BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 1-0’ın analizi

1-0’ın analizi

Meğer, F.Bahçe, G.Saray’ı Ali Sami Yen’de yenmekle ne büyük bir iş başarmış!.. Vay... Vay, vayyy!..



Meğer, F.Bahçe, G.Saray’ı Ali Sami Yen’de yenmekle ne büyük bir iş başarmış!.. Vay... Vay, vayyy!.. Futbol otoriteleri koca sezonu, bir 90 dakikaya denk tutuyor. Ligde 20 puan geriye düşmüş, Avrupa yarışında diskalifiye olmuş, Türkiye Kupası’ndan elenmiş F.Bahçe’yi bir galibiyetle; üç kupaya birden koşan Avrupa fatihi G.Saray’ın bir adım önüne çıkarıyor. El insaf!.. Böyle bir muhasebe olur mu? Malesef oluyor... Hangi F.Bahçeli’yle karşılaşsam, “G.Saray’ı yendik ya, şampiyonluk da, kupa da, UEFA da onların olsun!.. Bize Johnson’un attığı gol yeter!” diyor. Bu züğürt tesellisi değil de ne? Eğer, bu kadar yürekten akıntıya kürek çekersen, akıl yolunda çok çile çekersin!.. * * * Neyse ki, bu popülist şakşakçıların şamatalarına kanmayan bir hoca duruyor F.Bahçe’nin başında. Turan Sofuoğlu her zamanki mütevazî tavrı, ağırbaşlı, güven veren kişiliğiyle; 1-0 galibiyete “Bu sonuç azmin zaferi!.. İstedik ve bir büyük maçı kazandık... Ama, bazı yanlışlıklar yüzünden ne yazık ki, koca sezonu kaybettik” deme olgunluğunu gösteriyor. İşte Turan Sofuoğlu’nu farklı kılan tarafı bu... Beşiktaş’ı da, Trabzonspor’u da yenip, üçte üç yaptığı halde, havaya girmiyor, “Asarız, keseriz” demiyor... Ayağı yere basan ifadelerle, F.Bahçe’de kulaklara küpe bir açıklama yapıyor: “Biz bu kadromuzla G.Saray önündeki ciddiyeti, oyun disiplinini, yardımlaşmayı ve sabrı hangi maçta tekrarlarsak, o mücadeleden mutlaka galip çıkarız.” Şimdi, bu cümlelerin altını çizin ve üstünde düşünün... Hatta, bu düşünce yoğunlaşması açısından Milli Takımlar Teknik Direktörü Mustafa Denizli’nin hafta arası gazetemizde yayınlanan “F.Bahçe’nin problemi psikolojik” açıklamalarını bir hatırlayın. Göreceksiniz ki, F.Bahçe’nin sıkıntısı iddia edildiği gibi, futbolcuları değil... Aksine, o çocukların her biri Türkiye Ligi’nin hatırı sayılır yıldızları... Ama gel gör ki, güven bunalımı, aşırı stres ve maç kaybetme korkusu; Türkiye’nin kağıt üstündeki en büyük yıldızlarını, mahalle takımının oyuncuları kimliğine bürümüş. Düşünün ki, bir takımın iskeletini oluşturan tam 7 futbolcusu; Metin Diyadin, Uche, Mustafa Doğan, Erkan, Abdullah, Ogün, Kemalettin sezon içinde aşırı yükleme sebebiyle sakatlık geçirmiş olsun... Bitmedi... Beklenen sonuçlar gelmeyince, taraftar-yönetim çatışmasında fatura Rıdvan Dilmen ve Zeman örneklerinde olduğu gibi ya teknik adama ya da Kemalettin, Boliç, Moldovan ve Moshoeu yaklaşımlarındaki gibi kadro dışı bırakmak yoluyla futbolculara çıkarılmış... Bitmedi... Beklenmedik sonuçlar, işi fanatizm çılgınlığına kadar götürmüş... Rüştü gibi adı F.Bahçe ile özdeşleşen milli bir kaleci tekme tokat dövülmüş! Sporla bağdaşır mı bunlar?.. Bağdaşmaz ama F.Bahçe bu yanlışları yaşaya yaşaya, bindiği dalı keserek, büyük lig yarışında 20 puan geriye düştü... Bu noktada F.Bahçeli yöneticiler iyi düşünmeli ve günü kurtarma uğruna sezonu harcamamalı... * * * Yazımızı yine Turan hocayla bağlayalım... F.Bahçe’den gelen en son haber... Sarı-lacivertlilerin teknik direktör olarak prensip anlaşmasına vardığı Daum’un kulübü Leverkusen yöneticilerini ikna yolunda çaba sarfediyor olmalarıydı. Turan Sofuoğlu’na bu konuyu sordum, “İkinci adam olarak çalışır mısın?” diye. Ne cevap verdi, biliyor musunuz? “Ben F.Bahçeli’yim... Ünvanımın ne olduğu hiç önemli değil... Önemli olan F.Bahçe’ye hizmet ediyor olmak abi!” dedi ve ekledi: “Daha yaşımız genç, teknik direktörlük için hiç acelemiz yok!..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT