BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Pes etmeyen kadın!”

“Pes etmeyen kadın!”

Demir Leydi, erkek egemen bir dünyada sesini duyurabilmek için cinsiyet ve sınıf engellerini yerle bir eden Margaret Thatcher’ın zorlu hikâyesini anlatıyor. Film, iktidar ve onun için ödenen bedel üzerine kuruludur; hem sıra dışı hem de karmaşık bir kadının şaşırtıcı ve içten hikâyesi...



DEMİR LEYDİ Yönetmen: Phyllıda Lloyd Oyuncular: Meryl Streep, Jım Broadbent, Olivvia Colman Turgut Özal’ın hayatı sinemaya aktarılsa... Ve bu film hikayesiyle, yönetmeniyle, oyuncularıyla dört dörtlük olsa... Bizim sinema eleştirmenlerimizin epeyce bir kısmı ızdırap çekecektir; çünkü “iyi ama işçi sınıfı, ezilenler, çağdaş uygarlık...” temalı toplum katmanında fosilleşmiş, bohem elitlerin kafasında can çekişen motifler onları hala “farklı” kılan unsurlardır... Demir Leydi’yi de değerlendirmek kolay olmayacak onlar için... Filme gelelim... Artık 80’lerinde olan eski Başbakan Margaret Thatcher, Lond-ra, Chester Meydanı’ndaki evinde kahvaltı etmektedir. Kocası Denis öleli birkaç yıl olmasına rağmen henüz onun dolabını boşaltmamıştır, sonunda bunu yapmaya karar verir ve anıları canlanmaya başlar. Gerçekten de, o gün kocasını görür, tıpkı eskisi gibi sadık, sevgi dolu ve muzip. Margaret’ın hizmetkarları, Carol Thatcher’a annesinin geçmiş ve şimdiki zaman mefhumunun kalmadığını söylerler. Hele bir akşam verdiği yemek davetinde yine misafirlerini büyülerken, 60 yıl önce Denis’le tanıştığı yemeğin hatıraları onu ele geçirince iyice endişelenmeye başlarlar. Yemek bittiğinde Margaret yatağına gider ancak uyuyamaz. Kalkıp eski filmleri karıştırır ve bunları izlerken kariyeri için özel hayatından ne kadar çok fedakarlık yaptığını düşünür. Yemeğin ertesi günü Carol annesini doktora gitmeye ikna eder. Margaret hiçbir şeyi olmadığında diretmektedir. Doktora uyanık olduğu zamanlar kendisini esir alan hayatının o en önemli anılarından bahsetmez. Sessiz sedasız başladı, gündeme oturdu: “Sinema Filmarası’nda” Aylık sinema dergisi “Filmarası” son sayılarındaki röportajlarla dikkat çekiyor. “Yıl 2, Sayı 18” genç bir dergiyi ifade ediyor. Ama gelinen nokta “Filmarası”nın kalıcı olmanın ötesinde giderek sinema medyasını yönlendireceğini de gösteriyor. Bu ülkenin değerleriyle barışık sinema sevdalısı bir avuç insanın “başarı hikayesi” de diyebiliriz. Son sayılarındaki röportajların ulusal medyaya konu olması ve beğenilmesi, “başarı hikayesi” tezimizi doğruluyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT