BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sessiz gelen patlama

Sessiz gelen patlama

Günümüzde insanlığın en önemli sıkıntılarının başında aşırı nüfus artışı gelmektedir. Önceden fark edilemeyen bu durum; açlığa ve fakirliğe karşı girişilen mücadelenin başarıya ulaşmasını engellemektedir.



Sevgili okurlar, şimdi size tarih öncesinden bugüne gelen nüfus artışı ile ilgili bazı bilgileri sunmaya çalışacağım... Yapılan tahmini hesaplar Milattan Önce (M.Ö) 9 bin yılında dünya üzerinde 12 milyon kadar insanın yaşamakta olduğunu gösteriyor. O tarihlerde çok yavaş artış gösteren nüfus, M.Ö. 3 bin yıllarında 80 milyona ve Miladi Takvimin başlangıcında ise 160 milyona ulaşmıştı. O günlerde insanlar daha ılımlı iklim bölgelerinde yaşamaktaydılar. VEBA VE KOLERA DA DURDURAMADI Mısır’da Kahire’deki Keops Piramidi’nden 4 bin yıl sonra,Cenova doğumlu kaşif Kristof Kolomb’un Batı Hint Adaları zannettiği Amerika kıtasına ayak bastığı (1492) günlerde dünya nüfusu 450 milyon kadardı. O tarihlerde insanlığı tehdit eden en büyük tehlike veba ve kolera salgınlarıydı. 1347 ile 1351 yılları arasında veba Avrupa’nın üçte bir nüfusunu, Ortadoğu, Hindistan ve Çin’in büyük bir bölümünü kasıp kavurmuştur. Yazılı belgeler 80 milyon insanın hayatını kaybettiğini göstermektedir. Ancak, Orta Çağın bütün olumsuz şartlarına rağmen dünya nüfusu artmaya devam etmiş ve 1650 yılında 500 milyona ulaşmıştır. O tarihten 180 yıl sonra 1830’da 1 milyara varan nüfus, 100 yıl gibi kısa bir sürenin sonunda 1930’da 2 milyarı geçmiştir. Bu artışta, hiç şüphe yok ki uygarlığın ilerlemesi, sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeler çok etkili olmuştur. O tarihten sadece 45 yıl sonra 1975’de nüfus iki katına, 4 milyara ulaşmıştır. YERYÜZÜNDEKİ HER 3 KİŞİDEN 1’İ AÇ! Değerli okurlar, bizler âdeta Güneşimizin etrafında 365 günde turunu tamamlayan bir uzay gemisinde yaşıyor gibiyiz. Ancak bu gemi her geçen gün kalabalıklaşıyor, buna mukabil besin rezervleri azalıyor. Günümüzde dünya nüfusunun 1/3’ü açlık sorunu ile karşı karşıya bulunmaktadır. En önemli sebeplerden biri iklimsel değişiklikler ve kuraklık olsa dahi, asıl neden o ülkelerdeki aşırı nüfus artışıdır. Toplam nüfusun diğer 1/3’ü ise yetersiz beslenmektedir. Dünya nüfus artışının çok olumsuz sonuçlar doğuran bir yönü de artışın daha çok kalkınma sürecinde olan ülkelerle, az gelişmişlerde olmasıdır. Bu yoksul ülkeler ne kendilerini besleyebilecek ve ne de iş alanı sağlayabilecek durumdadır ve nüfuslarının çoğunluğu talihsiz bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir. Asya, Güney Amerika ve Afrika ülkeleri 1950’li yıllara kadar aşırı bir nüfus artışıyla karşılaşmamışlardı. Yüksek doğum oranlarına karşılık, aynı derecede ölüm oranları da vardı. Birçok ülkede her iki çocuktan biri ancak 10 yaşına ulaşabiliyordu. TIBBIN GELİŞMESİ ÖLÜMLERİ AZALTTI Bu durum 1960’lı yıllardan itibaren dünya çapında alınan tedbirler sayesinde değişmeye başladı. Bilim ve teknolojinin getirdiği yeni buluşlar sayesinde hızlı nüfus artışı başladı. Kırsal kesimlerin ana yollarla birleştirilmesi, hastalıklardan korunma bilincinin yaygınlaştırılması, virüs ve bakterilerin yol açtığı sari hastalıklarla bilimsel mücadele, doğumlarda yeni yöntemlerin uygulanması, tıpta koruyucu ilaçların devreye girmesi ve sosyal refah seviyesinin artması sonucunda çocuk ölümleri azaldı ve yaşlıların ömürleri uzadı. Hiç şüphe yok ki, dünyamızın “En önemli çevre sorunu nüfus artışıdır”. 2040 yılında 10 milyarı aşacağı tahmin edilen dünya nüfusu için her ülke gerekli önlemleri almak zorundadır. Sevgili okurlar, Çevre Sayfamız üçüncü yılını çoktan geride bıraktı. Bugünlere sizlerden aldığımız destekle ulaştık. Size bir kez daha içten duygularımızla teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hepinize sevgi ve dostluk dolu bir hafta diliyorum. Esen kalın TÜRKİYE’DE ARTIŞ HIZI DÜŞÜYOR Türkiye’nin nüfusu 2011 sonu itibariyle bir önceki yıla oranla yüzde 1.35 artarak 74 milyon 724 bin 269 kişiye yükseldi. Nüfus artış hızımız 2010’da yüzde 1.58 idi. Dünya ise yüzde 1.7 civarında seyrediyor. DÜNYANIN YARISI 5 ASYA ÜLKESİNDE Artık dünyadaki insanların sayısı ve ağırlık merkezini Güney Amerika ve Afrika oluşturmuyor. Bugün 7 milyar 100 milyon dünya nüfusunun neredeyse yarısına yakınını (%45) elinde tutan 5 Asya ülkesi belirliyor. Bunlar sırasıyla şu ülkelerdir: Çin 1.375.000.000 Hindistan 1.225.000.000 Endonezya 235.000.000 Pakistan 185.000.000 Bangladeş 165.000.000 ÇİN’DEN SONRA HİNDİSTAN KORKUSU Bu ülkelerden Çin belirli bir kontrol mekanizması geliştirmişse de, diğer ülkeler bilhassa Hindistan nüfus patlamasının en şiddetli basıncı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Surinam’da 46 yeni tür bulundu Güney Amerika’nın minik ülkesi Surinam’da insan ayağı değmemiş tropikal ormanlara keşif gezisi yapan bilim adamları, 46 yeni canlı türüne rastladı. Yeni türler arasında birbirinden şirin kurbağalar, balıklar, böcekler, çekirgeler ve kertenkeleler bulunuyor. Bacaklarında beyaz çizgiler ve ayağında mahmuz benzeri bir yapı olan “kovboy kurbağa” ile dev piranhalara karşı kendini savunmak için tüm vücudunda üzeri dikenlerle kaplı kemik plakalar bulunan “zırhlı yayınbalığı” dikkati çekerken, parlak renkleriyle göz kamaştıran yeni çekirge türüne ise “Crayola Çekirgesi” adı verildi. Sumatra Fili’nin soyu bitmek üzere Uluslararası Doğal Hayatı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği, gerekli tedbirler alınmazsa Sumatra Filinin 30 yıl içinde yok olacağını açıkladı. 1985’te yaklaşık 5 bin olan fil sayısının 2010 yılında 2400’e düştüğü belirtilirken, bunun sebepleri ise; yaşam alanlarının yok edilmesi, yiyecek için köylere inen fillerin öldürülmesi ve fildişi avcıları olarak sıralandı. Endonezya’nın en büyük, dünyanın 6. büyük adası Sumatra’daki ormanlar, kereste ve kağıt fabrikaları inşa etmek için sistematik bir biçimde yok ediliyor. Adadaki kaplanlar, orangutanlar ve gergedanlar da hızla tükeniyor. Meğer nesli tükenmemiş! Borneo Adası’nın doğusundaki ormana lekeli leopar, orangutan ve diğer vahşi hayvanları çekmek için kameralar yerleştiren bilim adamları, kayıtları incelerken daha önce hiç görmedikleri bir maymun türüne rastladı. Yaşam alanının dışında görüntülenen, siyah yüzü kabarık, beyaz tüylerle çevrili “Kırlaşmış Langur Maymunu”nun daha önce fotoğrafı çekilememişti. Pembe burnu ve dudakları olan Langur, eskiden Borneo’nun kuzeydoğusunda, Sumatra ve Java adalarında yaşıyordu. Langur maymunları, etleri ve midelerinden çıkan panzehir taşları için avlanıyordu. YEŞİL PLATFORM Göl ve ırmak yanına fabrika yapılmasın! > Hüseyin Aksu / ÜSKÜDAR En masum doğal değerlerimiz, su kaynaklarımızın temelini teşkil eden göl ve akarsularımıza hiç sahip çıkmıyoruz. Örneğin Afyonkarahisar’ın Eber Gölü, Bursa’nın Uluabat Gölü, Ege’de Gediz Irmağı, Trakya’da Ergene Havzası, Tuz Gölü ve daha birçok nadide doğal güzellik tehdit altında... Bir vatandaş olarak tüm yetkililere, iş adamlarına sizin aracılığınızla sesleniyorum; doğaya ve çevreye zarar vermek günahtır, insanlık suçudur, yapmayın, etmeyin... Evlatlarımızın geleceğini yok ediyorsunuz. Bir damla temiz suya muhtaç olan dünya susuzluktan kırılırken, biz bindiğimiz dalı kesmeyelim! Beykoz’da sahipsiz hayvanlara yiyecek > A. Cüneyt Fidancı / BEYKOZ Beykoz Belediyesi, özellikle kar yağışının yoğun olduğu bölge olması dolayısıyla, aç kalan sahipsiz hayvanlar için uygun yerlere yiyecek bırakıyor. Başta Polonezköy olmak üzere ormanlık alanlara yiyecek götüren Veteriner Birimi ekipleri, soğuktan zarar gören hayvanları ise rehabilitasyon merkezine götürerek müşahade altına alıyor. Beykoz ormanlık alan olduğu için dışından çok sayıda hayvanın getirilerek salındığına dikkati çeken Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, “Hayvansever kuruluşlarla birlikte sahipsiz hayvanları sahiplendirdik. İlçemizde hiçbir canlıya zarar verilmeyecek” dedi. Üsküdar başarıyor... Kadıköy de sahip çıksın > Süleyman Altınada / KADIKÖY Sayın Ediz Hun, kültür mirasımız olan, geçmişten günümüze ulaşan eşsiz tarihî eserlerimizi korumak zorundayız. Malumunuz kentsel dönüşüm İstanbul’un merkez semtlerinde başlamışken bir hususu hatırlatmakta fayda var kanaatimce. Ben Kadıköy’de yaşayan 85 yaşında emekli bir devlet memuruyum. Geçenlerde Üsküdar’da bir tabela dikkatimi çekti; “Üsküdar tarihî eserlerini ihya ediyor” diye. Düşündüm de ayrı durum neden birkaç kilometre uzaklıktaki Kadıköy’ümüzde uygulanmasın. Buradan Sayın Belediye Başkanımıza çağrıda bulunuyorum: Artık tarihi ahşap evler yıkılıp yerine otoparklar yapılmasın! Bu feribot güneş enerjisiyle çalışıyor Dünyadaki ilk hibrit deniz taşıtları filosu Hong Kong’da denize açıldı. Otomobillerde kullanılan bu teknoloji sayesinde gemilerde alışık olduğumuz motor sesi yok, sadece tepede parıldayan güneş enerjisi panelleri göze çarpıyor. “Solar Eagle” adlı bu taşıt, deniz ulaşımının gelecekte bambaşka bir hal alacağını gösteriyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT