BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa’da ırkçılığın seyri

Avrupa’da ırkçılığın seyri

Avrupa, iç içe tehditler altında. Ekonomik durgunluk, Avrupa Birliği’nin duraklama dönemine girmesi, Avro’nun istikbaline şüpheyle bakılması, yabancı düşmanlığından doğan ırkçılık...



Avrupa, iç içe tehditler altında. Ekonomik durgunluk, Avrupa Birliği’nin duraklama dönemine girmesi, Avro’nun istikbaline şüpheyle bakılması, yabancı düşmanlığından doğan ırkçılık... Bunların hiç biri tek başına değil, biri diğerini tetiklemekte. Yabancı düşmanlığı olmayan ülke yok gibi. Aynı zamanda ırkçı partiler de yükselişte. Hollanda, Fransa hep böyle. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık sadece Kuzey Afrikalılara, Araplara, Türklere karşı değil, AB üyesi ve Hırıstiyan olan Yunanlılara da düşmalık yapılmakta. Son zamanlarda ırkçılık saldırıya da dönüştü. Kan döküyor. Bu saldırıların merkezi Almanya. Almanyada ‘dönerci cinayetleri’ denen Türklerle Yunanlıların hayatını kaybettiği seri cinayeteler işlendi. Döner ticareti Türklerin elinde. Döner, beslenmede ezberleri bozdu. Bu aynı zamanda sermayenin de el değiştirmesi demek. Bu itibarla bu cinayetlerin fanatik Alman ırkçıları, Naziler tarafından mı yoksa Alman derin devleti tarafından mı yapıldığı en azından şimdilik meçhul. Şimdilik meçhul ama ilerde ortaya çıkıp çıkmayacağı da belli değil. Avrupa’da nüfus artmıyor. Nüfus yaşlı ve yorgun. Heyecan yok. Aksi hayatsa Türkler başta olmak üzere yabancılarda. ABD’nin yeşil kartla yaptığı düzenlemeyi Avrupa yabancı işçi alarak yapmıştı. Bu açıdan bakınca yabancılar, bütün Avrupa için bir şanstır. Kaldı ki hangi yabancı? Artık birinci nesil azalmıştır. Şimdi ikinci ve sonraki nesiller Avrupa’dalar. Türkler esasından konuşursak onlar, ‘Avrupalı Türk’. Kendilerini Avrupalı kabul ediyorlar. Aklı başında Avrupalılar, yabancıları gençlik, çoğalma ve dinamizm unsuru görürken ırkçılar tam tersine düşmandır. Onlara göre yabancılar gelmeseydi, bugün Avrupa içine düştüğü durumdan uzak olacaktı. Halbuki kimse ‘peki yabancılar gelmeseydi II. Cihan Harbi sonrası kalkınmayı nasıl ve ne kadar zamanda gerçekleştirecektiniz?’ diye sormuyor. Velhasılı Avrupa’nın başı derttedir. Bu ırkçı tırmanış durmayabilir.. O sürdüğü takdirde bir süre sonra yabancı dedikleri ve zorla ötekileştirmeye çalıştıkları çoğu Avrupa doğumlu ve yaşadıkları ülkelerin nüfusuna kayıtlı insanlardan misilleme veya meşru müdafaa görebilirler. O zaman Avrupa’yı kaos bekler. Bu karanlık geleceğe yuvarlanmamak için Avrupalı yöneticiler vaziyete hakim olarak hem devletin içine ve hem de sokağa hakim olmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT