BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkes benim gibi düşünse, yanılmaktan korkarım...

Herkes benim gibi düşünse, yanılmaktan korkarım...

Övgü beklediğiniz zaman kullanabileceğiniz en geçerli yem “alçakgönüllü” gibi davranmaktır. Unutmayın ki; sadece insandır yüzü kızarabilen yaratık... Bizi bir hayvandan ayırabilen en büyük meziyetimiz bu değil mi?



Toplumun “takımdaş bakışlar” nedeniyle üçe beşe bölünmüş kesimleri bir şeyler duymak istiyor. Ama “duymak istediklerini” söyleyenlerin yanına, duymak istemediği şeyleri söyleyenlerin ise karşısına hemen geçiveriyor. Kendisi gibi düşünmeyenlere “yanlış düşünüyorsun” diyebilmek; olsa olsa korkaklıktır... Övgü beklediğiniz zaman kullanabileceğiniz en geçerli yem “alçakgönüllü” gibi davranmaktır. Unutmayın ki; sadece insandır yüzü kızarabilen yaratık... Bizi bir hayvandan ayırabilen en büyük meziyetimiz bu değil mi? Mesela... “Kulüpler Birliği” Demesi gerekeni değil, diyeceklerinin anlaşılamaması veya iki yöne de çekilebilmesi için uğraşmıyorlar mı? Kendilerine hakaret ediliyor ama onların duruşu “bir şey yapıyor gibi” görünmek üzerine. Bütün dertleri “ben istemedim ama ne yapayım çoğunluk işte, onlar değiştirdi” diyebilmek. 58. maddeyi değiştirip, sonunda 65. madde filan yaparlarsa ve “işte değiştirdik” diye karşımıza çıkarlarsa hiç şaşırmam artık. FB’nin çıkarları Fenerbahçe”nin içinde bulunduğu durumu değil, bu durumu sorgulayan ve “koruduğunu zanneden” kişileri yargılıyorum. Bir yönetim kurulu, çıkarları ve hakları korumak için vardır. Oysa Fenerbahçe’nin bu durumunu aylardır koruyanlara bakın: Aykut Kocaman, Volkan Demirel, Faik Işık, Ömer Çavuşoğlu vb... Bu mudur koca Fener? Yok mu başka sorumlu akil adam... Asırlık çınarlar... Bu nasıl bir “hafifletici sebep” olarak düşünülmekte ve önümüze sunulmaktadır, algılamakta zorlanıyorum. 100 seneyi aşmış olmak “hafifletici neden” olabilir mi? Trabzonspor 40 senelik ise suçlu çıkma ihtimali diğerlerine göre daha fazla mı olmalı? Bir adam 100 yaşında, iki de komşusunu öldürmüş ama yıllardır mahallenin fakirlerine yardım ederdi; diyerek suçu görmezden mi gelelim? Kayıp 6 ay Futbol Federasyonunun satranç gibi oynamayı denemesi ve son hamlesiyle Kulüpler Birliğini köşeye sıkıştırması, üstüne olayı genel kurula havale etmesi zaman kaybı değil mi?.. Bir sezon kaybedip kurtulacak takımlara, ikişer sene kaybettireceğini hâlâ idrak edemiyor mu?.. PFDK zaten oradaydı ve tam 6 ay sonra ihaleyi oraya havale ettiler. Acemilik ve korkaklık nedeniyle kayıp katlanarak büyüyor... Kayıp 3 saat Biniş kartı elinde olan Aykut Kocaman havaalanından sırra kadem basıyor ve takım yalnız gidiyor “tek pisuarlı” Ordu’ya. Buluşma Aydınlar-Kocaman arasında imiş. Aracı yok, telefon konuşması yok. Yüz yüze. Belki de “Alper’i boşuna alma” uyarısı. Ya da daha vahim bir şey. Sayın Aydınlar bütün takımların mı, yoksa sadece Fenerbahçe’nin mi federasyon başkanıdır?.. Efsane olmak Burak geçen sezonun tamamında attığını şimdiden yakalıyor. Tarihe geçmek üzere. Ama tarih onu attığı goller ile mi hatırlar, yoksa gencecik bir arkadaşına gösterdiği “kontrolsüz öfke” sayesinde mi? Biz Metin Oktay’ı attığı goller ve kariyeri kadar, rakibine saygısı ve arkadaşlarına örnek davranışları nedeniyle hiç unutmayacağız. Ama ben Burak’ı unutmak üzereyim.. Sahi soyadı neydi? İçlerine Hagi kaçmış Biri onunla çalıştı ve oynadı. Sinir katsayısı ve iki yönlü oyunu, hırsı, maçın içine çırpıcı sokup yumurtanın sarısı ile beyazını ayırarak “maçı çırpması” tam “bin Hagilik.” Diğeri yan sahadan hoca olarak seyretti onu. Şimdilik sadece “bir Hagilik...” Duruşu ve vuruşu ile onun da içine Hagi kaçmış. Şimdilik çok sakin. Güçlendiğinde itip kakmayı da öğrenince tadından yenmez olur o da... Hagilerin Fatihi... Georghe Hagi-Emre Belözoğlu-Emre Çolak üçgeninin ortak yanı nedir? Üçünün de Fatih Terim tezgâhından ve dergâhından geçmiş olmalarıdır. Kimden, neyi, ne kadar alabileceğini bilen ve onu sonuna kadar almaya çalışan bir Fatih Terim var ortada ve iyi ki var. Biz ne yapıyoruz? İçlerindeki “Hagi’yi çıkarma ayinleri” düzenleyip duruyoruz bıkmadan... Abdullah Avcı Henüz ortada bir icraatı yok. Ama şimdiden hissettirdiği konum “sistemin makro aktörlerine” teslim olduğu yolunda. Bu bir “bana göredir”, ona göre... Majör düşünmesini ve zorunda olmasını anlıyorum. Ama yaslandığı sistem ilk maçında, hatta ilk aday kadrosunda onu yemeye başladığında umarım ki bizim gibi eski dostlarına ihtiyacı olmaz... POST-İT 26 Ocak tarihinde en çok Şenol Güneş’in konuşmasını ve bir oylama olacaksa; “açık-kapalı” nasıl yapılacağını şiddetle merak ediyorum. Türk futbol ailesinin en net fotoğrafı orada çekilecek çünkü... S-ÖZ “Gerçek aptal, onu beğenen başka bir aptal bulabilendir...” Baktılar ki A2 takviyeli takım daha iyi mücadele ediyor, Turgut Şahin’i de satıyorlar. Demek ki, batan geminin malları rağbette ama gemi direniyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT