BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayırdır inşallah

Hayırdır inşallah

Bir zamanlar çok moda olmuş bir şarkı vardı. “Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm” diye başlardı. Emel Sayın’ın o en güzel ve en popüler günleriydi. Tarık Akan’la başrolleri paylaştığı bir dizi sinema projesine imza atıyordu. Romantik komedilerdi onlar.



Bir zamanlar çok moda olmuş bir şarkı vardı. “Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm” diye başlardı. Emel Sayın’ın o en güzel ve en popüler günleriydi. Tarık Akan’la başrolleri paylaştığı bir dizi sinema projesine imza atıyordu. Romantik komedilerdi onlar. İzlerken hem güler hem hüzünlenirdik. Ama sinema salonunu terk ederken kendimizi mutlaka iyi hissederdik çünkü bütün filmler mutlu sonla noktalanırdı. İşte o filmlerden birisinde söylemişti bu şarkıyı. Sesi hâlâ kulaklarımda. Belki çok önemli bir sanat eseri değildi ama demek ki iz bırakmayı başarabilmiş dinleyende. Tabii Emel Sayın’ın zarif jestleri ve kendine has yorumu da çok önemli. O her an kırılabilecekmiş gibi görünen naif yapısı ve sarı saçlarıyla ben de her zaman porselen bebek çağrışımı yapmıştır. İyi de şimdi nereden çıktı bu şarkı ve ona bağlı imgeler... Bir kaç gecedir görmekte olduğum rüyalardan! Rüya konusu çok derin bir mesele biliyorsunuz. Bilim adamları, insanların derin uykuda asla rüya görmediklerini, uyanmaya yakın yaklaşık bir iki dakika kadar rüyalarla haşır neşir olduklarını iddia ediyorlar. Ve rüyaların siyah beyaz görüldüğü konusunda ısrarlılar. Görülen imgelerin % 100 bilinç altı ile ilgili olduğu kanısındalar. Buna karşılık kendimi bildim bileli bizim evde rüyalara çok önem verilir. İyi hatırlıyorum bazı sabahlar kalktığımda rahmetli anneannemi telaşlı bulurdum. Ne olduğunu sorunca, “dün gece çok karışık rüyalar gördüm, bugün sokağa çıkmayacağım” derdi ve bütün günü dua ederek geçirirdi. Aynı huy bütün aile fertlerinde vardır. Açıkçası ben de bu tip rüyalar gördüğümde huzursuz olurum. Tabii bu yaklaşım bilim adamlarının yürüttüğü mantıkla ters düşüyor. Ama İslamiyet de rüyalar konusunun üzerinde durur biliyorsunuz. Hatta tabir etme işinin mutlaka konunun uzmanı olan kişilere bırakılmasını öngörür. Öyle her önüne gelen rüya yorumu yapamaz. Yorum yapabilecek kıvama gelmek ise birçok özellik ve bilgi gerektirir. Kendi adıma bazı rüyalarımın psikolojik yapımla ilgili olduğunu kabul ediyorum. Mesela günlük canlı yayın yaptığım dönemde sık sık yayına geç kaldığımı ya da tamamen unutup hiç gitmediğimi görür kan ter içinde uyanırdım. Bu şekilde yayın olmayan cumartesi pazar günleri panik içinde hazırlanıp kapıya kadar gittiğimi bile hatırlıyorum. Şimdilerde ise gazeteye yazı göndermeyi ihmal ettiğimi ya da unuttuğumu görüyorum. Bu bir çeşit kâbus benim için. Köşemin boş kaldığını ya da “Selin Dilmen’in yazısı elimize geçmediği için yayınlayamıyoruz” tipi bir cümlenin orada durduğunu görüyorum ve son derecede mutsuz uyanıyorum. Gözümü açar açmaz saate bakıyorum ve henüz vaktimin olduğunu görünce rahat bir soluk alıyorum. Bu tip rüyalar sanırım bilim adamlarının fikirleriyle örtüşüyor. Ama başka tip rüyalar da var kuşkusuz. Ne olduğunu çözemediğiniz imgeler, geçmişten veya gelecekten beyninize yansıyan bir takım görüntüler vs. Bunların uyandırdığı duygular daha farklı. Mesela ben dün gece rüyamda çok eskiden tanıdığım fakat son iki yıldır hiç görmediğim birisini gördüm. Bu kişi bir zamanlar benim için çok önemliydi fakat şimdi onun hakkında hiçbir olumlu düşüncem yok. Kısacası hayal kırıklığına uğratan bir insandı ve beni adeta hasta etmişti. İki yıldır görmemiş olmam beni çok sevindiriyor. Dün gece ise durup dururken rüyama girdi. Ben ona domatesli pilav pişirmişim. Biraz sulu olmuş. Bana kızarak elindeki tencereyi gösterdi ve “bu nasıl pilav yapmak” gibi birşeyler söyledi. Sıkıcı. Gerçek hayatta olsa zevkle tencereyi kafasına geçirmek mümkün olurdu ama rüya aleminde kararları siz veremiyorsunuz işte. Galiba söylenecek tek şey var. Hayırdır inşallah. Sözün Özü Devenin sevmediği ot burnunda biter. Levha Hatalar genellikle gerçeklerden daha önemlidir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT