BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hizaya sokan eğitim

Hizaya sokan eğitim

Bizim apartmanın çocuklarının oyununu izliyorum. Biri yüksekçe bir yerde, diğerlerini karşısına dizmiş; ‘hizaya geçin’ diye bağırıyor, azarlıyor.



Bizim apartmanın çocuklarının oyununu izliyorum. Biri yüksekçe bir yerde, diğerlerini karşısına dizmiş; ‘hizaya geçin’ diye bağırıyor, azarlıyor. Diğer çocuklar ip gibi dizilmişler. Sonra hep bir ağızdan ‘andımız’ okuyorlar. Ne oynuyorsunuz diyorum. Okulculuk oynuyorlarmış. Düşünün, oyunun ana unsuru hizaya girip ip gibi dizilen çocuklar, yani öğrenciler ve onları sürekli azarlayan çocuk, yani öğretmen... Bu bir misal, bir metafor... Lakin eğitim sistemini, o sistemin tornasından geçen herkes biliyor. Okulda hangi duvarda hangi resmin asılacağından, sınıfta hangi dogmaların ezberletileceğine kadar her şeyin merkezden belirlendiği bir eğitim sistemi... Başında ‘milli’ ifadesi olan ama esasen tektipleştirici, ideolojik bir ‘kalıba sokma’ sistemi... AK Parti iktidarı ülkede birçok devrim yaparken, milli eğitimdeki dönüşüm değişen imtihan isimleri ve usullerinden ibaret kaldı. Bir de bedava ders kitabı ile her okula bilgisayar sınıfı... Şimdiki Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, sistemi tıkayan taşlaşmış yapının farkında olsa gerek... Zira göreve gelir gelmez teşkilat kanununun ideolojik referanslarını kaldırdı. Geçen hafta da 19 Mayıs’ın stadyumlarda ‘gürbüz ve güçlü gençler’ temalı, şoven diktatörlüklere mahsus gösterilerini kaldırdı. Bakan Dinçer, eğitim sistemini ıslah ederek, körpe dimağları dogmalardan kurtaracak gibi görünüyor. Lakin; Tevhid-i tedrisat heyula gibi ortada duruyor. Çocuklar her sabah hâlâ ideolojik bir yemin olan andımızı haykırıyorlar. Hâl⠑uydurulmuş bir yakın tarih mitini’ ezberlemek ve sorulduğunda papağan gibi tekrarlamak zorundalar... Yani; Eğitim’de yapılacak daha çok iş var. Bakan Ömer Dinçer ‘zihin açan, ufuk genişleten’ bir eğitim sistemi için umut ve güven veriyor. Ama işi hiç kolay değil... Hüsn-i Hatime Ölüm hak... Endişeli modernler Zincirlikuyu kabristanının kapısında yazdığı için tedirgin olsalar da ‘her canlı ölümü tadacaktır.’ Ölüm anında söylenen son söz de çok önemli... Müteveffa Denktaş‘ın son sözleri de ‘burası bağımsız bir cumhuriyet’ ve ‘Hristofyas’ olmuş, kızının anlattığına göre... Bir insan hayatı boyunca ne ile meşgul ise, son nefesinde de onunla ‘meşgul’ olduğu söylenir. O sebepledir ki müminler birbirlerine dua ederken ‘hüsn-i hatime’ dilerler. Yani ‘iyi son’. Allah hepimize hayırlı bir ömür ve hüsn-i hatime nasip etsin. Bir de ölümlerden ve ölenlerin hallerinden ibret almayı...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT