BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Silahlar, Kürtlerin sigortası değil"

"Silahlar, Kürtlerin sigortası değil"

Kemal Burkay, Leyla Zana’nın “Kürtler silah bırakmamalı, silah Kürtlerin sigortası” sözü için “Son derece yanlış. Silah sigorta değil, çözüme engeldir” dedi. Orhan Miroğlu da “Savaşta ısrar intihardır” ifadesini kullandı.



> Adem Demir - İSTANBUL Kürt siyasetçi Kemal Burkay, silahları sigorta olarak görenlere tokat gibi cevaplar verdi. Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana’nın sözlerini son derece yanlış bulduğunu söyleyen Burkay, silahların Kürtler için sigorta olmadığını aksine çözümü zorlaştırdığına inandığını söyledi. Euronews’e açıklamalarda bulunan Burkay, şöyle devam etti: “Bu aşamada silahların hiçbir hizmeti olmayacağı kanısındayım. Öteden beri şu andaki kazanımları bile PKK’nın silahlı mücadelesine bağlayan kesimler var. Bu iddialar doğru değil. Son derece yanlış bir görüşler. PKK silahlı eylemleri başlatalı 30 yıl oldu. Kürt halkı bir şey kazanmadı. Hem Kürt halkı hem Türkiye çok şeyler kaybetti. Kürt hareketini şiddete iten cunta ve savaşçı güçler, militarist güçler bununla bir şey kazanmış olmadı. Bununla bitirmediler Kürt sorununu daha da büyüdü, ağırlaştı daha da içinden çıkılmaz hale geldi. Buna karşı çözümü silahlı eylemde gördüğünü söyleyen PKK da herhangi bir sonuca ulaşmadı.” ÖZERKLİK İÇİN SİLAHA GEREK YOK Kemal Burkay, şu anda PKK ve BDP’nin demokratik özerklik isteğini dile getirdiğini, bu durumda sınırlara, herhangi bir bayrağa gerek olmadığını kaydederek, “Resmi dil Türkçe olsun. Öyle ise bu kadar asgariye çekilmiş talepler için dağda silahlı güç bulundurmaya ne gerek var? Biz bunu Kürt halkı olarak pek ala siyasal çalışmamızla barışçıl demokratik yöntemlerle yapabiliriz. 2012 yılında dünya şartları buna çok uygun. Onun için diyorum ki silahlar Kürt halkının sigortası değildir hiçbir zaman olmadı.” dedi BARIŞ SÜRECİ TIKANDI “Habur olayında hükümet geri adım attı. Ama bu sadece hükümetin kusuru değil” diyen Burkay, en başta Kürtlerden; BDP ve PKK kesiminden gereken desteği alamadığını vurguladı. Burkay şunları söyledi: “Onlar süreci kolaylaştırıcı değil, zorlaştırıcı tutum izlediler. Seçimden sonra yine bir umut vardı. Diyalogun başlaması açılım sürecinin yeniden canlanması ve barışçıl çözümler için yeni adımlar atılması gerekiyordu. Ne yazık ki bu da olmadı. BDP-PKK kesiminin çok önemli hatalar yaparak buna yol açtığı kanısındayım. PKK, Silvan ve Çukurca olaylarıyla zincirleme giden eylemler başlattı. BDP’ye oy veren seçmenler, BDP’nin parlamentoda yeni anayasanın gerçekleşmesi için çaba göstermesini bekliyordu. Ne yazık aksi olaylar gelişti. Boykot ve arkasından silahlı eylemler başladı. Hükümet de tavrını sertleştirdi.” MİROĞLU: Kürt meselesinde şiddetin sonu yaşanıyor Siyasetçi ve yazar Orhan Miroğlu, bugüne kadar onlarca kitaba imza atmış bir Kürt aydını. Kimi çevrelerin “Silah Kürtlerini sigortasıdır” dedikleri bugünlerde Miroğlu yeni yazdığı kitabında aksini savunuyor. “Silahları Gömmek” adlı kitapta Miroğlu silahlı çatışmanın Türklere ve Kürtlere ne ölçüde zarar verdiğinin altını çiziyor. Her bir sayfasında birbirinden ilginç ve çarpıcı tespitlerin yer aldığı kitapta, Miroğlu, PKK ile diğer Kürt isyanlarını kıyaslıyor. Nelson Mandela ile Öcalan’ı da karşılaştıran Miroğlu savaşta ısrar etmenin bugünkü aktörleri de dünün isyancılarının yaşadığı kaderi yaşamaya mahkûm ettiğini vurguluyor. “Şeyh Sait’ten Seyit Rıza’ya, devlete isyan eden ve ayaklanan Kürtlerin kaderleri birbirine benzedi” diyor Miroğlu. SON İSYANCILARIN ŞANSLARI VAR Kürt sorunun tarihi bir yol ayrımında ve tarihi bir kavşakta olduğunun altını çizen Miroğlu, “İlk isyancıların ne devlete alternatif bir siyasi modelleri vardı, ne de dağlarda savaşan silahlı grupları. Şunu kabul etmek lazım ki, çoğunun hayatı darağaçlarında, sürgünlükte ve hapislerde biten ilk isyancılara, devlet hiçbir şans tanımamış ve hiçbir vaatte bulunmamıştı. Ama son isyancıların böyle bir kadersizliğe mahkûm olmak yerine kullanabilecekleri bir şansları var. Yeni yüzyıl ve Türkiye‘nin içinde bulunduğu süreç, siyasi ortam son isyancılara, geçmişlerine karşılık bir gelecek vermeye ve bir gelecek vaat etmeye çoktan hazır. Ama ne isyancılar bu gerçeğin farkında ne de kırk yıldır onları yok etmeye çalışan güçler” ifadelerine yer veriyor. KÜRT HALKI SAVAŞ İSTEMİYOR Sürdürülen silahlı çatışmanın kazanılabilecek bir savaş olmadığı, olmayacağının açık olduğunu belirten Miroğlu şu ifadelere yer veriyor: “Ama savaşı başlatanların amacı da zaten savaşı kazanmak değildi. Onlar savaş yoluyla etnik bir çatışma ortamı umuyor ve çatışma üzerinden uluslar arası pozisyonlarını güçlendirebileceklerin düşünüyorlardı. Dolayısıyla PKK yeni bir savaş istiyor olsa bile, bu savaşın bir sebebi ve karşılığı yoktur. Kürt halkı savaş istemiyor ve daha şimdiden savaş karşıtı bir tutum alıyor. Savaşa ve bunca şiddete rağmen, Türkiye içine girdiği demokratikleşme hamlesini sürdürmek için, umut verici bir kararlılık içinde görünüyor. Ölümler devam edecek gibi görünse de tarihin çarkı savaş isteyenlerden yana dönmüyor. Kürt sorununda şiddetle belirlenen tarihin sonu yaşanıyor. İçinde bulunduğumuz dönem, silahların gücünü müzakere masasında pazarlık etmenin zamanı değildir. Silahları gömmenin zamanıdır.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT