BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yayınevi dörtköşe, gerisi hikâye...

Yayınevi dörtköşe, gerisi hikâye...

Paul Auster... Amerikan edebiyatının son dönemde en tanınan roman yazarının New York üçlemesi adlı kitabını okumuştum 1 yıl önce...



Paul Auster... Amerikan edebiyatının son dönemde en tanınan roman yazarının New York üçlemesi adlı kitabını okumuştum 1 yıl önce... Okuyanın hayal gücünü zorlayan, iç içe geçmiş hikâyelerden oluşuyordu. İlginç fakat beni cezbetmeyen bir tarzı vardı. Auster Hürriyet’e röportaj verdi, Türkiye’ye tutuklu gazeteciler olduğu için gelmeyeceğini söyledi. Başbakan Erdoğan da ‘gelsen ne olur, gelmesen ne olur?’ dedi. Polemik başladı. Güçlü bir roman yazarı Auster... Dünya’da hatırı sayılır okur kitlesi var; çok satan bütün yazarlar gibi profesyonel PR’cıları, yayınevleri, menajerleri var. Hürriyet’e verdiği röportaj da söyledikleri de ‘öyle içinden geldiği gibi’ konuşmalar değildir. Söyledikleri düşünceleridir, Türkiye’de gazetecilerin hapiste olduğu bilgisi ona öyle aktarılmıştır. Lakin ‘aklıma esti, konuştum’ durumu yoktur. Çok büyütmenin, hele ki fazla önemsemenin gereği yok. Başbakan’ın ‘ayarı’na en çok sevinen, muhtemelen Auster’in Türkiye’deki yayınevi olmuştur. Zira, ‘müzmin Tayyip muhalifleri’ için Auster bugünden itibaren ‘kült yazardır, baş tacıdır.’ İlk defa ismini duyanlar dahil, birer Auster kitabı alacaklardır, emin olun. Hafta sonu Bağdat Caddesi, Çankaya ve Karşıyaka’daki kitapçıları dolaşın. Çok satan raflarında Paul Auster’in kitaplarını görürsünüz. Bu yazıyı da hatırlarsınız. Hitabe Mustafa Akyol ‘gençliğe hitabe de kaldırılsın’ diye yazdı Star’da... İçindeki ‘asil kan, iç-dış düşmanlar’ gibi ifadelerin bugünün toplumsal paradigmasıyla örtüşmediğini anlattığı bu makalenin yayınlandığı Pazartesi gününden beri hakaret, küfür ve tehdit sağanağı altında... Dün AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik de ‘gençliğe hitabe kutsal metin mi?’ diyerek mevzuya girdi. Mustafa’nınkine benzer bir ‘sağanak’ Çelik’e de başladı. Türkiye Kemalist dogmalarla sütlaca dönmüş zihinlere rağmen, tartışabiliyor artık; çok şükür... ‘İma etmenin bile’ başları derde soktuğu günlerden ‘açıkça eleştirilen, tartışılan’ bugünlere çok mesafe katedildi. Lakin statüko ortadan kalkmadı henüz... Hüseyin Çelik’in bahsettiği ‘koruma kanunundan andımıza kadar’ ideolojik yapının köşe taşları yerlerindeler hâlâ... Hakaretten, küfürden yılmadan vesayetçi ideolojinin kutsallarını konuşmaya, eleştirmeye devam etmek gerekiyor. Hadis-i Şerif Mal ve şöhret hırsının insana zararı, koyun sürüsüne giren iki aç kurdun zararından daha çoktur. Mevlid Kandiliniz mübarek olsun...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT