BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yine estim gürledim!

Yine estim gürledim!

Torunların derslerine yardım etmek gerekiyor bazen. “Ne gibi?” derseniz, “Bilgisayarı onlara bırakarak!..” Aletin başına bir geçiyorlar, beş dakikada Beşiktaş! “Google Amca” sağolsun, ara bul, kes yapıştır, al çıkışı, bitir işi. Sonra varsa yoksa kızlarda “ev düzenleme-kız giydirme”, oğlanda “Araba yarışları-harb darb işleri...”



Torunların derslerine yardım etmek gerekiyor bazen. “Ne gibi?” derseniz, “Bilgisayarı onlara bırakarak!..” Aletin başına bir geçiyorlar, beş dakikada Beşiktaş! “Google Amca” sağolsun, ara bul, kes yapıştır, al çıkışı, bitir işi. Sonra varsa yoksa kızlarda “ev düzenleme-kız giydirme”, oğlanda “Araba yarışları-harb darb işleri...” Tabiî anneannelerin o sınırsız “müsamahaları” sayesinde dedeleri dinleyen kim?.. Sen istediğin kadar nutuk at: “Evladım, ‘mause’ı değil, klavyeyi kullanan milletler bu amansız yarışta başarılı olacak, internetteki bilgiyi sınırsız kesip yapıştırma imkânı sizi aldatmasın, ödevlerinizi yaparken kopyacılık yapmayın, bilgiyi yorumlamaya, bunun için öncelikle bilgiyi anlamaya çalışın, sonra oturup kendi anladığınız şekilde ödevinizi yapın!..” İnsanoğlunun “kolaya yönelme” özelliği benim nutukları havada bırakıyor. Miniklerin bu özelliği lisede, üniversitede de pek farklı değil. İş hayatında da “kes-yapıştır”cılık psikolojisi geçerli. Yıllar yılı sanayimiz kimse kusura bakmasın kopyacılıktan öte gidemedi. Otomotivde, beyaz eşyada senelerce batılı şirketlerin hurdaya çıkmış teknolojilerini, kalıplarını kullanagelmedik mi? Herkes teknolojiye, AR-GE’ye yatırım yaparken biz böyle bir derdimiz olmadığı için doğru dürüst bir “Patent Mevzuatına” bile sahip değildik. Son yıllarda memlekette bunca kargaşaya, itişip kakışmaya rağmen Araştırma-Geliştirme ve Yenilikçilik konusunda atılan adımlar bizden sonrakileri bilgi üreten bir toplum olmaya yöneltecektir. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman işimiz kolaylaşacak. Aksi takdirde iki dolara sattığımız fındığı eksantrik bir çikolatanın içinde on dolara, kilosunu bir dolara sattığımız ipliği marka bir tişörtte yüz dolara, kilosu on lira olan demiri bir arabada bin dolara satın alarak bir yerlere varamayacağımızı anladık. İşte şimdi gençlerimizi “katma değer”i yüksek marka mal ve hizmetler ve bilgi üretip satmaya yöneltmeliyiz. Bunun için de herkes torunlarına bunun önemini anlatmak ve onları ikna etmek zorundadır. Lider ülke olmak öyle kolay mı? Osmanlı “Sübyan Mekteplerinde” emekli müderrisleri, paşaları, valileri görevlendirirmiş. Bizim de benzer bir düzeni kurmamızın önünde ne engel var? Emekli bir memur haftada bir iki gün bir anaokulunda miniklerle vakit geçiremez mi? Onları hayata hazırlayacak birkaç kelime edemez mi? Mevzuat buna müsaade etmez mi? O zaman siz bilirsiniz. Pİ-TE-TE’ye devam edin. Ama “Ne olacak bu memleketin hali?”, “Böyle siyaset mi olur?”, “Böyle askerlik mi olur?”, “Böyle muhalefet mi olur?”, “Böyle bürokrasi mi olur?” deyip durmayın. “Pİ-TE-TE” ne mi? Şu çoğumuzun müptela olduğumuz vaziyet canım. Pijama-Terlik-Televizyon!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT