BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Referandum korkusu

Referandum korkusu

Yukarıdan aşağı doğru uzanan bir eksen üzerinde üç başkent, Moskova, Ankara, Lefkoşa... Üçünün de kaderi birbirine bağlı. Bu bağlılık, ilginç tevafuklarla el’an devam etmekte.



Yukarıdan aşağı doğru uzanan bir eksen üzerinde üç başkent, Moskova, Ankara, Lefkoşa... Üçünün de kaderi birbirine bağlı. Bu bağlılık, ilginç tevafuklarla el’an devam etmekte. 25 Mart’ta Moskova’da Başkanlık seçimi vardı, Vladimir Putin yüzde 52’lik bir ekseriyetle başkan veya bazılarının ifadesi ile çar seçildi... Çar mı, demokrat mı, komünist mi olduğunu zaman gösterecek. Siyaset sahnesinde yeni olduğundan KGB’nin bu nazenin edalı fakat bir o kadar da belalı ismi hakkında tam bir hüküm verilemiyor. 15 Nisan’da ise KKTC’de başkanlık seçimi var. KKTC bir kişi ile özdeşleşmiştir, Rauf Denktaş. O bir kahraman. Eğer bugün Kıbrıs’ın üçte biri Rum tasallutundan halas olmuşsa neticede o kahraman insanın şeref payı mutlaktır. Yılların çilekeş lideri başkan Denktaş, şu günlerde çok sitemkâr. Karşısına başkan adayı olarak başbakan Derviş Eroğlu’nun çıkmış olmasını hazmedemiyor. Eroğlu, çıkmış veya çıkartılmış. Denktaş’ın konuşmasında satır aralarına dikkat edilirse aday çıkma değil, aday çıkartılma var. “Türkiye’den gelen milyonlarca doların harcanması...” ithamı Eroğlu’nun Ankara tarafından Denktaş’a karşı rakip olarak ileri sürüldüğünü göstermekte... Sahi mi, Ankara böyle bir manevraya girişir mi? Eğer sahi ise ve manevra başlamışsa Kıbrıs’ın geleceğine dair büyük tavizler beklenebilir. Demek ki, Ankara, Denktaş’ı aşarak batının istediği tavizleri vermekte zorlanıyor. O’nun için yeni bir isme destek vermekte. Halbuki şöyle de olabilirdi: Rauf Denktaş Türkiye Cumhurbaşkanı adayı yapılırdı, Demirel de KKTC. Son derecede samimiyiz. Böylece Demirel, unvanını korumuş olduğu gibi Kıbrıs mes’elesi de fevkalade tecrübe sahibi bir başka isme emanet edilir, daha mühimi, bir ilke imza atılır, Türk cumhuriyetleri arasında devlet ve hükûmet adamlarından istifade sadece kendi sınırları içinde kalmazdı. Bugün değilse yarın bu yol açılabilir. 16 Mayısta da Ankara’da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. 16 Mayıs’ın ibresini TBMM’nin bugünkü celsesi tayin edecek. Havada rakkamlar uçuşmakta... Ve bir kelime, bir korku kelimesi, referandum. Halka gitmek... Bugün, Ankara siyaseti Anayasanın üç maddesine kilitlenecek. Nabız bu üç madde üzerinde vuracak. Siyasi Partilerin Kapatılması ile alakalı 69, Milletvekillerinin ve Emeklilerin Özlük Hakları ile alakalı 86 ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile alakalı 101. madde. Bunlar, ince taktik ve daha da ince hesaplarla üçlü bir paket haline getirildi. Oylama Anayasanın 175. maddesinin emredici hükmü sebebi ile gizli yapılacak. ANAP, DYP önemli sayıda fire verebilir, FP Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesini de işin içine katarak bazı imkânlar kazanmaya bakabilir. Diğer partilerde küçük kan kayıpları görülebilir. Ve dolayısıyla referandum mecburiyeti doğuran 367’nin altına düşülebilir. Maddelerde değişiklik için her birinin en az 330 oy alması gerekiyor. Ancak 330 alınsa bile 367’den düşük olduğu için referanduma gitme mecburiyeti hasıl olabilir... Şayet, referandum “tehlikesi” doğarsa paketin tamamının oylamaya sunulması askıya alınacakmış... Koalsiyon bu niyette imiş. Referandum, halka gitmek demek olduğuna göre...neden halka gitmekten korkulur. Demokrasilerde son merci halk değil midir? Kalkınmakta olan memleketlerde değildir. İşte bu noktada Cumhurbaşkanı Demirel, tavrını koyabilir. -Referandumdan korkmanın anlamı yoktur, zaten ben öteden beri Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini istiyordum. Eksenin diğer merkezleri Moskova ve Lefkoşa’da devlet başkanını halk seçmekte. Türkiye’deki seçmen, Rus veya Kıbrıs halkından daha mı ehliyetsizdir ki ona gitmek, “risk” farz ediliyor, tehlike sayılıyor? Bu sorunun cevabını kim verecek?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT