BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransa’da Basketbol

Fransa’da Basketbol

Efes-Asvel serisinde Fransız takımının tanınmamış ABD’li oyuncularının sergiledikleri başarılı performanslarıyla dikkat çektiler. Fransız basketbolunu yakından tanımayanlar bu tablo karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Gelin Fransa’daki oyuncu pazarını birlikte incileyelim.



Efes-Asvel serisinde Fransız takımının tanınmamış ABD’li oyuncularının sergiledikleri başarılı performanslarıyla dikkat çektiler. Fransız basketbolunu yakından tanımayanlar bu tablo karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Gelin Fransa’daki oyuncu pazarını birlikte incileyelim. Antoine Rigaudeau, Avrupa basketbolunu yakından takip edenler bu Fransıza yabancı sayılmazlar. Pau Orthez’de oynarken yıldızı parlayan Rigaudeau, Kinder’e transfer olduktan sonra yaşadığı şampiyonluklarla Avrupa çapında şöhreti yakaladı. Rigaudeau’nun basketbol kariyerini ülke dışında sürdürme arzusu diğer Fransız oyuncuların da yolunu açtı. Rigaudeau’dan sonra Bonato ve Sciarra’da Avrupa macerasına atıldı. Bu ikilinin yurt dışı maceraları çok fazla uzun sürmedi. Ancak bugün kariyerlerini Fransa dışında sürdüren Rigaudeau dışında bir çok oyuncu var. Bunlardan Ade Mensah, Occansey, Evtimov Yunanistan’da, Abdul Wahad NBA’de ve Digbeu, Foirest ikilisi ise İspanya’da forma giyiyorlar. Fransız basketbolunun içindekiler, Parker, Morlende, Webobe, Gautier ve Diaw gibi ülkedeki genç kabiliyetleri dikkate alarak, gelecekte daha çok Fransızın ismini Avrupa basketbolunda duyacaksınız görüşünü ortaya atıyorlar. Son birkaç yıldır Fransız yıldızların tercihlerini yabancı takımlar lehine kullanmasında cazip ekonomik teklifler büyük rol oynuyor. Fransa’daki vergi oranlarının diğer ülkelere göre yüksek olması ve kulüplerin maliye tarafından sıkı bir denetim altında tutulması Fransız yöneticilerinin transfer döneminde manevra kabiliyetini sınırlarken, Bosman Yasası’nın da bir kaç yıl önce yürürlüğe girmesi pazar şartlarını daha da zorlaştırdı. Yerli yıldızları Avrupa’lı rakiplerine kaptıran Fransızlar, yabancı oyuncu konusunda da arzu ettikleri spektaküler isimleri alamıyor. Çoğu takım Avrupa’da isim yapmamış maliyeti düşük oyuncuları renklerine bağlıyor. Bu sezon başında Asvel Seals ve Larranaga’yı, Châlons Mike James’i, Chalon Ketih Gatlin’i, Antibes Duane Woodwardı, Dijon Stanley Jackson’u, Montpellier David Evans’ı pazarın ucuz ABD’lileri olarak transfer etti. Doğrusunu isterseniz, Fransızlar izledikleri bu zorunlu transfer politikasıyla birkaç istisna dışında doğru isimlere yöneliyorlar (*). Bunun için salonlardaki seyirci sayısında bir azalma kaydedilmiyor ve Fransız takımları da Asvel ve Limoges örneğinde olduğu gibi Avrupa Kupalarında başarılı sonuçlara imza atıyor. Son birkaç yıldır Le Mans, Asvel ve Limoges en isabetli transferleri gerçekleştiren takımlar olarak ön plana çıkıyor. Az paraya gelecek vaadeden ve en önemlisi ihtiyaca uygun isimleri bularak renklerine bağlayan Le Mans’da son 3 yıl içinde Joshua Grant, Truy Truvillon, Juan Aisa, Keith Jennings gibi oyuncuların yıldızı parladı. Beyaz ABD’li Grant Olympiakos’ta, İspanyol Aisa Estudiantes’de ve Jennings de F.Bahce’de kariyerlerini sürdürüyor. Doğru oyuncu seçiminde Le Mans kadar başarılı bir başka takım Asvel. Geçen yılki performanslarına bakıldığında kimsenin almak istemeyeceği Maxey, Seals ve Larranaga, bu sezon Asvel forması altında başarıdan başarıya koşuyor. Bir Türk takımının bu sezon başında Maxey’i reddetmesi ne büyük şansızlık değil mi? Fransa’ya adım attıklarında maliyetleri düşük olup da sonradan pahalanan ya da NBA yolunu tutan oyuncular var. David Rivers, Keith Jennings, Jerry Mc Coullough, Georges Muresan (NBA), J.R Reid (NBA), Lawrence Funderburke (NBA), Tony Farmer (NBA), David Booth (NBA), Emanuel Davis (NBA), Jerome Allen, Brian Howard, Brian Sallier, Michael Young, Joshua Grant, Keith Hill ve Pat Durham bunlardan sadece bir kaçı. Adı geçen oyunculardan bir bölümünü Türk basketbolseverler yakından tanıyorlar. Mc Coullough, Howard, Durham ve Jennings Fransa’da kazandıkları miktardan daha cazip bedeller karşılığında ülkemizden gelen tekliflere hayır demediler. Ancak ne Howard, ne Mc Coullough ne Durham Fransa’daki başarılı grafiklerini buraya taşıyabildi. Bu üçlüden ikisi (Howard ve Durham) kısa süreli şoku atlattıktan sonra ekmek parası için yine Fransa’nın kapısını çaldı. Türkiye’ye sezon ortasında gelen Le Mans’nın eski oyuncusu 1.70’lik Jennings’in de sonu bu üçlüden farklı olmayacak gibi gözüküyor. Geçen hafta Efes-Asvel maçının yorumcusu olarak İstanbul’a gelen Philippe Sudre, kasetlerden izlediği kadarıyla F.Bahçe’nin geçen yıl Fransa Ligi MVP’si seçilen Jennings’den verim alamamasını coachun bu oyuncuyu sahip olduğu niteliklere göre kullanmamasından kaynaklandığını belirtiyor. “Jennings’in kısa boyu sizi aldatmasın. O’nun en önemli özelliği penetrelerden bulduğu sayılardır. İki sezon oynadığı Fransa Ligi’nde içeri girdiği her pozisyonda topu rakip uzunlar üzerinden geçirdi. Eğer siz şimdi o’nun boyuna bakarak, üç saniye koridoruna sokmazsanız, takımda tutmanızın hiçbir anlamı yok. Bırakın gitsin”. Sudre’nin bu sözleri, transfer politikasında para kadar başka etkenlerin de ön plana çıktığını gözler önüne seriyor. Belki de bunun için, Fransa’da başarıyı yakalayan ABD’liler Türkiye’ye geldiğinde hâyâl kırıklığı yaşatıyorlar. ————————————————————— (*) Fransa’da antrenörler aldıkları ortak bir kararla transfer etmek istedikleri ABD’lileri denemeden kadrolarına katmıyorlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92543
    % -0.18
  • 5.4649
    % -0.34
  • 6.1587
    % -0.51
  • 7.0842
    % -0.19
  • 210.692
    % -0.47
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT