BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Babaya Fatiha Erdoğan'a teşekkür!

Babaya Fatiha Erdoğan'a teşekkür!

Kürt yazar Musa Anter’in vatandaşlıktan atılan oğlu 43 yıl sonra Başbakan’ın özel izniyle babasının mezarını ziyaret edebildi.



ÖZEL HABER ADEM DEMİR JİTEM elemanı itirafçılar tarafından 1992 yılında Diyarbakır’da öldürülen Musa Anter’in oğlu Anter Anter, 43 yıl sonra Türkiye’ye döndü. 1969 yılında katıldığı öğrenci eylemleri sebebiyle aranırken yurtdışına çıkan ve daha sonra Türkiye vatandaşlığından çıkartılan Anter Anter, geçtiğimiz hafta içinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkardığı özel izinle ülkesine dönebildi. Döndükten sonra da karşılaştığı tablodan çok etkilendiğini hiç gizlemedi. Katıldığı her televizyon programında ve konuştuğu her gazete aracılığıyla birlik beraberlik ve uzlaşma mesajları verdi. ERDOĞAN GRUPTA ANTER’İ ANLATTI Ardından soluğu memleketi olan Mardin’de aldı. 43 yıl sonra gittiği Batman ve Mardin’de büyük değişimlerin yaşandığına tanık oldu. Anter Anter, “hasret çektiği fatihayı” okumak için babasının mezarına koştu. 20 yıl önce Diyarbakır’da katledilen babasına mezarının başında Anter Anter’in teşekkür ve dua ettiği bir diğer kişi ise Başbakan Erdoğan oldu. Zira daha önce birkaç defa denemesine rağmen ülkeye girmesine izin verilmeyen Anter, Başbakan Erdoğan’ın girişimleri sonucu Türkiye’ye olan özlemini gidermiş oldu. Anter Anter, bölgedeki akrabalarıyla hasret giderip babasının mezarını ziyaret ettiği saatlerde Başbakan Erdoğan da grup toplantısında onların yaşadığı trajediye dikkat çekti. BABAYA 20 YIL SONRA FATİHA “20 yıl bu anı bekledim. Babaya bir fatiha okuma hasreti ve özlemi içinde yaşadım” diyen Anter, hislerini Türkiye’ye anlattı. “Halk arasında bir ayrımcılık yok. İnanılmaz bir hoşgörüye tanık oldum. Örneğin İstanbul’da yaşayan Türkler ve Kürtler arasında bir ayrımcılık söz konusu değil. Yine Batman’da veya Mardin’de yaşayan Kürtler ve Türklerin arasında bir ayrımcılık yok. Ancak genel olarak batıda yaşayanlar doğudakilerin, doğuda yaşayanlar ise batıdakilerin hassasiyetlerini tam olarak bilmiyorlar. Bunların da giderilmesi gerekiyor” dedi. Açılımın devamının getirilmesi gerektiğini belirten Anter Anter, bunun doğal yollarla sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı. Zorlama ile değil gönüllü birlikteliğin temellerinin atılmasının lazım geldiğini savunan Anter, Habur olayında şartların zorlandığını ve bundan dolayı kırılma yaşandığını şu şekilde anlattı: “Örneğin Habur olayında doğal davranılmadı. 34 kişi için özel mahkeme kuruldu. Gelenler ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldılar. Böyle olunca Kürtler bunu bir sevinç olarak kutlarken abarttılar. Bu abartı batıdaki insanlar tarafından farklı algılandı ve ardından da kırılma yaşandı. Oysa tüm problemlerimizi uzlaşma ve diyalogla çözmemiz lazım. 30 yıldır bir çatışma sürecidir devam edip gidiyor. Yetti artık. Kan dökmenin bir sonu yok. Birbirimizi öldürüyoruz. Bir nesil tüketiyoruz. Kim kimi vuruyor? Yazık günah değil mi? Bir asker vurulduğunda ya da dağda bir genç vurulduğunda da içimiz yanmıyor mu? Elbette her ikisine de ağlıyoruz. Artık akil adamların bu meseleye bir çözüm bulması şarttır.” ASIL KATİLLER DÖNEMİN SORUMLULARI 20 yıl sonra babasının mezarını ziyaret eden Anter Anter’in aradan geçen zaman zarfına rağmen nefretinin bittiğini söylemek güç. Aslında O da içinde bulunduğu durumu; “özlem, hasret, sevinç, üzüntü, nefret ve sevgi hislerinin hepsini bir arada yaşıyorum” diye özetliyor. Babasının katillerini aradan geçen bunca süreye rağmen affedip etmeyeceğine ilişkin sorumuza şu cevabı veriyor: “Babamın katilleri olan tetikçilerle bir alıp vereceğim yok. Onları affedip affetmemem hiç mühim değil. Onlardan daha ziyade o dönemde başta olanlarla bir derdim var. Onlarla hesaplaşmak isterim. Benim için babamın asıl katilleri; Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Süleymen Demirel, Ünal Erkan’dır. Bunlardan hesap sorulsun isterim. Musa Anter, hayatı boyunca Türk ve Kürt halkının bir arada yaşaması için uğraştı. Hayatı boyunca bu topraklarda kalmayı tercih etti. Ama ona acımadılar. “ TÜRKİYE ÇOK DEĞİŞMİŞ “Ben gittiğimde Batman’ın ismi bile duyulmuyordu” diyen Anter, bölge ve Türkiye’deki değişimi şu şekilde anlattı: “Batman çok büyük bir kent olmuş. Sadece Batman değil, topyekûn Türkiye değişmiş. Bu şehirleşme iyi mi kötü mü? Bilemiyorum. Ama bana göre köylerden şehirlere göç iyi değil. İnsanın halkıyla kucaklaşması müthiş bir duydu. Şunu gördüm. Bu ülkede Kürtçe ve Türkçe artık iç içe girmiş kaynamış iki dil gibi. Kürtçe konuşmak garip karşılanmıyor. Ayrımcılık diye bir şey de yok. Oysa geçmişte Kürtçe konuşulduğunda büyük tepki gösteriliyordu. Demokratik açılımın olumlu etkisi olmuş. Ancak daha atılması gereken çok adım olduğu da kesin.” Anter: mazlumların umudu Erdoğan oldu Başbakan Erdoğan grup toplantısında yaptığı konuşmada, 19 yıl önce 24 Ocak günü Uğur Mumcu’nun ve Gaffar Okkan’ın katledildiğini söyledi. Bu meselelerin üzerinin o dönemlerde örtüldüğünü belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bütün bu yıllarda kimi yurtdışına kaçtı, vatan hasretiyle gurbette hayata veda etti. Rahmetli Özal döneminde, Cem Karaca gibi vatanına dönebilenler olsa da Ahmet Kaya gibi vatan hasretiyle ölen sanatçılarımız da oldu. Ben 3 Eylül 2010’da yine bir faili meçhul olan Musa Anter’in ismini andım. O konuşmayı gözyaşları içinde dinleyen Musa Anter’in oğlu Anter Anter bana sonradan mektup gönderdi. Şu satırları yazdı: ‘Sayın Başbakanım ben Musa Anter’in oğlu Anter Anter’im, 43 senedir memleketime gidemiyorum, 67 yaşıma geldim. Memleketi girişimin yasaklanmasının sebebini hâlâ bilmiyorum. Siz mazlumların umudu oldunuz. Hiç olmazsa bir kere olsun, babamın mezarına gidip Fatiha okumama izin veriniz’ diyor. Hemen araştırdık, böyle bir izin yetkimizin olduğunu gördük, geçtiğimiz hafta memleketine geldi ve aynen şu ifadeyi kullandı: ‘Suadiye’ye giderken arabayı durdurdum, aşağı indim, ağladım. Burası benim büyüdüğüm sokaklar, çok değişmiş, çok özlemişim. Sabah kahvaltı ettik, Bağdat Caddesine gittik, özlemişim, simit yedim.’
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT