BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mekke-i mükerreme’nin fethine dâir -1-

Mekke-i mükerreme’nin fethine dâir -1-

Dünyâda en mühim “fetih”, Kur’ân-ı kerîmde, “Feth-i mübîn” diye zikredilen, hicretin 8. Yılında [1 Ocak 630 târihinde] vukû’ bulan Mekke-i mükerreme’nin fethidir...



Dünyâda en mühim “fetih”, Kur’ân-ı kerîmde Feth sûresinde, “Feth-i mübîn” diye zikredilen, hicretin 8. Yılında [1 Ocak 630 târihinde] vukû’ bulan Mekke-i mükerreme’nin fethidir. “Nasr sûresi” de Mekke fethine dâirdir. Geçen haftaki iki makâlemizde, “Hicret”ten bahsederken birer nebze “Fetih”ten de bahsetmiştik, ama bugün bu konuda birkaç kelime daha söylemek istiyoruz... Hicretin sekizinci senesi idi. Peygamber Efendimizle müşrikler arasında imzâlanan Hudeybiye antlaşmasının bir maddesi şöyle idi: “Her iki tarafın [ya’nî Müslümânlarla müşriklerin] dışında kalan Arab kabîleleri, istedikleri tarafın himâyesine girebilecekler, Müslümânlar veya müşriklerle birleşmekte serbest olacaklar.” Buna göre; Peygamber Efendimizin müttefiki olan Huzâa kabîlesi, Müslümânlar tarafında; Benî Bekir kabîlesi de müşrikler tarafında yer almışlardı. Huzâa kabîlesi ile Benî Bekir (Bekir oğulları) eskiden beri düşmân olup fırsat buldukça birbirlerine saldırırlardı. Hudeybiye barışına göre, onlar da bir müddet için saldırılarını durdurmuşlardı. Fakat, buna Benî Bekir kabîlesi iki sene uyabildi. HUZÂA’YA ANİDEN SALDIRDILAR Bir gün Mekkeli müşriklerin himâyesindeki Benî Bekr kabîlesinden biri, şiir okuyarak Peygamber Efendimizi hicvetmeye yeltendi. Huzâa kabîlesinden bir genç, buna râzî olmayıp Peygamberimizi hicvedici şiir okuyan adama bundan vazgeçmesini söyledi; fakat o vazgeçmedi. Bunun üzerine onun başına vurup yardı ve onu susturdu. Benî Bekr kabîlesi, bu hâdiseyi bahâne ederek, antlaşma gereği tehlikeden emîn olan Huzâa kabîlesi üzerine ânîden saldırdılar. Kureyş müşrikleri de bu saldırıda Benî Bekr kabîlesine hem silah vererek, hem de gizli adam göndererek yardımda bulundukları gibi, ayrıca kıyâfet değiştirerek onlarla birlikte de Huzâa kabîlesi üzerine saldırdılar. Huzâa kabîlesi, “Hudeybiye Antlaşması” gereğince emîn oldukları için hâzırlıksız bulunuyorlardı. Bu ânî saldırıya da hâzırlıksız yakalandılar. Yerleşmiş oldukları “Vetir Suyu” denilen yerden Mekke’ye kadar kaçmak zorunda kaldılar. Kâbe-i şerîfe’ye ve harem-i şerîfe sığınmış oldukları hâlde, üzerlerine hücûm edildi ve netîcede Huzâa kabîlesinden yirmiüç kişi öldürüldü. Bu saldırıda, himâyelerinde bulunan Benî Bekr kabîlesine, at ve silâh vermek gibi yardımda bulunmaktan başka, bilfiil çarpışmaya da katılan Kureyş müşrikleri, böylece “Hudeybiye Antlaşması”nı bozmuş oldular. Çarpışma esnâsında, Huzâa kabîlesinden bazı Müslümânlar, gece yapılan bu baskınlarda, Bekiroğulları arasında, Kureyşli müşriklerin de bulunduğunu görmüşlerdi. O gece, Medîne’de, Hazret-i Meymûne vâlidemizin evinde bulunan sevgili Peygamberimiz, namaz kılmak için kalkıp abdest alırken; Allahü teâlânın izni ile bir mu’cize olarak, Mekke’deki Müslümânların kendisinden yardım taleb ettiklerini işitmişti. Onlara cevâb olarak; “Lebbeyk!=Da’vetinize icâbet ediyorum” buyurdu. MÜŞRİKLERLE HARP EDİLECEKTİ!.. Kureyş müşrikleri Benî Bekir’e yardım ederek, Huzâa kabîlesine baskın yapıp onları öldürmekle, Hudeybiye antlaşmasının maddelerine aykırı hareket etmiş, böylece antlaşmayı bozmuş oluyorlardı. Fakat, bu hâdiseden, o sırada Şâm’a ticâret için giden Kureyş lideri Ebû Süfyân’ın haberi olmamıştı. Şâm’dan dönünce, hâdiseyi ona anlattılar ve “Bu, mutlaka düzeltilmesi lâzım olan bir iştir. Gizlenmesi mümkün değildir. Eğer düzeltilmezse, Muhammed bizi Mekke’den sürer çıkarır” dediler. Ebû Süfyân ise; “Her ne kadar bu hâdiseden benim haberim olmadıysa da, yapılan kıtâl haberi Medîne’ye ulaşmadan, barışı yenileyip uzatmak üzere acele gitmem lâzım” dedi... Sevgili Peygamberimiz, Mekkeli müşriklere haber göndererek; “Yâ Huzâa kabîlesinden öldürülenlerin diyetlerini (kan bedellerini) ödersiniz veya Benî Bekr kabîlesini himâyeden vazgeçip geri durursunuz. Şâyet bu söylediklerimden birini kabûl etmezseniz, bunları yerine getirmeyecek olursanız, ‘Hudeybiye Antlaşması’nı bozduğunuzu ve bunun netîcesi olarak sizinle harb edeceğimizi biliniz” teklîfinde bulundu. [Yarın inşâallah birkaç kelime daha yazalım.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT