BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suyu bulandırmayın!..

Suyu bulandırmayın!..

Bir önceki yazımda Avrupa‘nın “kemer sıkma” politikasından bahsetmiştim. Çok sayıda soru aldım bu yazımdan dolayı. Şunu soruyor okuyucum: “Bizim durumumuz ne olacak?” Başka bir deyişle, Türkiye nasıl etkilenecek bu karardan? Hemen belirteyim ki, Türkiye‘nin eli güçleniyor. Güçleniyor, çünkü AB yaşadığı krizi zapturapt altına almak için ciddi adımlar attı, atıyor. Bu durum Türkiye’ye olumlu yansıyacak elbette.



Bir önceki yazımda Avrupa‘nın “kemer sıkma” politikasından bahsetmiştim. Çok sayıda soru aldım bu yazımdan dolayı. Şunu soruyor okuyucum: “Bizim durumumuz ne olacak?” Başka bir deyişle, Türkiye nasıl etkilenecek bu karardan? Hemen belirteyim ki, Türkiye‘nin eli güçleniyor. Güçleniyor, çünkü AB yaşadığı krizi zapturapt altına almak için ciddi adımlar attı, atıyor. Bu durum Türkiye’ye olumlu yansıyacak elbette. Geride kalan 3 senede zaten Türkiye etkileneceği kadar etkilendi. Bundan sonrasının iyiye doğru gideceği kesin. Avrupa ülkeleri, AB şemsiyesi altında bölünme sürecine girdi. Kuzey Avrupa “Euro Bölgesi” diye adlandırdı kendini. Üreten, tasarrufu ve ekonomik yapısı güçlü bir Euro Bölgesi. Bu ülkeler, Güney Avrupa ülkelerine ise “Siesta Ülkesi” adını verdi ve son kararla, onlara; “kendinize çekidüzen verin” diye bir ihtar çekmeyi de ihmal etmedi. “Siesta Bölgesi” sayılan Yunanistan, İspanya, Portekiz ile Fransa ve İtalya‘nın güneyi aslında bugün “Siesta Ülkesi” olmadı. Bu ülkeler asırlar boyu zaten “Siesta Ülkesi” idi. Yiyip içip yan gelip yatmak en büyük marifetleri. Kırk yıllık Kani, olur mu yani?! İklim ve hava şartları bu bölgelerde hayatı kolaylaştırıyor ve yaşayanlara yiyip içmekten öte bir tasa bırakmıyor. Böyle de gidecek bu! Türkiye’nin ihracatı zaten daha çok Kuzey Avrupa ülkelerineydi. Euro Bölgesi’ne yani. Dolayısıyla Türkiye şanslı duruma geçti. Türkiye’nin tek handikabı cari açık! Şayet böyle bir risk olmasa Türkiye ekonomisi büyüme potansiyeli olan bir ekonomi ve bırakıversen her sene yüzde 10-15 büyür. De... finans temininde sıkıntıya düştüğü için iki sene büyüdü, üçüncü sene küçüldü. İki sene üç sene yüzde 10 büyü, ardından yüzde 15 negatif bir büyüme yaşa! Ekonomi de sosyal hayat da altüst oldu tabii. Türkiye 2012’de yüzde 3, ya da 5 büyümeye mahkûm. Cari açık tehdidi “Demokles’in Kılıcı” gibi ensesinde sallanıyor çünkü. Bir de 2 haneli olan enflasyon tehlikesi var ama henüz risk değil. Merkez Bankası rezervi güçlü ve müsaade etmez TL‘nin değer kaybetmesine. Hatta yüzde 10-15 enflasyonun ekonomi için iyi olduğunu söylemek pek iddialı bir söz olmaz. Sistemin iyi ve sağlıklı işlemesi için gerekli sanki. Hasılı kelam Türkiye ardına iyi bir rüzgâr aldı. İş sadece bu rüzgârı doğru yönetmeye kaldı. Kafkaslar, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde de çok büyük avantaj yakaladı Türkiye. Bu pozisyonları bozmadan sürdürmesi lazım. Şayet Türkiye doğru strateji üretir ve Türk müteşebbisin önünü açarsa önümüzdeki günlerin Türk günü olmaması için hiçbir neden yok! Yeter ki, Türkiye kısır çekişmelerle vakit kaybetmesin. Son tartışmalar çok yersiz mesela. Devleti ideolojilerden arındırmak lazım. Ne “dindar, muhafazakâr ve demokrat gençlik yetiştirme” iddiası olmalı devletin. Ne de “Laik ve Atatürkçü gençlik yetiştirme!” Bu işler gönüllü kuruluşların işi. Bırakın onlar yapsın. Devlet de gerektiğinde maddi destek versin. Bir de tabii denetlesin. Son söz: Suyu bulandırmayın!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT