BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İdealist fukaralığı

İdealist fukaralığı

Bugün kapitalist çağdaş dünyada artık ideal, idealist, dâvâ adamı, gönül adamı, kahraman... gibi madde üstü kelime ve mefhumlar bir mânâ ifade etmez hale gelmiştir. Bu gidişle bir zaman sonra şehitlik de aşağılanabilir.



Bugün kapitalist çağdaş dünyada artık ideal, idealist, dâvâ adamı, gönül adamı, kahraman... gibi madde üstü kelime ve mefhumlar bir mânâ ifade etmez hale gelmiştir. Bu gidişle bir zaman sonra şehitlik de aşağılanabilir. Rauf Denktaş, avukatlık yaparak zengin ve rahat bir hayat yaşayabilirdi. Halbuki O, memleketinin kendisine ihtiyacı olduğunu hissederek, cesareti, gözü pekliği, idealistliği ve dâvâ adamlığını seçti. Hiçbir zorluk, kendisini azminden hedefinden ve milletine sevdasından döndüremedi. Taviz vermedi ve geri adım atmadı. Modern zamanlar, işte bu kavramları talan etmekte. Zenginleşen hayat, dâvâ adamı, gönül adamı, idealist, idealizm, fazilet gibi metafizik değerleri kalblerden de kafalardan da cemiyetten de kazıyıp çıkartmakta. Lükse doğan ikinci nesiller başkalaşıyor. Bu gidişat, en uzak olması gereken muhafazakâr kitleyi ve her çeşidiyle bütün cemiyeti pençesine almıştır. Şayet Rauf Denktaş daha 1948’de 24 yaşında bir delikanlı iken mücadeleye başlayıp 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatını kurmasaydı da Kıbrıs meselesi şimdilerde başlasaydı acaba nasıl bir seyir takip ederdi? Şu gün Türkiye, kalkınmasını çok büyük ölçüde 50’li civarlardaki doğumluların 70’lerdeki mücadeleli hayatlarına borçludur. O idealist gençler, fedakârlığın her çeşidini göstererek, icabında canlarını verip ülkemizi dünya markası yaptılar. Ne var ki sular çekiliyor. Şimdilerde rağbet dünyalığa. Tabiî ki yeni zamanlara girildi. Fakat öz değişmemeli. Usul ve şekil değişebilir ama ideal yıpranmamalı, ruh ölmemeli. Bu ruhun öldüğünden veya ölebileceğinden korkarız. Devrimizde servet ve şöhrette yarış, başını almış gidiyor. Oysa dâvâ adamlarına her zaman ihtiyaç vardır. Onlar, taşıyıcı sütunlardır. Paranın geçmediği zamanlar da olabilir. Rauf Denktaş’ın hayatına bir de bu pencereden bakmalı. O’nu kim, hangi mübarek fikir böylesine biledi ki 88 yıllık bir hayat hep bir aşkla doldu taştı? İdealist fukaralığına düştüğümüzü görmeliyiz. Bu, ekmek fukaralığından beterdir. Hayatsa dengedir. Fukaralığın her çeşidi makbul değil. Madde ve mânâ denge içinde olmalı. Şimdilerde madde, açık ara önde gidiyor. Ve her şey, her tüketim, o azgınlığı körüklemekte. Toprak, doğurganlığını yitirmemeli.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT