BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dâhîler

Dâhîler

DÂHİLER kendi zor merdivenlerini kendileri kurar ve engel tanımadan tırmanır. Onların halef yetiştirme niyetleri de, görevleri de yoktur, olamaz.



DÂHİLER kendi zor merdivenlerini kendileri kurar ve engel tanımadan tırmanır. Onların halef yetiştirme niyetleri de, görevleri de yoktur, olamaz. Çünki her dâhînin ömrü ve gücü kendi dehâsını doyurmaya ancak yeter. Onun bir başkasıyle oyalanması, yaratılış sebebini zedeler ve dâhîyi yorar. Dâhîler kendileri için yaşayacaktır. İşte bu yaşayışın gölgesinde ve sür’atinde öteki insanlar istikamet ve menzile varma aydınlığına kavuşur. * * * Hiçbir dâhî soylu aile çocuğu değil. İnsanın karmaşıklığı burada. Bir bakıyorsunuz; cahil, görgüsüz, hatta zavallı bir adam ile derdini anlatamayan anneden yüksek ahlâklı bir önder doğabiliyor. İki kardeş vardı. Biri Istanbul’un en büyük camisinin îtibarlı hocası, öteki ele avuca sığmaz kabadayılardan idi ve vurularak öldürüldü. İyi aileden mutlaka iyi insanlar yetişir iddiasına güvenmeyelim. * * * İki büyük şair; Shakespeare ile Petöfi’nin babaları sıradan birer kasap, Pasteur’ün ailesi silme debbağ idi. Faraday bir nalbantın oğlu, Beethoven ise aşırı alkolik ve geçimsiz bir adamın çocuğuydu. Ünlü biyolog Babbit’in sülalesinde dikkate değer tek kişi bulamıyoruz. Büyük ressam Rubens’in, babası meçhul bir babadan geldiğini hatırlamak gerek. Demek istediğim şu: Süper zekâ sahibi yıldız adamların; ticarette, siyasette, sanatta, askerlikte, yüzyıllar sonra bile adları hürmetle anılan dâhilerin; ne zaman, nerede, hangi ailede ortaya çıkacağı kestirilemiyor. * * * Her dâhî, kendi zamanının ötesinde ve üstünde yaşar. O yüzden çağdaşları, onu anlayıp sezmekte geç kalırlar. Bugün tek bir eseri milyon dolarlar eden Gauguin ile Van Gogh’un, yaşadıkları dönemde bir-iki tablodan fazla satamadıklarını, yoksul bir ömür geçirdiklerini bilmek zorundayız. Sıradan insanlar, dâhîlere 50-100 sene geçmeden yetişemiyor, onlardaki mıknatısa erişemiyorlar. * * * Ama bir gerçek var. İşi “insan” olan bilim adamlarına göre 10 milyonda ancak bir dâhî çıkabiliyor. Yani, 60 milyonluk bir ülkede topu topu altı yıldız mevcut. Peki kimdir onlar? Ya bir dağ başında çobansa, ya bir muhasebe bürosunda kâğıtlara gömülü haldeyse?.. İşte o zaman eyvah. Bu durumda kurumlara, devlete, bilhassa üniversitelere haylı iş düşmeli. Yarının dehâlarını tanımak ve önlerini açmak şart. Zaten bir yakaladınız mı, onlar kendi merdivenlerini kendileri kuruyor. * * * Derim ki: Acaba, üniversitelerimiz bir çeşit dâhî keşfine çıkamaz mı? Bir fon ayırıp, üstün yetenekleri, o on kişiyi bulamaz mı? Bulsa ne olur demeyin. Dâhîler ülkelerin beton direkleridir, sür’atleridir, yorulmazlarıdır. Bizim adımıza her alanda en zor yarışları onlar verirler. Ve... Onların kaybettiği görülmemiştir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT