BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammed İhsân

Muhammed İhsân

“Dünyada olan terakkîler, yükselmeler, mahlûkların hakîkatlerinin sonuna kadardır. İlâhî hakîkatlerden nasip almak, ancak âhırette olacaktır.”



Muhammed İhsân hazretleri, Hindistan velîlerindendir. Abdülhak-ı Dehlevî’nin soyundandır. Silsile-i aliyyeden olan Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin halîfelerindendi. On üçüncü asrın ortalarında vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Büyük mürşidimiz İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî Serhendî hazretleri buyuruyorlar ki: Dünyada olan terakkîler, yükselmeler ve zuhûrlar, görünüşler, mahlûkların hakîkatlerinin sonuna kadardır. İlâhî hakîkatlerden (celle sultânühü) nasip almak, ancak âhırette olacaktır. Dünyada bunlardan nasip, ancak namazdadır ki, namaz, müminin mîracıdır. Yâni dünyadan âhırete yükselten bir merdiven gibidir. Namazda sanki dünyadan çıkıp, âhırete gidilir ve âhırette kavuşulacak olan şeylerden haz, zevk alınır. Öyle zannediyorum ki, namazda bu devletin hâsıl olması, Kâbe’ye dönüldüğü içindir. Çünkü orası, ilâhî hakîkatlerin zuhûr ettiği yerdir. Görülüyor ki, Kâbe, dünyada şaşılacak bir şeydir. Görünüşte dünyadaki evlerden biridir. Hakîkatte ise, âhırettendir. Kâbe dolayısı ile namazda da, bu hâl hâsıl olmuş, sûreti de, hakîkati de, dünya ve âhıreti kendinde toplamıştır. Muhakkak olarak anladım ki, namaz kılarken hâsıl olan hâller, namaz dışında hâsıl olan bütün hâllerin üstündedir. Çünkü bu hâllerin hepsi, zıl ve sûretten kurtulamamış, ne kadar yüksek ve kıymetli olsalar da, asıldan nasip alamamışlardır. Namazdaki hâller ise, asıldan nasiplidir... Allahü teâlânın lütuf ve ihsânı ile müminlere ölüm zamanında hâsıl olan hâl, namazdaki hâllerin üstüdür. Çünkü ölüm, âhıret hâllerinin başlangıcıdır. Âhırete yakın olan her şey, daha tamâm ve daha üstündür. Çünkü dünyada sûret görünüyor. Âhıret ise, hakîkatin zuhûr ettiği yerdir. Aradaki farkı bundan anlamalıdır. HÂLLERİN EN ÜSTÜNÜ!.. Bunun gibi, Allahü teâlânın ihsânı ile, mezârda hâsıl olan hâller, ölüm zamanında hâsıl olan hâllerden üstündür. Kıyâmet gününün hâli de, kabir hâline göre böyledir. Çünkü orada görülen, daha tamâm ve daha kâmildir. Cennette görülenler, kıyâmet günündekinden daha tamâm ve daha kâmildir. Hâllerin en üstünü ise Peygamberimizin haber verdiği yâni, (Allahü teâlâ, ayrıca bir Cennet yaratmıştır ki, burada Hûrîler ve köşkler yoktur. Burada Allahü teâlâ, güler gibi tecellî eder, görünür) buyurduğu yerdir. Âhıretteki hâller, dünyadaki hâllerin, görünenlerin üstündedir.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT