BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsviçre-Fransa meclislerini suçlayamayız -1-

İsviçre-Fransa meclislerini suçlayamayız -1-

Fransa Meclisi, Ermeni Diasporasının soykırım iddiasını kabul etti. Daha önce İsviçre Meclisi de benzer bir kararla karşımıza dikilmişti.



Fransa Meclisi, Ermeni Diasporasının soykırım iddiasını kabul etti. Daha önce İsviçre Meclisi de benzer bir kararla karşımıza dikilmişti. Sadece İsviçre ve Fransa değil, 22 devlet daha Ermeni iddialarına kucak açıyor. Ve biz, bu kararlar karşısında öfkelenip duruyoruz. Alınan kararlar elbette yanlış. Ama bütün samimiyetimle yazıyorum: İsviçre’ye de, Fransa’ya da, diğer 22 devlete de bizim zerre kadar kızmaya, bağırıp çağırmaya, meydanlara dökülmeye hakkımız yok. Çünkü hem Türkiye’de, hem de çeşitli ülkelerde, Ermeni iddialarının kuvvet kazanmasına zemin hazırlayan, evvel emirde bizim eğilim siyasetimizdir. Okumayan, araştırmayan, bilmeyen veya bildiklerini söylemeyen bizim ruhsuz, köksüz, imansız, izansız güruhumuzdur. Vebal, tamamen bizim üzerimizdedir. 1915 yılındaki kanlı boğuşmalar, vuruşmalar üzerinden tam 97 yıl geçti. Bu ne demektir? 1915 yılında doğanların aşağı yukarı yüzde yüzü ölüp gitmişlerdir. Zaten 1915 yılında doğanlar, Ermenilerin hem ordumuzu arkadan vurduklarını, hem de Doğu ve Güneydoğu bölgemizde yaşayan Kürt ve Türk vatandaşlarımızı çok canavarca hislerle diri diri yaktıklarını, sulara ve kuyulara gömdüklerini, kapılara-duvarlara çivilediklerini okumadıkları, araştırmadıkları, analarından, babalarından dinlemedikleri takdirde nereden bileceklerdir. Ben bugün 75 yaşındayım. Ben, Ermeni vahşetini hem o 1915 faciasını yaşayanlardan bizzat dinledim. Hem de devletimizin resmî arşivlerinden okuyarak öğrendim. Biz, Türkiye olarak, dünyada en az okuyan milletlerin başında geliyoruz. Evlerimizin %95’i kitapsız ve kütüphanesizdir. Dedelerimizden vazgeçtim, babalarımızdan kalan kitapları da, Türkçemizi durmadan budadığımız, kısırlaştırdığımız için okuyup anlayamıyoruz. Türkiyemizde, her yıl basılan kitaplar dikkate alındığında bin kişiye düşen kitap miktarı sadece yedidir. Beri yanda Almanya’da her yıl, bin kişi için 2.700, Fransa’da 1.700, Japonya’da 1000 kitap basılmaktadır. Şimdi biz istiyoruz ki, Türkiye Türkleri olarak biz rahatımızı katiyen bozmayalım, okumayalım, araştırmayalım, bilmeyelim, bildiklerimizi kalkıp söylemeyelim, ama çeşitli milletlere mensup kimseler gelsinler, Türkiye’de ciddi araştırmalarda bulunsunlar, resmî arşivlerimizi incelesinler sonra kalkıp desinler ki: “1915 yılında ihanet Ermenilerden geldi. Birinci Dünya Harbine giren ve yedi cephede çarpışan Türk ordusunu Ermeniler arkadan vurdular. Doğu ve Güneydoğuda binlerce değil, on binlerce Kürt ve Türk vatandaşını en vahşiyane usullerle boğazladılar. Evet ortada, karşılıklı olarak kanlı bir çarpışma vardır ama bir katliam yoktur! Türk devleti soykırım yapmakla suçlanamaz!” Önce devletimizin sonra özünden-kökünden kopmuş, Batı karşısında tam bir aşağılık duygusuyla apışıp kalmış insanlarımızın yapmadıklarını yapamadıklarını İsviçre ve Fransa meclislerinden bekleyemeyiz. Sarkozy’den önce “Armut piş ağzıma düş!” tembelliği, cehaleti, ahmaklığı içinde olanlar utanmalıdırlar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT