BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammed Hazîn

Muhammed Hazîn

“Sünnet ile bid’at, birbirlerinin zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde, ikincisi bulunamaz. Birini diriltmek, ötekini yok etmektir. Sünneti diriltmek, bid’ati yok eder...”



Muhammed Hazîn hazretleri, Siirt’te yetişen büyük velîlerden olup doğum târihi ve yeri belli değildir. İlim öğrenmek için Seyyid Tâhâ hazretlerine gitti. Seyyid Tâhâ, Muhammed Hazîn’e; “Senin işin Osman-ı Tavîlî’nin elindedir. Ona gidiniz” buyurdu. Bunun üzerine Muhammed Hazîn Irak’a gitti. Şeyh OsmanTavîlî’nin sohbetlerinde bulundu ve kemâle geldi. İcâzet alıp memleketi olan Siirt’e döndükten sonra Ulu Câmide vaaz ve nasîhatlere başladı. Ömrünün sonuna kadar insanlara Allahü teâlâya kavuşturan Ehl-i sünnet vel-cemâat yolunu anlatmaya çalıştı. Sohbetleri çok bereketli olurdu. Çok talebe yetiştirdi. Bir dersinde buyurdu ki: “Sünnet ile bid’at, birbirlerinin zıddıdır, tersidir. Birinin bulunduğu yerde, ikincisi bulunamaz, gider. Birini diriltmek, ötekini yok etmektir. Sünneti diriltmek, bid’ati yok eder. Bid’ati diriltmek de, sünneti yok eder. İster hasene, yâni güzel desinler, ister seyyie, çirkin desinler, her bid’at, sünneti yok eder. Belki, bir bakımdan güzel denilmiş olabilir. Hiçbir bid’atin kendisi güzel olamaz. Çünkü Allahü teâlâ, sünnetlerin hepsini beğenir. Sünnetlerin zıddı ise, şeytanın beğendiği şeylerdir. Bugün, bid’atler, her yere yayılmış olduğundan, bu sözümüz çok kimseye ağır gelir. Fakat, âhırette, hangimizin doğru olduğunu anlayacaklardır. İşittiğimize göre, hazreti Mehdî, hükûmet sürdüğü zaman, dîni yayarken ve sünneti diriltirken, bid’at işlemeye alışmış olan Medîne’deki âlim, bid’ati güzel sandığı ve ibâdet olarak yaptığı için, hazreti Mehdî’nin emirlerine şaşarak, (Bu adam, bizim dînimizi yok etti ve milletimizi öldürdü) diyecektir. Hazreti Mehdî bu âlimi öldürecektir. Onun güzel sandığı bid’atin, kötü olduğunu bildirecektir...” “MEKÂNIMIZ BURASIDIR!..” Muhammed Hazîn hazretleri vefât etmeden önce, Siirt’teki Firsaf köyünde şimdiki türbesinin yerini göstererek; “Vefâttan sonra mekânımız burasıdır. Hâlid bin Velîd muhârebe sırasında çadırını buraya kurmuştur” dedi. 1890 (H.1308) senesinde vefât eden Muhammed Hazîn, kalabalık bir cemâat tarafından daha önceden gösterdiği yere defnedildi. Bir sene sonra üzerine türbe yaptırıldı. Türbenin yapımı sırasındaki kazıda toprağın altından, birkaç ok ve kıvırcık saçlı bir şehîd çıktı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT