BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ahmed Necîb Efendi

Ahmed Necîb Efendi

“Allahü teâlâ, her memlekette yetişen kulları için, adâleti fazlası ile yapmıştır. Ya’nî âkıl ve bâlig olmadan ölen kâfir çocuklarını Cehenneme sokmayacaktır!..”



Ahmed Necîb Efendi, Hâlidîye yolu şeyhlerindendir. Karacasu’ludur. İyi bir tahsilden sonra Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselmiş ve bir müddet de Hâlidîye Dergâhı şeyhliğini yürütmüştür. 1900 yılında vefât etmiş olup Fâtih Câmiinin kıble tarafındaki kabristanda medfundur. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Allahü teâlâ, her memlekette yetişen kulları için, adâleti fazlası ile yapmıştır. Ya’nî âkıl ve bâlig olmadan ölen kâfir çocuklarını Cehenneme sokmayacaktır. Âkıl ve bâlig olduktan, ya’nî evlenecek çağa geldikten sonra, Muhammed aleyhisselâmın dînini duymadan ölen kâfirlere de azâb yapmayacaktır. Bunlar, İslâm dînini, Cenneti, Cehennemi işitdikten sonra, merak etmez, öğrenmez ise, inat edip inanmazsa, o zamân azâb göreceklerdir. Âkıl ve bâlig olanlar, ana babanın, muhîtin yapmış oldukları eski te’sîrlerin altında kalmaz. Eğer kalsaydı, İslâm memleketlerinde, İslâm terbiyesi altında yetişen yüzbinlerle Müslümân evlâdı, İslâm düşmanlarının yalanlarına, iftirâlarına aldanmaz, dinsiz, mürted ve hattâ din düşmanı olmazdı. Bunlar, âkıl ve bâlig olduktan sonra, hattâ kırkından sonra, hattâ, hoca, hâfız olduktan sonra, dinden çıkmakta, hattâ din düşmanı olmakta, hattâ din düşmanlığında önderlik yapmaktadırlar... Bu pek acı misâller, ana baba terbiyesinin te’sîrinin devâmlı olmadığını açıkca göstermekdedir. Bunun içindir ki, bugün dinden çıkmak, bütün dünyâyı saran bir âfet, fecî bir akıntı hâlindedir. Genç, ihtiyâr, bu felâkete kapılmayan pek az kimse kalmıştır. Diğer taraftan, birçok kâfirlerin, ilim, fen adamlarının Müslümân olduğunu görüyoruz. Pek az olsa da, dînini değiştirmeyenlerin bulunması, ana terbiyesinin te’sîrinin, ba’zan da devâmlı olduğunu gösteriyor denirse, bir çocuğun Müslümân evlâdı olması, İslâm terbiyesi ile yetişmesi, Allahü teâlânın bir ihsânıdır. Kâfir çocuklarına bu ihsânı yapmıyor. Fakat, kimseye ihsân yapmaya mecbûr değildir. İhsân yapmamak zulüm olmaz. DİLEDİĞİNE İHSÂN EDER Meselâ, bakkaldan bir kilo pirinç alsak, tam bir kilo tartması adâlettir. Noksan tartarsa zulüm olur. Biraz fazla verirse ihsân olur. Bu ihsânı istemek, kimsenin hakkı değildir. İşte, Allahü teâlânın İslâm terbiyesi ile yetiştirmesi, büyük ihsânıdır. Dilediğine ihsân eder...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT