BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bugünlerin yarını var

Bugünlerin yarını var

Önce sanatçının başında gül yolup savurma modası vardı. Sonra Yunanlılar’ın meşhur tabak kırma eylemi yaygınlaşır oldu. O yolunan güllerle, kırılan tabaklarla kaç fakirin karnı doyardı. Ama rakı şişesinde balık olmanın âdabı bu: Birşeyleri dağıtıp kırıp savuracaklardı...



Önce sanatçının başında gül yolup savurma modası vardı. Sonra Yunanlılar’ın meşhur tabak kırma eylemi yaygınlaşır oldu. O yolunan güllerle, kırılan tabaklarla kaç fakirin karnı doyardı. Ama rakı şişesinde balık olmanın âdabı bu: Birşeyleri dağıtıp kırıp savuracaklardı... Şimdi bunlara yeni çılgınlıklar eklendi. Sanatçıya şişelerce şampanya gönderme, doğum günü kutlamalarında birbirini şampanyayla yıkama gibisinden Caligula devrinden kalma gösteriler... Sonuncu uçukluk gösterisi tonla peçete atma, ceket yakıp seyrine bakmak biçiminde oldu. Ceket yakma olayı bu cıvıklığın şahikasıydı. Aslında bu kıyımı köşeme almayacaktım ama kağıt israfını ve ceket yakılmasını hazmededim bir türlü. Öyle pek zengin olmayan bir ülke için kağıt elbette önemlidir. O peçeteler nice köy çocuğunun defter kitap parasıdır çünkü. Bir ara bu ülkede kağıt da yoklar listesindeydi, hatırlayın. Öylesine bulunmaz bir maldı ki kıtlığından kitap basılamıyordu. Sanırım 77-78 yılları: Millet Seka’da sıraya girmişti. “Kağıdımız ha bugün geliyor ha yarın..” diye yağmur bekleyen çiftçi gibi azaplanır olmuştuk. Bir de şu ceket meselesi... Televizyonda gördüm; bir kulüpte pembe bir ceket yakılıyor. Ceketin sahibesi de tanınmış bir sanatçı... Adam sende onun için ne fark eder, nasıl olsa kazanıyor? Evet ama birşeyler rencide oluyor o noktada. Birileri hiçe sayılıyor, yani yokluk çekenler... Hele hele depremzedeler... Ceket yanıyor, sayın bayan bir takım tabak kırıklarının arasında Leyla görüntüsüyle dolanıyor. Yan bakalım ceket! Bugünlerin yarını da var. İnşallah aranmazsın. Bu olay bana şimdi hayatta olmayan Cahide Sonku’yu hatırlattı. O ceket yakmamıştı ama onun da pırlantalı ayakkabısından şampanya içilmişti ihtişamı, tantanası, elde ettiği şöhret kraliçelere denkti. Sonraları o en parlak yıldız, bulunduğu yerden hızla kaymaya başladı. Beyoğlu’nun basık meyhanelerine kadar indi. Ben onu bir tandığımızın evinde kiracı olarak barındığı son demlerinde gördüm. Gidip tanımak istedim. O yüzündeki ifadeyi hiçbir sinema yıldızında göremediğim kadın, köhne bir Beyoğlu apartmanının en üst katında bir yatağa uzanmıştı. Yüzünde gece sarhoş haliyle eve dönerken merdivenlerde düştüğünden dolayı yara izleri vardı. O artık bu dünyada kazandıklarının tümünü kaybetmiş bir kadındı. O gün kahve içtik, sinemadan, kendisinden söz ettik. “Kimseye dayanmadım, hiçbir erkeğin kulu kölesi olmadım” diyordu. Etkili bir sesi vardı ve yüzü herşeye rağmen anlamlı çizgilerini koruyordu. Ayakkabısından şampanya içilen yıldız buydu işte. Alkol batağında bitmiş bir kadın... Şuraya buraya giderken kolunun altında taşıdığı bir bohçalık eşyası vardı o kadar. Ya o parıltılı günler? Onlar çarçabuk geçmişe karışıp bir masal gibi yitmişti. Böylece karanlıkların içinde sönüp gidiverdi Cahide. Cahide’yi tanıdığım o kısacık günün sonraları hikayesini yazmıştım. Sıcak Bir Oda adıyla... Hiç kimsenin ömrü onunkisi gibi sonlanmasın. Ama pervasızlıkları parmak ısırtan öyleleri var ki onların sonlarını merak ediyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93274
    % 0.29
  • 4.8047
    % -0.33
  • 5.5945
    % -0.02
  • 6.2521
    % -0.08
  • 189.132
    % 0.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT