BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ötekileştirmek

Ötekileştirmek

Cihan Devleti (imparatorluk) bakiyesi olduğumuz gerçeğini göz ardı ederek yeni devletimizi kurduk. Geçmişle olan ilişkimizi inkâr, iftira ve karalama üzerine bina ederek; geleceğe daha rahat yelken açabileceğimizi vehmettik. Dünya sahnesindeki devlet hayatının devamlılığını unuttuk.



Cihan Devleti (imparatorluk) bakiyesi olduğumuz gerçeğini göz ardı ederek yeni devletimizi kurduk. Geçmişle olan ilişkimizi inkâr, iftira ve karalama üzerine bina ederek; geleceğe daha rahat yelken açabileceğimizi vehmettik. Dünya sahnesindeki devlet hayatının devamlılığını unuttuk. Bizi biz yapan değerlerimizi bir gecede inkâr ve iptal ederek modernleşeceğimizi ve bu yeni halimizle de; muasır medeniyetin üstüne çıkacağımızı zannettik. Zira, muasır medeniyetten bize anlatılan ve anlamamız gereken; eskiye ait ne varsa atılması gerektiği keyfiyeti idi. Öyle yaptık ve bu şekilde yapmayı nesiller boyu sürdürdük. Toplum hayatında girişilen bu denli sun’i dikişleri tutturmak kolay olmadı. Kendilerini merkeze oturtanlar; dışarıdakileri ötekileştirerek işe koyuldular. Oysa; dışarıdakiler olarak addedilenler, en az içeridekiler kadar asli hüviyet idi ama bunu sağlayan değerler manzumesi örtülmüştü. Bu örtü ‘tabu’ ilan edilmişti ve bunu kaldırmak kimsenin aklına gelmiyordu! Ötekileştirmeyle milleti onlarca kamplara böldüler. Yönetim (merkez) sıkışınca, kendine en yakın dosyayı rafından indiriyor ve bir anda aynı milletin fertleri birbirini boğazlamaya başlıyor. Böylece aranan kan bulunuyor. Merkezin elindeki silah, bu kez millete çevrilerek; millet içine düştüğü bu halden kurtarılıyor! Emme-basma tulumbası misali; her on yılda bir, bu köhne filmi bize tekrar tekrar seyrettirdiler. Menderes, ‘tabu’ olan bu örtünün yerini işaret etti; Özal, hafifçe kenarından kaldırdı; Tayyip Erdoğan ise, bu örtüyü bütünüyle çekip almaya çalışıyor! Ötekileştirilmekten kurtulmanın yegane çaresi; millete unutturulmaya çalışılan değer yargılarına yeniden dönmektir. Böylece; birbirlerine düşman gözüyle bakanlar; kardeş olduklarını görüp anlayacak ve mahut hallerine esef edeceklerdir. Hak ve hakikati devirerek gelenler; güneşi balçıkla sıvamanın gayretine girişti. Zaman tünelinde, küflü inlerinde kalanlar; fersah fersah milletin gerisine düştüler. Dün, bütün melanetlerini ‘ilericilik’ adına yapıp millete dayatıyorlardı. Bugün aynı şekildeki söylemleri ile yalnızca gülünç olmakla kalmıyor; milletin nefretini de kazanıyorlar. Dünya efkar-ı umumiyesinde ise, maskaralaşıyorlar!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT