe yaramaz gözüyle bakılması, çalışma hevesimizi kırmakta, onur ve gururumuz rencide edilmektedir. Kamu kurumlarında il belediye sınırları dışına atanan, ancak atandığı ilçelerde bazı sebeplerden dolayı ikamet edemeyip gidiş-geliş yapan 4/C’lilerin yol, yemek ve konaklama gibi giderleri neden 6245 sayılı kanun çerçevesinde değerlendirilmiyor da bu insanlar mağdur duruma düşürülüyor. Her türlü iznin kullandırılması başlı başına problem olmakta, özellikle de eş ve çocuklarının hastalanması durumunda, il dışına çıkması gerektiğinde, refakatçi izninin verilmemesi daha da büyük bir sıkıntı olmaktadır. Yetkililerden, bu problemlerimizin bir an önce çözülmesini bekliyoruz. İhsan Özel İsteyince oluyormuş demek Türkiye genelinde il ilçe ve köylerde yolcu taşıyan minibüs şoförlerine yönelik şikâyetler çok duyulur. Pendik-Tuzla arasında çalışan minibüsler ise bambaşka bir imaja büründüler. Bu da vatandaşların memnuniyetini ve tebriklerini getiriyor. Şoförler yolcu vatandaş ile iyi bir diyalog kuruyor, giyim kuşam ve tıraşlarına özen gösteriyorlar, trafik kurallarına dikkat ediyorlar. Şoförler sigara içmiyor, yüksek sesli müzik çalınmıyor, araçlar temiz tutuluyor, arada bir parfüm sıkılıyor.. Ayrıca bazı araçlara kamera sistemi takıldığına ve Tuzla’da bulunan Minibüsçüler Derneğince izlendiğine, minibüslerde kaybolan her ne eşya olursa olsun Dernekte özel korumaya alındığına, bazı unutulan kimliklerin ise aynı şekilde muhafaza edildiğine bizzat şahit olduk. Bu düzeni sağlayan Tuzla Pendik Minibüsçüleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Okan Çetinkol, minibüs şoförlerine her hafta her konuda özel kurs ve eğitim verdiklerini, Derneğe kurulan kamera sistemiyle de şoförleri ve yolcu vatandaşları izlediğini, herhangi bir olumsuzluk olduğunda gereğinin yapıldığını söylüyor. Yolcuları rahatsız edecek kapkaç hırsızlık gibi durumlarda ise polis devreye giriyor, huzur ve güven de böylece sağlanmış oluyor. Öğrenciler için ister üniformalı olsun ister üniformasız 1 TL alınıyor. Umarız bu güzellikler diğerleri için de örnek olur. Necip Yozgatlı Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT