BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Engelli değil sadece farklıyız

Engelli değil sadece farklıyız

Aileler, Otistik ve Down Sendromu gibi engeller taşıyan çocukları için vakıf kurup, onlar için ‘Down Cafe’yi açtı. Burada sofra hazırlayıp servis yapan gençler insanlara çok şey öğretiyor ve “Engelimiz yok” mesajını veriyor.



SUNUŞ Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Onlar için neler yapmayız, neleri göze almayız ki. Birçok anne baba çocuklarının bir dünya kurmasına yardım eder. Ama bir de birileri var ki onlar çocukları için bir dünya kurarlar. Bunlar engelli çocukları olan anne babalardır. Onlar diğer anne babalardan çok farklıdır; çünkü bizlerin tahayyül dahi edemeyeceği bir dünyada yalnız kendi çocukları için değil, aynı kaderi paylaşan çocuklar için de çabalarlar. Bugün böyle iki baba Pazar Kahvesinde misafirimiz; İstanbul Zihinsel Engelliler İçin Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV) Başkanı Berti Erbeş ve Genel Sekreteri “Down Cafe” İşletmecisi Saruhan Singen. Onlara teşekkür borçluyum, çünkü onlar sayesinde sizler için buz gibi kış gününde öyle bir mekanda bir araya geldik ki daha kapıdan içeriye girer girmez sıcacık kalplerin taşıdığı mis gibi çorbalar, kahveler, belki de şimdiye kadar içtenliğini hiç bu kadar hissetmediğiniz içinize işleyen tebessümler içinde bir anda içimiz şimdiye kadar bildiklerimizden çok başka ısındı. Düşler aleminin kurgusu içinde tam da gerçeğin kendisi olarak çok güzel insanlarla bir araya geldik, güldük, sohbet ettik ve sizlerle de tanıştırmak için çok heyecanlandık. Ben şimdi hayata onların sayesinde daha başka bakıyorum. SERTİFİKALI GENÇLER Aileler otistik ve down sendromu gibi engeller taşıyan eğitilebilir zeka seviyesindeki çocukları için vakıf kurup, onlar için Mecidiyeköy’de Down Cafe’yi açtı. Sertifikalı engelli gençler burada sofra kurmaktan servis yapmaya kadar birçok hizmet sunuyor... ÇOK ŞEY ÖĞRETİYORLAR Sadece ellerin değil, kalplerin de taşıdığı mis gibi çorbalar, kahveler, o sıcak tebessümler şimdiye kadar bildiklerimizden çok daha fazla içinizi ısıtıyor. Çalışarak, hayata bağlanan bu çocuklar, saf dünyaları içerisinden insanlara da çok şeyler öğretiyor... Berti Erbeş ve Saruhan Singen İZEV’i anlattı Öncelikle sizden İZEV’in kuruluş hikâyesini dinleyebilir miyiz? İZEV (İstanbul Zihinsel Engelliler İçin Eğitim ve Dayanışma Vakfı) 1989 yılında kuruldu. Hikâyemiz birbirini tanımayan insanların, çocukları için bir araya gelmesiyle başladı. Çocuklarımız engelliydi; her okula gidemezlerdi. Benim otistik bir oğlum var; Şişli Rehberlik Danışma Merkezi bizi bir okula yönlendirmişti. Ancak bu okul oğlumun şartlarındaki bir çocuk için yeteri kadar korumalı değildi. Aynı düşünceler içerisindeki başka ebeveynlerle bizim çocuklarımız için gerçekten özel bir okul yaptırmamız gerektiğini düşündük. Böylece, tek ortak noktaları engelli çocukları olan bizler, çocuklarımız için okul bulamadığımızdan bir araya geldik ve Şişli Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nin bir derneği olarak kurulmuş olduk. Daha sonra vakıf haline geldik ve 1997’de İZEV vakfı kuruldu. > Okulu kurabildiniz mi? Evet. Mecidiyeköy’de Saadet İlköğretim Okulunu özel eğitim okulu haline getirmeye muvaffak olduk. Önce okulun konferans salonunda pilot çalışmalar için bir sınıf oluşturduk. Daha sonra tüm okul, özel eğitim okuluna dönüştü. İçerisinde 0-6 yaş grubu çocuklar için rehabilitasyon merkezi oluşturduk. Ardından MEB ile bir protokol yaptık. Bunun üzerine, uzun bir süre okulu kamuya bağışladığımız halde öğretmen maaşlarını bile kendimiz ödedik. Bağışlar ve devletin vermiş olduğu rakamlar sınırlı. Devletin öngördüğü 40 saatlik eğitim süresi kafi gelmiyor; çocukların daha fazla süreyi okulda geçirebilmeleri için takviyeler yapıyoruz. 25 öğrenciden 450 öğrencisi olan bir okul olduk. MESLEK EĞİTİMİ ALIYORLAR > Çocukların okul dışında da bir dünyaları var mı? Evet, zaten nihai amacımız da bu. Mutlu, sosyal ve üreten çocuklar olmalarını sağlamak. Sarıyer’deki vakfımızın merkezinde, İZEV Yaşam Evi’ni oluşturduk. Burada okulumuz mezunu 45 öğrencimiz çalışmalarını sürdürüyor. Biz onların mutluluklarını da çok önemsiyoruz. Yüzüyorlar, resim, hatta ebru yapıyorlar. Toplumla bütünleşmeye çalışıyorlar. Oradaki tesisin işletmesinde çalışıyorlar. Ayrıca, Etiler Turizm Meslek Lisesi ile imzaladığımız bir protokol çerçevesinde 120 çocuğumuz eğitim aldı. Okulun öğrencileri bizim çocuklarımızı birer ağabey, abla olarak benimsediler. Sofra kurmak, servis yapmak konusunda bizim öğretmenlerimizin de katılımıyla eğitimler aldılar. Şimdi Sarıyer’deki merkezde ve burada Down Cafe’de hizmet veriyorlar. > Bu çok önemli ve örnek bir proje... Elbette. Onlar zihinsel engelli çocukların da üretken olabileceklerini gösterdiler. Otistik, down sedromu, vb. engeller taşıyan, müşterek tarafları Milli Eğitim yönetmeliklerinde 45 ve üstü zeka seviyesinde eğitilebilir olmaları. Yani iletişim kurabiliyorlar, çalışabiliyorlar ama bunun için korumalı iş yerinin olması gerekiyor. İşte bu kapsamda o eğitimi alan çocuklar için artık iş alanlarının oluşturulması gerekiyor. Down Cafe’de bu şekilde oluşturuldu. KORUMALI İŞ YERLERİ ARTSIN > Bu kafe bu sayıda eğitim almış gence çalışma imkanı sağlıyor mu? Maalesef. Sadece bu kafenin ya da Sarıyer’deki merkezin bu gençlere katkı sağlaması mümkün olmuyor. Korumalı işyerlerinin artması gerekiyor. Şişli belediyesinin bu konuda çok ciddi bir desteği oldu. Sarıyer Belediyesi de İTÜ de Down Cafe açmak için sanırım bize destek olacak. > Saruhan Bey bize Down Cafe’yi anlatır mısınız? Sizin buradaki rolünüz nedir? Benim de engelli bir kızım var. Kafe’de aşçı yamaklığı yapıyor. Bu cafenin açılması bizim için çok önemliydi. Şişli Belediye Başkanı ustafa Sarıgül’e gittik. Düşüncemizi açınca çok memnun kaldı ve bize destek verdi. Mimar olduğum için de kafenin, çalışan çocuklarımız ve gelen kişiler için de rahat edecekleri bir mekan olması için çok uğraştık. Bir lokanta havasından daha çok rahat, sıcak bir yer oluşturmaya çalıştık. > Kafe’de işleyiş nasıl? Çocuklar sabah 8.30’da geliyorlar. Önce masa, cam ve yerlerin temizliği ile uğraşıyorlar. Saat 12.00 ile 14.30 arasında garsonluk yapıyorlar. Ertesi günün yemeğine destek veriyorlar. Patates, patlıcan soyuyorlar. Burası hafta sonu da dahil her gün hizmet veriyor. Dolayısıyla çocuklar her gün değişiyor. Böylece sırayla hepsi burada çalışmış oluyorlar. Hepsi Etiler Turizm Meslek lisesinden sertifikalılar. Her gün bir veya iki anne de çocuğuyla geliyor. Onlara gönüllü anneler diyoruz. HEPSİ YETENEKLİ VE SEVECEN > Berti Bey, gördüğüm kadarıyla çocuklar sorumlulukların çok farkındalar. Evet, işlerini ciddiye alıyorlar. Down sendromlu çocuklar sevecendir; eğitim açısından belli bir ilerlemeye açıklardır. Onlar zihinsel engelli popülasyonun çok sempatik çiçekleridir. Down Sendromlu çocukların kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Bundan daha 10 yıl evveline kadar çocuklarından utanıp onları saklayan, dışarıya çıkartmayan çok aile vardı. Ama bugün vermeye çalıştığımız mesaj, bu çocuklar da toplumun bir bireyi. Ailelere diyorum ki “Onlar bizim çocuklarımız ve iyi ki varlar, saf dünyaları içerisinde öğrettikleri çok şey var bize.” Saruhan Singen: Garsonluk yapan çocuklarımızın tişötlerinde bakın ne yazıyor “Sadece farklıyız, bu sanırım her şeyi açıklıyordur.” 4 ay önce açıldığımızda insanlar kapıdan bakıp “Burası neresidir, ‘Down’ ne demektir, bu çocuklar ne çocuklarıdır?” diye soruyorlardı. Şimdi o kadar çok gelenimiz var ki. Halkla çok güzel kaynaştılar. Bir TV programına katıldık. Almanya’da yaşayan bir anne telefonla bağlandı. “Ben kafenizi bir yakınımdan duydum; önce bu çocukların bir şeyler yapabileceğine inanmadım. Şu an gözlerim dolu bu programı izliyorum. Artık çocuğumun nerede çalışabileceğini biliyorum” dedi. Bir şey daha anlatayım; buraya eşiyle beraber hamile bir hanımefendi geldi, çocuğunun özürlü olduğunu tespit etmişler. Çok üzgündü; ama bizim çocuklarımızı ve bizleri görünce, çocuğunu aldırmaktan vazgeçtiğini söyleyerek dünyaya getirmeye karar verdi. GÜZELLİKLERE ULAŞMAK İÇİN! > Özürlü bir çocuğa sahip olmak kolay değil. Berti Erbeş: Öyle ama her şey insanlar için. Güzellikler de, zorluklar da. Bazen zorluklar güzelliklere ulaşmak için var. Bu anne babalar için çok zor bir süreç. Çocuğunuzun özürlü olduğunu öğrenince hemen “niye ben” diye soruyorsunuz. Zaman alıyor kabullenmek. İnsan çocuğunu akıllı olduğu için sevmez ki sadece. Kendimiz için çözüm yolu ararken, kaç çocuğa ışık oldu çalışmalarımız. Saruhan Singen: Böyle bir saflığı, mutluluğu, temiz bir dünyayı hiçbir yerde bulamazsınız. Bu mekana girdiğinizde bunu hissedersiniz zaten. Bu çocuklara sahip olmak onur vesilesi bizim için artık. > Saruhan Bey, duvarlarda tablolar ve üzerlerinde fiyatlar var. Bunları satıyoruz. Ben İstanbul’daki ressamlara mail attım. Resim bağışlamalarını istedim. Çok yeni, bir uygulama. Ressamlardan gönderenler oldu. Resimlerini hem sergiliyor, hem de satışını yapıyoruz. Tüm Türkiye’deki ressamlardan isteyenler bize bağışta bulunabilirler. ADER adı altında Kafelerimiz için ayrı bir iktisadi işletme oluşturduk. > Başka şehirlerde hizmet veren Kafeler var mı? Bize bağlı değil ama birkaç yerde duyduk. Bizden sonra Adana’da önlüklerimize kadar aynı bir Down Cafe açıldığını gördük. Çok mutlu olduk. Kahramanmaraş’tan bizi davet ettiler. Ankara’da da sadece çay, simit veren küçük bir yerin olduğunu biliyoruz. > İletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Berti Erbeş Bizler engelli çocuk sahibi mutlu anne babalarız; çocuklarımızla gurur duyuyoruz ve onlar sadece farklılar ve hep beraber birlikte mutlu yaşayabiliriz. Down Cafe: Gülbağ Mahallesi Cemal Sururi Sok. Şişli Belediyesi Toplum İş Merkezi Binası. http://izev.org.tr/ HEPSİ MAAŞLI Çocuklar maaş alıyorlar mı? Saruhan Singen: Elbette. Burada dönüşümlü çalışan 25 çocuk var ve hepsi maaş alıyorlar. Ayrıca iki profesyonel, sigortalı çalışanımız ve Kafemize destek veren gönüllü annelerimiz var.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT