BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yıllar öncesini hatırladı...

Yıllar öncesini hatırladı...

Afyon’un dondurucu soğuğu otobüsten iner inmez bir bıçak gibi kesti genç adamın yüzünü. Sırtındaki kolları eskimiş, kendisine küçük geldiği gerginliğinden belli olan ceketin içinde iyice büzüldü. İlk defa geldiği bu şirin Anadolu kentinde şaşkın bakışlarla süzdü etrafını.



Afyon’un dondurucu soğuğu otobüsten iner inmez bir bıçak gibi kesti genç adamın yüzünü. Sırtındaki kolları eskimiş, kendisine küçük geldiği gerginliğinden belli olan ceketin içinde iyice büzüldü. İlk defa geldiği bu şirin Anadolu kentinde şaşkın bakışlarla süzdü etrafını. Kendi haline dalmış bir sürü insan dolanıp duruyordu ortalıkta. Derin bir nefes aldı. Cebindeki sarı zarfı çıkartı bir kez daha okudu üzerindeki yazıyı: Afyon Ceza Evi Müdürlüğü Sayın Serdar Başar Özenle katlayıp tekrar yerleştirdi iç cebine. Bir gün önce çalıştığı lokantaya gelmişti mektup. Tam öğlen servisinin başladığı sırada girmişti postacı içeriye. Tok sesiyle bağırmıştı kapıdan: - Serdar! Sana bir mektup var. Babandan geliyor herhalde. Afyon’dan. Elindeki siparişleri müşterinin masasına aceleyle bırakıp koşmuştu kapıya: - Sağol Bekir ağabey. Allah razı olsun. Hemen açtı zarfı. İlk önce hiçbir şey anlamadı. Bir kez daha okudu dikkatle: “Sayın Serdar Başar, Sizinle derhal görüşmemiz gerekmektedir. İki gün içinde müdürlüğümüze müracaatınız önemle rica olunur. Cezaevi Müdürü Metin Işık.” Şaşkın bakışlarla bakındı etrafına. Yanına yaklaşan patronu Mustafa göz kırptı merakla: - Hayırdır evlat, babandan mı? - Yok Mustafa ağabey. Cezaevi Müdürlüğünden. Beni çağırıyorlar. Neden acaba? Adam omuzlarını kaldırdı, boynunu yana eğdi dudaklarını büzüp: - Ne bileyim aslanım, hiç bilmem bu işleri. Gider bakarsın. Bir şey söylemedi genç adam. Lokanta bayağı kalabalıklaşmıştı. Endişeyle işinin başına döndü. Serdar on sekiz yaşını bitireli bir ay olmuştu. Tam on dokuzuna bastığı gün Çocuk Esirgeme Kurumu Müdürü yanına çağırmıştı delikanlıyı: - Bak Serdar, bugün on sekizin bitti. Bizim yönetmeliğimize göre artık burada kalamazsın. Çünkü sen artık bütün vatandaşlık haklarını elde etmiş bir reşitsin. Bu yüzden yeni bir hayata başlaman gerekiyor oğlum. Böyle olmasını ben de istemezdim. Senin gibi yanımızda büyüyüp, hele bir efendilik timsali olan çocukları hayatın acımasız kollarına atmak beni de kahrediyor ama ne yaparsın ki kanunlar böyle. Artık buradan gitmek zorundasın evladım. Ama ben senin toplumumuza faydalı, aklı başında bir fert olacağına inanıyorum. Başın sıkışırsa bana gel. Elimden gelen yardımı yaparım. Mahzun bir tavırla önüne bakarak dinlemişti bütün bu sözleri. Hemen atılıp elini öptü müdürün. Sekiz yaşından beri buradaydı. Artık Müdür beyi bir baba bilmişti. Evi, yurdu burası olmuştu. Kendisini koca okyanusun içinde nereye gideceğini bilmeyen küçük bir balık gibi hissetti. Ummanın büyüklüğü korkutuyordu minik yüreğini. Bir hafta içinde ayrıldı kurumdan. Müdür bey yardımcı olmuş, eski bir memleketlisinin yardımıyla bir lokantada garsonluk işi bulmuştu delikanlıya. Liseyi kurumda okumuştu Serdar. Hem de büyük bir başarıyla. Öğretmenleri her zaman onun ilerisi için büyük adam olacağını söyleyip, içinde bulunduğu şartlara üzüntüyle bakarlardı. Lokantanın sahibi Mustafa iyi bir adamdı. Sevgiyle karşıladı delikanlıyı. Lokantanın arka tarafındaki depoda yatıp kalkıyor, akşamları dükkan kapandıktan sonra yeni yuvasında tek başına kalıyor, uzun süre eski, kenarları yırtılmış yün yatağının üzerinde, ellerini ensesinde kavuşturarak gözlerini tavana dikip düşünüyordu. Her seferinde hayatı sorguluyor, böyle bir hayatın içinde olmasını kabullenemiyor, annesini, babasını özlüyordu. Yıllar öncesini hatırladı... Hiç gitmemişti gözünün önünden o sahneler... Babasının iki jandarma arasında götürülüşü, annesinin kendisine sıkı sıkıya sarılıp dudaklarını kopartırcasına ısırarak kesik kesik hıçkırışı... Sonra soğuk, yoksul, yalnız geceler... Her seferinde yüreğinden bir parça kopup gidiyor gibi acı duyuyordu. - Neden Allahım, Neden bütün bunlar?!. Bu sahneler her gece baştan izleniyor, yaşadıkları film şeridi gibi geçmeye başlıyordu gözlerinin önünden. DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT