BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalanla-dolanla nereye kadar?

Yalanla-dolanla nereye kadar?

20. Asır, başsız ve korumasız kalan İslam Âlemi için yüzkarası çağıdır. İslam toplumları, binbir parçaya bölünmüş devletçiklerinin başlarına getirilen kukla yönetimleri marifetiyle; hem madde ve hem de manada tutsak edilmiştir.



20. Asır, başsız ve korumasız kalan İslam Âlemi için yüzkarası çağıdır. İslam toplumları, binbir parçaya bölünmüş devletçiklerinin başlarına getirilen kukla yönetimleri marifetiyle; hem madde ve hem de manada tutsak edilmiştir. Halbuki, bütün bu ülkecikler Osmanlı’dan koparıldığında; kendilerine bu dönüşümün bağımsızlık adına yapıldığı söylenmiş ve işin tuhafı o ülke halkları da bu yalana inandırılmıştı. Ağa-babalarının elinde oyuncak konumundaki kukla yönetimlerin, özen gösterip görkemli törenlerle kutladıkları ‘milli kurtuluş bayramları!’seyredilmeye değerdi! Zira, bu kutlu (!) günlerde her ülkecik; elinde-avucunda ne kadar silah; top-tüfek-tank-füze vb. varsa hepsini ve bunları kullanan askerlerini; sokaklara döktüğü her yaştan; binleri yüz binleri bulan sivil halkının önünden resmî geçit halinde geçirirdi. Bütün bu gösteriler, sözde; dosta güven, düşmana korku salmak adına yapılırdı. Birlikten, dirlikten ve güçlü olmaktan mahrum; istisnasız tüm İslam ülkeleri ellerindeki askerî güçlerle düşmana rezil ve rüsva olmuş; kabadayılıklarını (!), bu silahları kendi sivil halkları üzerine kullanarak göstermişlerdir ve el an da göstermeye devam etmektedirler. Bu işin tipik örneğini Suriye’de gördük ve görmeye devam ediyoruz. Dün; birkaçının bir araya gelerek İsrail karşısında nasıl hezimete uğradıkları dünya âlemin malumudur. Düşman karşısından hezimetle dönen şanlı (!) Suriye ordusunun, yine dün baba Esad zamanında; kendi sivil halkını nasıl kıyıma uğrattığı ve on binlercesini nasıl katlettiğini biliyoruz. Bugün de; aynı şanlı(!) Suriye ordusunun kendi sivil halkına nasıl kıymakta olduğunu dehşetle görmekteyiz. Bunca yalan-dolan ve bunca zulümle nereye kadar gidebileceğini zannediyorlar? Etraflarına ve maziye bakıp neden ibret almıyorlar? Bir günün beyliğini kâr sayan ve bu uğurda halklarını katletmekten çekinmeyenleri ne tarih ve ne de insanlık affetmeyecektir. Değil otoriter yönetimlerde; kendi halkını düşman belleyen sözde demokratik idarelerde bile hazin son ve rüsvalık kaçınılmazdır...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT