BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Daha çok seller görebiliriz

Daha çok seller görebiliriz

İklim dengesizliği sürdükçe, insanoğlu bundan ciddi şekilde etkilenecektir. Küresel ısınma yazın kuraklık, kışın da sel olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en önemli sebepleri ise sanayi uğruna salınan gazlar ve katledilen ormanlar. Sorumlusu ise yine insanoğlu...



GÜNEŞ VE RÜZGÂR BİZİ BEKLİYOR Petrol ve kömür şu anda hâlâ en önemli enerji kaynaklarımızdır ve daha uzun bir zaman da öyle kalmaya devam edecektir. Dünya, zaman geçmeden rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir sonsuz kaynaklara yönelmelidir. Sevgili okurlar, geçmiş yıllardaki uzun dönemleri kapsayan bilimsel araştırmalar, dünya ikliminin değişken ve oynak bir seyir izlediğini göstermektedir. Bugün artık daha çok enerjiye ihtiyaç duymaktayız. İnsan nüfusu devamlı artmakta, atmosfer gittikçe daha fazla egzoz gazlarıyla dolmakta ve ormanlar çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere devamlı kesilmektedir. Bunlar ve daha birçok faktör, hava kalitesini değiştirmekte ve küresel iklim değişikliğine sebep olmaktadır. EN BÜYÜK SUÇLU KARBONDİOKSİT Yanmadan meydana gelen gaz ve kalıntılar gittikçe daha fazla atmosfere erişmekte, bunun sonucunda da sıcaklık artarak küresel ısınma birçok bölgeyi tehdit etmektedir. Orman yangınlarıyla birlikte en büyük tehlike endüstriyel gazlardan oluşmaktadır. Bu gazların başlıcası karbondioksittir (CO2). Her geçen gün daha fazla petrol ve kömür gibi fosil yakıtları kullanmaktayız. Büyük miktarda karbondioksit atmosfere yükselmekte, bu derece yoğunluktaki gazı artık mevcut yeşil bitkiler nötralize edememekte ve sıcaklıklar artmaktadır. Çok fazla CO2 salınımı nedeniyle atmosferde limonluk (sera) etkisi meydana gelmektedir. Gerçi karbondioksit kısa dalgalı güneş ışınlarının yeryüzüne inmesine engel olmaz, fakat dünya yüzeyinden geriye yansıtılan uzun dalgalı kızıl ötesi ısı ışınlarının atmosfere yükselmesine mani olarak, yüzeye yakın bölümlerde aşırı sıcaklık artışına neden olur. Bundan takriben 150 yıl önce dünya nüfusu henüz bir 1.5 milyara ulaşmamışken her litre havada 0.28 santimetre küp CO2 bulunurken, günümüzün 7 milyarlık nüfusuyla bu rakam, her litre havada 0.39 santimetre küp seviyesine yaklaşmaktadır. Petrol ve kömür şu anda hâlâ en önemli enerji kaynaklarımızdır ve daha uzun bir zaman da öyle kalmaya devam edecektir. Bu durumda, daima artan dünya nüfusunun enerji ihtiyacının karşılanması gerekeceğinden, gittikçe artan dozda CO2 atmosfere püskürtülecektir. Birçok bölgedeki ormanların tarla açılması ve yangınlar sebebiyle tahribi, denizlerdeki kirlilik sebebiyle bitkisel planktonların kitlesel yok oluşu karbondioksitin bitkilerce oksijene dönüştürülmesini sınırlamaktadır. İçinde bulunduğumuz 3 binli yılların başlarında dünyanın ikliminde önemli birtakım değişikliklerin olduğu kuşkusuzdur. Son 1000 yılın en sıcak dönemini yaşamaktayız. Bir taraftan görülmemiş kasırgalar ve korkunç seller büyük felaketlere yol açarken, diğer taraftan aşırı kuraklıklar, anormal sıcak ve soğuk hava endişe uyandırmaktadır. 100 BİNLERCE HAYAT SÖNDÜ Kuzey Afrika’da Büyük Sahra’nın güneyindeki ülkeleri kapsayan SAHEL bölgesindeki büyük kuralık ve gene Doğu Afrika’daki Etiyopya, Somali ve Eritre gibi ülkelerdeki yağışsız mevsimler dolayısıyla baş göstermiş olan açlık, yüzbinlerce insanın hayatına mal olmuştur. Güney Asya’daki tahrip edici MUSON fırtınalarıyla gelen aşırı yağışlar büyük sel felaketlerini meydana getirmekte ve kıyı bölgelerindeki yoğun halk kitlelerinin yaşamını zorlaştırmaktadır. Kasırgalar ise en çok Bermuda Üçgeni, Karaip Denizi, ABD Kıyıları ve Orta Amerika ülkelerinde büyük maddi zararlara sebep olmaktadır. Diğer taraftan güneşteki patlamaların şiddeti, fırtınalar ve büyük lekeler de dünyamızdaki iklimsel şartların değişmesine neden olabilmektedir. Değerli okurlar, iklim, çoğu değişken ve etkileri itibariyle birbiriyle çelişen birtakım faktörler tarafından ayarlanmaktadır. Günümüzde duyulan endişe ise, insanoğlunun dünyanın doğal yapısını değiştirebilecek önemli girişimlerde bulunmak suretiyle iklimi oluşturan etkenler arasındaki dengeyi bozmasıdır. Dileriz aklıselim üstün gelir ve günümüz dünyasını gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde bırakabilecek özveriyi gösteririz. Sağlıklı ve mutlu bir hafta geçirmeniz dileğiyle... Rusya’nın kuzeyindeki Tundralar, dengeli iklim için önemli bir işlev görüyor. “ALBEDO ETKİSİ” Sovyetler az daha dünyayı yakıyordu... Değerli okurlar, İklim şartlarındaki değişiklik birtakım düzenleyici etkenler tarafından ayarlanır. Dünyanın ve onu çevreleyen atmosfer tabakasının yuttuğu (absorbe ettiği) güneş enerjisi miktarı da küresel iklimi yakinen ilgilendirir. Absorbe edilen bu enerji miktarı ise “albedo” adı verilen bir sayı ile ölçülür. Albedo, herhangi bir kütlenin yansıttığı veya yaydığı ışın miktarıdır. Dolayısı ile belirli bir bölgenin albedo sayısı yüksek olursa, diğer bir ifadeyle atmosferin üst katmanlarına yansıttığı ışınlar yüksek olursa sıcaklık azalır. Bu dengeli bir sistemi simgeler. Özellikle Kutup Bölgeleri gibi karla kaplı daimi beyaz yüzeyler güneş ışınlarının yüzde 50’ye varan kısmını yansıttıklarından güneşle dünya arasındaki enerji dengesinde çok önemli işlevleri vardır. Bu buzullarla kaplı bölgelere “Kriyosfer” adı verilir. Buzlarla kaplı Kutup Bölgelerinin yansıtma gücü dünya üzerindeki sıcaklığın artmasına mani olmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse; bundan takriben 40 yıl önce eski Sovyetler’de Kuzey Kutup Denizi’ne dökülen 5 önemli nehrin, Sibirya’daki uçsuz bucaksız Tundra’sını (soğuk iklimde ağaçsız, bodur ot toplulukları) verimli topraklar haline sokmak için nehir yataklarının değiştirilmesi projesinden son anda vazgeçilmiştir. Eğer nehir yatakları değiştirilseydi Kuzey Buz Denizi daha az tatlı su alacaktı. Bu durum denizdeki tuz miktarını artıracak, buzların erimesine yol açacaktı ve atmosferdeki ortalama sıcaklık artacaktı. Bilindiği üzere temiz tatlı su 0, tuzlu su -1 derecede, çok tuzlu su ise daha soğuk bölgelerde donmaktadır. TUZ GÖLÜ 100 YIL KURTULDU Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı’nı hazırlama çalışmalarında sona yaklaşıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri, özellikle doğa ve insanın iç içe olduğu, sürdürülebilir bir çevre ve havza yönetim planı ile Tuz Gölü’nün gelecek 100 yıl içerisindeki varlığını koruyacağı çalışmaların, yenilikçi bir yaklaşım ile tamamlanmasının hedeflendiğini bildirdi. Türkiye’nin en büyük Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Tuz Gölü ve çevresindeki biyolojik çeşitliliğin korunması, mevcut kaynakların sürdürülebilir bir şekilde yönetiminin sağlanmasını hedefleyen çalışmalar kapsamında hazırlanan plan, Konya’da alan ile ilgili önemli ortaklar ve kanaat önderlerinin katıldığı “değerlendirme toplantısı” ile etraflıca masaya yatırılarak verimli bir şekilde istişare edildi. Şaşkın leylek! Geçtiğimiz günlerde hava sıcaklığının biraz arttığı Tatvan, mevsimleri karıştıran bir leyleği misafir etti. Normalde mayıs ve haziran aylarında Doğu illerine göç eden leyleklerden biri kış ortasında Küçüksu köyü yakınlarında bir süre mola verdi. İrili ufaklı göletlerde bir süre dolaştıktan sonra havanın ve suyun soğuk olduğunu anlayan leylek, havalanarak tekrar geldiği sıcak bölgelere doğru uçtu... Hakan Okay BİTLİS İHA Saatte 1.9 litre yakan uçak dünya turunda Slovenyalı biyolog, mümkün olduğunca az yakıt tüketmek ve çevrenin korunmasına dikkati çekmek amacıyla ultra hafif uçağıyla dünya turuna başladı. 53 yaşındaki Matevz Lenarciç, 290 kilogram gelen uçağıyla 2.5 ayda 100 bin kilometre kat edecek. Geçen yıl NASA’nın çevre dostu havacılık ödülünün sahibi olan uçağın saatte yaklaşık 1.9 litreden az yakıt tüketerek 322 kilometre gidebildiği belirtildi. YEŞİL PLATFORM Topladığım çekirdekler ekilse yanan ormanlar kurtulur > İclal Bozkurt / ÜSKÜDAR Efendim gençliğimizi sizin filmleriniz süsledi, şimdi ise güzel bir ilke imza atıyorsunuz... Bendeniz Danimarka’ya gidip geliyorum, çocuklar da özellikle Ekvatoral ülkelere gidiyorlar. Bu vesileyle benim meyve çekirdekleri biriktirme işi ‘sınırlararası’ oluyor. Hiçbir meyve çekirdeğini atamıyorum. Sadece benim biriktirdiğim tohumlar yetiştirilse bir senede ülkemizde yanan ormanlar yerine gelir! Amma velakin bunlar için bahçesi, çiftliği olan bir gönüllüye ihtiyacım var. Çekirdeklerin depolarda biriktirilip ve müsait zamanlarda ekilmesi gerekiyor. CEVAP: Değerli İclal Hanım, hiçbir çekirdeği zayi etmediğinize göre çok hassas ruhlu bir Hanımefendi’siniz. Sizi kutluyorum. Umarım bu mesajınızı okuyan ilgili adresler sizinle irtibata geçer ve tabiata olan aşkınızın yeşermesinde yardımcı olurlar. Doğaya gösterdiğiniz bu ‘sevgi’den dolayı size teşekkür ediyor, sağlık ve afiyetler diliyoruz. Öğrenciler 12 bin ağacı kurtaracak > İsmail Yağdıran / İSTANBUL Zambak Yayın Grubu tarafından okullarda ‘Atık Kağıtları Toplama ve Değerlendirme Projesi’ hayata geçiriliyor. Proje kapsamında 100 bin ‘Atık Kağıt Toplama Kutusu’, Türkiye genelinde il ve ilçelerdeki okullara ücretsiz olarak dağıtılacak. 100 bin kutu ile 700 bin kilogram kağıt toplanması hedefleniyor. Bu kağıtlar sayesinde 12 bin ağaç kesilmekten kurtarılacak. Diğer yandan, atık pillerin toplanması projesi de başarı ile yürütülüyor. Zambak Yayın Grubu Kurumsal İletişim Müdürü Selahattin Özşen, “Dünyanın kaynakları sınırsız değil! Proje ile hem ekolojik dengeye hem de ekonomiye büyük katkı sağlanacak” dedi. Kanatlı Gözcüler İngiltere’den ödül getirdi > Emrah Çoban / KARS Çevre, doğa tarihi ve yaban hayatı konularında dünyanın en saygın yayınevlerinden olan İngiliz Natural History Book Service, 2011’in en iyilerini geçtiğimiz günlerde belirledi. Son yıllarda Kars ve civarında ekibiyle birlikte yaptığı doğa çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çeken KuzeyDoğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu ve yazar Janice Wormworth tarafından kaleme alınan “Kanatlı Gözcüler: Kuşlar ve İklim Değişikliği” eseri, İngiliz Natural History Book Service tarafından “2011 Yılının Kitabı” seçildi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT