BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sabahsız selâmsız bandosu

Sabahsız selâmsız bandosu

“Kıt adur!” “Uyguuu nadımmarş!” Bu ne ya? Bilsek askeri okula giderdik di mi ama?



Mektep idarecilerinin ilke ve inkılâplara başkalarından fazla bağlanmaları için bir sebep yoktur ama nedense rejim bekçiliğine kalkar, kraldan çok kralcı olurlar. Misal 23 Nisan, 19 Mayıs, 27 Mayıs, 29 Ekim, 10 Kasım için ortalığı kaldırır, pür telaş merasime hazırlanırlar. Bi şekilde maarif müdürünün nazarı dikkatini celbe çalışırlar. Bilmiyoruz tabii, belki de tayin ve terfileri buna bakar. Amirlerden aferin almanın bir yolu da bando takımı kurmaktan geçer, bunun için dikçe oğlanları ve ergen kızları ayırırlar. Böylece ırkımızın nasıl “gürbüz” olduğunu gösterecek, dosta güven verecek, düşmana korku salacaktırlar! Davul, tokmak, trampet, baget ve kıyafet ne yazık ki talebeye çakılır. Biçare velinin kafadan yarım maaşı uçar. O ay bütçe denkleşmez, namerde muhtaç olurlar. Beyaz pantolon, beyaz kayış, beyaz pileli etek, beyaz eldiven, beyaz kundura... Ve sırtlarında kaşe kumaştan kırmızı urba! Ugh! Bin kunduz. Karamba! Kafalarında lenger büyüklüğünde şapka... İçi dışı muşamba, pancar gibi kızartmazsa, sucuk gibi terletmezse bedava. Serpuş değil lenger, bildiğin teflon tava! Kordonlar, fiyonklar, ponponlar. Otel kapıcısına beş basarsınız valla. O yıllarda ortalık toz toprak, daha ilk çalışmada üst baş batar, bandocular banyoluk olurlar. GÜMBEDE GÜMBEDE GÜM! Takıma seçilenler sabahtan akşama kadar mesafe alır, yerinde sayar. Sol!.. Sol!.. Sol sağ sol!.. Gariplerin şanzımanları kayar eve giderken bile sol basarlar. Siz derse girersiniz, onlar hizaya girer, habire ritm tutarlar. Kolay iş değildir, “indim haaavuz baaaşınaaa” türküsünü detone olmadan çığıramayan çocuğun eline İskoç borusu verirsen, vuvuzelaya çevirir, kaşını gözünü yarar. Ta ti ta ti taaaa!.. Zattara zattara zart! Tüyleriniz diken diken olur, cinleriniz kafanıza çıkar. Hani münasebetsizler vardır, buzlu cama mangır sürter içinizi gıcıklandırırlar... Sen o yaşta dayanamazsın, civar evlerde oturan yaşlılar, çocuklular n’apsınlar? Müdür ve muavinlerinin derdi değildir. Konu komşuyla muhatap olmaz, onları yok sayarlar. Bilhassa pazartesi sabahları mikrofonu ellerine alır, talebeyi kalaylarlar. Uzun saçlıları kravatsızları şirazeden geçirir, bağırdıkça tükrük saçarlar. “Yaa hocam yerlere kağıt attıysam, gel hesabını sor bana. Ne bağırıyon? Bak etrafta aile var” Diyemezsin tabii. Sıkar. Biliyor musunuz bu pazartesi nutukları aynen devam ediyor... Bazı volüm özürlüler bayrak merasimlerinde hem çocuklara, hem esnafa, hem de yoldan geçenlere hitap ediyorlar. Bi de derse girince hastalara ihtiyarlara saygılı olalım diyorlarsa... Eyıptır! Olmuyor ama yakışmıyor. Şimdilerde zil yerine cıngıl moda. Onuncu yıl marşıyla mahalleye ayar veriyorlar. Nasıl ulu perdeden, inanın camlar zıngıldıyo. Amcam damperliyle sol şeride girmiş basıyor, radyoda bir anons “dikkat otobanda bir çılgın!” “Ne biri?” demiş “Hepisi hepisi!” BREMEN MIZIKACILARI Bando takımı bedenci ile müzikçi arasında mesele olur daima... İdman muallimi “tamam ben bunları uygun adım yürütürüm ama” der “ne çalıp söyleyeceklerine karışmam!” Müzikçi ise “bahçe benim alanım değil” diye naz yapar “gelsin piyanonun yanına sıralansınlar!” Buna rağmen çocuklar hem yürür, hem çalar. Halbuki ben yürürken ciklet bile çiğneyemem, bi kenara oturur şekerini bitirim, bakiyesini yutar ööle düşerim yola... Umumiyetle mektebin en boylu poslu, en albenili kızını major yapar, sıfatına hafif bir makyaj geçer, eline ponponlu bir çubuk tutuştururlar. Hanım kız değneği maharetle çevirir, hatta havalara atar. Semtin çakalları takım geçerken kıza sarkar, çapkınca bir tonla “atem tutem ben seni” türküsünü mırıldanırlar. Veliler alkışa pek meraklıdır, adeta avuçlarını patlatırlar. Günün önem ve mahiyeti umurlarında bile değildir. Çocuğu büyümüş de trampet çalmaktadır. Annelik işte, bu günleri de gördü ya... Otur ağla. Bando takımının size kazandıracağı bir şey yoktur, üşürsün, yorulursun, üniteler aksar, işittiğin azar da kâr kalır yanına. Gerçi bu fedakârlığın göz ardı edilmeyecek kırık not aldığın derslerden ÖKK (Öğretmenler Kurulu Kararı) ile muvaffak sayılacaksındır. ÖKK talebe arasında “Öküz Kalacaktın Kurtarıldın!” şeklinde açıklanır o başka... Kimin umurunda? Paşam ne demiş? “Beşten şaşma, altıyı aşma!”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT