BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mûsâ Sedrânî

Mûsâ Sedrânî

“Resûlullah efendimiz, ümmetinin günâhlarını düşünüp ağlardı ve Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’ân-ı kerîmi işitince ve ba’zan da namâz kılarken ağlardı...”



Mûsâ Sedrânî hazretleri, Mısır’da yaşamış velîlerdendir. Aslen kuzey Afrika’dandır. On ikinci asırda yaşamıştır. Hac zamanı bütün âlimler kendisinden istifade etmek isterlerdi. Vefatından kısa bir zaman evvel, hac için gittiğinde Kabr-i Nebevi’yi ziyaretinde buyurdu ki: Fahr-i kâinâtın “sallallahü aleyhi ve sellem” mubârek yüzü ve bütün a’zâ-i şerîfesi ve mübârek sesi, bütün insanların yüzlerinden ve a’zâsından ve seslerinden güzel idi. Mübârek yüzü, bir miktâr yuvarlak idi. Neşeli olduğu zamânda, mübârek yüzü ay gibi nûrlanırdı. Sevindiği, mübârek alnından belli olurdu. Resûlullah efendimiz, gündüz nasıl görürse, gece dahî öyle görürdü. Önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları dahî görürdü... Mübârek gözleri büyük idi. Mübârek kirpikleri uzun idi. Mübârek gözlerinde bir miktâr kırmızılık vardı. Mübârek gözlerinin karası gâyet siyâh idi. Fahr-i âlemin alnı açık idi... Mübârek dişleri beyâz idi. Mübârek ön dişleri seyrek idi. Söz söylediği zamânda, sanki dişleri arasından nûr çıkardı. Allahü teâlânın kulları arasında ondan dahâ fasîh ve tatlı sözlü kimse görülmedi. Mübârek sözleri gâyet kolay anlaşılır, gönülleri alırdı ve rûhları cezb ederdi. Ba’zan iyi anlaşılması için, üç kerre tekrâr ederdi. Cennette Muhammed aleyhisselâm gibi konuşulacaktır... Fahr-i âlem efendimiz güler yüzlü idi. Tebessüm ederek gülerdi. Gülerken, mübârek dişleri görünürdü. Güldüğü zamân, nûru duvarlar üzerine ziyâ verirdi. Ağlaması da, gülmesi gibi hafîf idi. Kahkaha ile gülmediği gibi, yüksek sesle de ağlamazdı, amma mübârek gözlerinden yaş akar, mübârek göğsünün sesi işitilirdi. Ümmetinin günâhlarını düşünüp ağlardı ve Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’ân-ı kerîmi işitince ve ba’zan da namâz kılarken ağlardı... MİSKTEN GÜZEL KOKARDI! Enes bin Mâlik diyor ki: Resûlullaha on sene hizmet ettim. Mübârek elleri ipekten yumuşak idi. Mübârek teri miskten ve çiçekten dahâ güzel kokuyordu. Resûlullah çok uzun boylu olmayıp, kısa dahî değil idi. Yanına uzun bir kimse gelse, ondan uzun görünürdü. Oturduğu zamân, mübârek omuzu, oturanların hepsinden yukarı olurdu... Mübârek saçları ve sakallarının kılı çok kıvırcık ve çok düz değil, yaradılışta ondüle idi. Vefât etdiği zamânda, saç ve sakalında ak kıl, yirmiden az idi...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT