BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yarının çocukları

Yarının çocukları

Dünya; bütün kavgaların buluştuğu bir adres... Keyfiliğin, kirliliğin hüküm sürdüğü bu kapısız, kuralsız adreste her geçen gün insan biraz daha bozuluyor...



Dünya; bütün kavgaların buluştuğu bir adres... Keyfiliğin, kirliliğin hüküm sürdüğü bu kapısız, kuralsız adreste her geçen gün insan biraz daha bozuluyor... Bugünün çocukları da bu kirlenmeden ve bozulmadan nasibini almış... Hakikat; mum ışığıyla aranılıyor... Yarının çocuklarına bırakmak üzere bir köşeye ayrılan miras ise anlamsız kavgalardan ibaret... Dünya için yapılan hiçbir kavganın haklı bir yanı yok... Sabahtan akşama kadar sanal dünyada kendini bir yerlere taşımanın hesabını yapan bugünün çocukları sınav maratonundan bir türlü gerçek hayata dönüşü gerçekleştiremiyor... Kalabalıklar içerisinde geçip giden hayatın anlamsız yorgunluğundan sokaklara düşen bugünün çocukları ifadesiz yüzleriyle bize o kadar çok şey anlatıyor ki! Bir dağ gibi biriken meselelerle boğuşmaktan bıkıp usanan bugünün çocukları yorgun düşen savaşçılar gibi... Birileri çözmekten, birileri de düğümlemekten yorulmuş... Çözmeye çalışanların çoğu dayanamayıp çözülmüş, çözümsüzlüğü çözümden sayanlar ise direnmekten yorgun düşmüş... Halk ve bürokrat arasındaki ilişki misali... * Teknolojik devrimle büyüyen bugünün çocukları herkese ulaşabiliyor... Ama insanlık adına değiştirebildikleri iyi bir şey yok... Çözümsüzlük hâlâ büyük bir stratejiden sayılıyor... Bilgisayarlar sayesinde herkes her şeyi biliyor ama kavgalar bitmiyor... Kavgalar daha hızlı yayılıyor... Makinelere bağımlı yaşayan dünya halkı bu amansız hastalıkla boğuşuyor... Güney Kore ve Çin’de bilgisayar ekranına bağımlı çocuklar için internetten kurtarma kampları başlatılmış... Ve New York Times‘te yayınlanan bir makalede deniliyor ki: - Yakın zamana kadar özgürleştirici görünen internet bağlantısını bir süreliğine kesen Freedom yazılımını almak için ciddi paralar ödüyor. Benzer bir deneyi 2007’de Intel şirketi de yapmış, salı sabahları mühendis ve yöneticilerine dört saat sessizlik (telefon veya e-posta yok) hakkı tanımıştı. Telefon kullanması ve e-posta göndermesi yasaklanan personel böylece kafalarını boşaltma ve düşündüklerinin farkına varma şansını bulmuşlardı. * Düşündüklerinin farkına varmalarını beklemeyi bir tarafa bırakalım, milyonlarca konuşan ve yazan insan dahi ne konuştuğunun ve ne yazdığının farkında bile değil... Nicholas Carr, “sığlık” adlı kitabında, ortalama bir Amerikalının en az sekiz buçuk saatini ekran karşısında geçirdiğine dikkat çekiyor. Ortalama bir Amerikalı genç günde 75 telefon mesajı gönderip alıyor... Bizde durum çok mu farklı? Dünyanın her yeri aynı... Değişen bir şey yok... Bütün kavgaların kendilerine miras bırakıldığı bu adreste yarının çocukları nasıl bir hayat yaşayacak? Kim bilebilir ki?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT