BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Minik bir hikâye

Minik bir hikâye

İngiliz yazar ve eleştirmen A.S. Byatt “Anlatmak, kan dolaşımını ve soluk alıp vermek kadar insan doğasının bir parçasıdır” der;



İngiliz yazar ve eleştirmen A.S. Byatt “Anlatmak, kan dolaşımını ve soluk alıp vermek kadar insan doğasının bir parçasıdır” der; Babadan oğula geçen bazı şeyler vardır. Mimikler, resim yapma becerisi, kemerli bir burun, inat gibi. Bazen de küçük kutular geçer. İçine her şey sığar. Yıllar, çok uzun yıllar önce, bulunduğun yerden 1580 adım ötede bir aile yaşardı. Bu ailenin her ferdi; ana, baba, teyze, hepsi ayrı ayrı, yaklaşan yeni yıldan nefret ederdi. Biri yaşlanmaktan korkardı, biri yaşadığı zamanı çok severdi, biri yeni tarihe alışamazdı, biri dünya dönmesin isterdi. Tam 37 yıl hangisinin daha geçerli bir nedeni olduğunu tartıştılar. Sonuçta biten yılların yok olmasından korkan küçük kardeş kazandı. Küçücüktü, tefecikti, garip şeylere üzülürdü. En çok da rüyalarını bir daha görememeye, eski yılların bir anda yok olup gitmesine üzülürdü. Ailede herkes onun üzüntüsünü paylaşınca, yılların “puf” diye yok olmasını engellemeye karar verdiler. Tam 72 yıl, yılların nereye gittiğini bulmaya çalıştılar. 43 yıl dağılıp aradılar, 29 yıl birleşip aradılar. En sonunda bulundukları yerden 2 adım ötede eski yılları buldular. Eski yıllar, bir araya gelmiş seksek oynuyordu. Ailenin babası kolundan tuttuğu gibi, 753 yılını oyundan çıkardı. Aile tam 43 sene eski yıllara geri gelmeleri için yalvardı. Yıllar sayıca artıyordu; ama inatları hiç azalmıyordu. Sonunda milattan önce 3 yılı insafa geldi. “Tamam” dedi. “Ortadan kaybolmayacağız; ama bir şartla.” “Nedir şartın?” sorusu kaçınılmazdı. “Her insanın kendi duyguları olarak geri dönmek isteriz. Ve sadece değerimiz bilinirse, bizi saklayıp korurlarsa orada kalırız. Bu şartı yerine getirirseniz bu iş olur” dedi. Aile 45 yıl bunun nasıl olacağını düşündü. Kâh güldü, kâh uyudu; sonunda biri şöyle bir şey uydurdu: “Koku olsunlar o zaman.” Milattan önce 3 yılının diğerlerini ikna etmesi 1 saniye sürdü. Yıllar, zamanı boşa harcamayı hiç sevmezdi. Ailenin her ferdi, sevdiği yılları minik kutulara doldurdu, kokladıkça eski duyguları aynen geri geldi. Hiçbir zaman kim olduklarını, neler yaşadıklarını, neyle mutlu olduklarını, nasıl sevdiklerini unutmadılar. Yılları boşa harcamadılar, zamandan korkmadılar. Yaşadıkları sürece hep mutlu oldular. Gökten 3 kutu düştü. Birine anlatan çocukluğunu koydu, birine adamın biri keşkelerini koydu. Birine de dinleyen, en unutmak istemediği duyusunu koydu... Hikâyeler, temel anlamda, gerçek ya da kurgusal olayların aktarımlarıdır. Hikâye anlatmakla örnek vermek arasındaki fark; duygusal içerik ve anlatım arasında eklenen ayrıntılardır. Bir hikâye minik de olsa ayrıntıları, karakterleri ve olayları bir bütün haline gelecek şekilde dokur ve parçalarının toplamından daha büyük bir haline getirir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT