BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çöl, eşek ve yem

Çöl, eşek ve yem

Yola çıkarken bütün hazırlığı yapılmıştı eşeğin. Sırtındaki küfelere; yol boyu içse bitiremeyeceği kadar, dolu su kapları ve kalanına da gayet besleyici yem ve küspe katılmış kuru samanlar doldurulmuştu. Tek yapması gereken yürüyebildiği kadar yol almak ve ihtiyaç hissettikçe durup karnını doyurmak, suyunu içmekti.



Yola çıkarken bütün hazırlığı yapılmıştı eşeğin. Sırtındaki küfelere; yol boyu içse bitiremeyeceği kadar, dolu su kapları ve kalanına da gayet besleyici yem ve küspe katılmış kuru samanlar doldurulmuştu. Tek yapması gereken yürüyebildiği kadar yol almak ve ihtiyaç hissettikçe durup karnını doyurmak, suyunu içmekti. Fakat eşek, sırtında ne taşıdığını unutmuş gibiydi! Aklına estiği kadar yürüyor, bir çalı görüp onu kemiriyor, sonra dinleniyor, sonra çamurlu bir su birikintisi bulup dudaklarıyla suyunu süzmeye çalışıyor, sonra biraz daha yürüyüp birkaç kök ot bulmak için kuru toprağı gözlüyordu. * Uzun zaman sonra yoluna bir hayırsever çıktı. Bu kimse ona baktı ve haline acıdı. “Gel senin küfeni takviye edeyim. Çünkü önüne çıkacak çölü bu halinle ve aç susuz aşman zor” dedi. Fakat sonra hayret ve şaşkınlık içinde: “Yahu sen bunca yol gelmişsin, açlık ve susuzluk çekmişsin, üstelik yiyeceğin ve içeceğin sırtındaymış, üstelik bir de onları boşa taşımaktan perişan olmuşsun” dedikten sonra sıkı sıkıya tembih etti: “Artık kafanı kullan! Sırtında taşıdığın yemi ye, suyu iç. Hepsini tazeledim. Bunlar sana şifadır... İki çalı bularak, çamurlu suları gözleyerek çölü aşman imkânsız” dedi. Kafasını sallayan eşek çöle doğru yürüdü, sonunda gözden kayboldu. Serin sular ve leziz yemler dolu küfeyi sırtında taşıdığı halde; aç, susuz, perişan, kuru ve kızgın toprakta yol almaya çalışıyordu... * Elimde, kapağı uçuk yeşil bir kitap vardı. İsmi “Namaz Kitabı” olduğu halde, içinde; imanın nasıl olması gerektiğinden cenazeye, gusül abdesti almaktan hacca ve çeşitli menkıbe (ibret alınacak hikâye)lerden dualara kadar her şeyin özeti vardı. Bu bir minik ilmihal (insana hayatı boyu lazım olacak hal bilgileri) kitabıydı yani. Onu birine uzattım, ama; “Bundan bende üç dört tane var, dedi... Daha önce de vermiştin!”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT