BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu bir bayrak yarışıdır!

Bu bir bayrak yarışıdır!

Şirketlerin en baş ağrıtıcı problemlerinden biri de ‘uzun ömürlü olabilmektir’. Büyük emekler, fedakârlıklar, çileler hatta işkenceler çekerek kurulan ve geliştirilen bir şirketin nesiller boyu devamı arzulanır. İşin enteresan tarafı insanlar ‘benden sonra tufan, ben öldükten sonra ne halleri varsa görsünler’ demezler, şirketin kendilerinden sonra da devamını arzularlar.



Şirketlerin en baş ağrıtıcı problemlerinden biri de ‘uzun ömürlü olabilmektir’. Büyük emekler, fedakârlıklar, çileler hatta işkenceler çekerek kurulan ve geliştirilen bir şirketin nesiller boyu devamı arzulanır. İşin enteresan tarafı insanlar ‘benden sonra tufan, ben öldükten sonra ne halleri varsa görsünler’ demezler, şirketin kendilerinden sonra da devamını arzularlar. Ama işin zor yanı şirketi kendinden sonraki kuşağa kazasız belasız devretmektir. Burada birçok şirketin başarısız olduğu görülür. Atletizm müsabakalarında yönetim işine bu konuda katkı sağlayacak en iyi yarışlardan biri 4x100 bayrak yarışlarıdır. Malum bu yarışta dört atlet her yüz metrede ellerindeki bayrak denilen tahta parçasını kendinden sonra yarışı devam ettirecek olan arkadaşına verir. Bu değiş tokuş esnasında bayrak yere düşerse o takım diskalifiye olur. Bayrağı arkadan gelen atletin hızını kesmeden aktaramazsa takım zaman kaybeder. İşte bu örnek yönetim de nesiller arası geçiş için çok güzel bir tutamak noktasıdır. Zaten birçok liderin attıkları(!) nutuklarda; ‘Bu bir bayrak yarışıdır, zamanı geldiğinde bayrağı bizden sonrakilere devredeceğiz!’ dediğini hepimiz duymuşuzdur. Ama bu oyunun kurallarının tam olarak uygulandığı nadirdir. Bir kere dört atletin de 100 metreyi en yüksek performansla koşması gerektiği gibi, şirketin gelecek kuşaklarının da yarışa çok iyi hazırlanması lazımdır. Ancak şirketlerin çoğunda ikinci neslin hazırlanmasından anlaşılan yakışıklı bir okulu tercihan dışarıda bitirmeleri, her isteklerinin ‘Biz sıkıntılar içinde okuduk oğlumuz ya da kızımız rahat etsinler’ anlayışıyla karşılanmasıdır. Bu çocukları hayata ve yönetime hazırlamak için özel bir gayretin sarf edilmemesi en büyük handikaptır. Son zamanlarda bu işin önemi anlaşılmış şirketlerde ileriki nesilleri iyi yetiştirmek için şirket anayasalarına ağır hükümler konulmaya ve bu gençler için özel ‘Yönetim koçları’ istihdam edilmeye başlanmıştır. Ecdadın ‘lalalık’ müessesesini unuttuğumuz için şimdilik Amerikan ‘Coaching’le iş hayatımızdaki bayrak yarışını sürdürmeye çalışıyoruz. Hiç yoktan iyidir. Çünkü aile şirketlerinin yüzde doksan küsuru bayrağı adam gibi devretmeyi beceremediğimiz için bir buçuk nesil sonra yok olup gidiyor. Yazık değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT