BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yıldızın parladığı an

Yıldızın parladığı an

Dünya önderleri bir kere daha İsviçre’nin Sarıkamış’ı Davos’ta idi. 30 yıl evvel bir milyon dolar borç vermeye nazlanan Avrupa’nın bugünkü temsilcileri Başbakan yardımcımız Ali Babacan’a ‘bize ders verin’ ricasında bulunmakla kalmayıp, 2013’te Davos toplantısının İstanbul’da yapılmasına da karar verdiler



Dünya önderleri bir kere daha İsviçre’nin Sarıkamış’ı Davos’ta idi. 30 yıl evvel bir milyon dolar borç vermeye nazlanan Avrupa’nın bugünkü temsilcileri Başbakan yardımcımız Ali Babacan’a ‘bize ders verin’ ricasında bulunmakla kalmayıp, 2013’te Davos toplantısının İstanbul’da yapılmasına da karar verdiler. Zira Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, taraf tutarak sicilini bozan Davos’u gündeminden ihraç ederken sadece ‘one minute/bir dakika!’ demekle kalmamış artık bu toplantılara katılmayacağını da ilan etmişti. Herkesin bir hesabı var....amenna, elbette ve muhakkak ki yüce Allah’ın da bir hesabı var. Sayın Başbakan’a New York’a geldiğinde otelindeki ziyaretimizde dediğimiz gibi ‘Allahü teâlâ, boş ve abes hiçbir şey yaratmaz. Recep Tayyip Erdoğan diye bir insan yaratmış, O’nun eliyle İslam âlemine hizmet ettirmektedir.’ İleride tarih, İslam coğrafyasını tahlil ederken ‘one minute’ denilen ânı yıldızın parladığı ân olarak yazarsa bu yanlış olmaz. Şu var ki o sahneyi hiç kimse düşünmedi, düzenlemedi. Rol yapılmadı, fakat o bir kader rolünün icrasıydı. Tayyip Erdoğan, orada şahsiyetli bir tavır ortaya koydu. İşte o tavır ve o söz, İslam memleketlerinde kapıları açan şifre olmuş, batı için ‘hasta adam’ telakkisini bitirmiştir. O ân aynı zamanda, bir psikolojik silkiniş, mânen kendine dönüş, ilmi siyaseti yanlış yorumlayarak korkaklığa sürüklenen Müslümanların ifrattan rücûsudur. O meşhur Davos toplantısından bir süre sonra Washington, DC’de yaşamaya başladık. Bütün ABD’de olduğu gibi payitahtta da dünyanın dört bir yanından her renk, ırk ve mezheb mensubu Müslüman mevcut. O Müslümanların o çıkıştan sonra başları daha bir dikti, o gün eziklik, sahipsizlik, kimsesizlik onlar için bitmişti. Sanki başları göğe eriyordu. Duaları, alkışları İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e söylenmesi gerekeni en net şekilde haykıran Türkiye Başbakanınaydı. Hatırlayacaksınız, o akşam, bazı TV’lere koşan çağdaşlaşma derken sömürgeleşmiş beyinler, Türkiye’nin artık bittiğini, mahvolduğunu, yaşama şansını kaybettiğini açık açık dile getirmişlerdi... Bu satırlarımızın tercümesi şudur? Bu ülke insanlarının bir kısmı ilmi siyaset, bir kısmı da çağdaşlaşma adına cesaretten yana kısırlaştırılarak bir duvarın iki arkasında toplanmıştı. Ne oldu? Kim kazandı, Türkiye mi İsrail mi? Davos, İstanbul’a nakledilirken, Türk bakanlarına bize ders verin denirken İsrail’e ‘sen ne diyorsun’ diyen mi var? İsrail’in esamesi okunuyor mu?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT