BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yurt dışında staj ve AIESEC

Yurt dışında staj ve AIESEC

“Gençler!.. Üniversitelerimizin İktisadi ve İdari Bilimler (İşletme, İktisat, Uluslararası İlişkiler vb.) endüstri, bilgisayar mühendisliği bölümlerinde okuyor veya yeni mezunsanız mutlaka AIESEC’i tanıyın.”



Sizin için AIESEC’in Beyoğlu’nda bulunan Türkiye Genel Merkezi’nin Dış İlişkiler Koordinatörü Ekin Balkanay, Finans Koordinatörü İlkay Lökey ve Ankara Şubesi Başkanı Alpin Yıldırım ile görüştük. Hepsi gencecik, hepsi cıvıl cıvıl. Bir o kadar da kendilerinden emin ve çalışkanlar. Üstelik de o kadar büyük bir organizasyonun başında öylesine büyük bir çabayla çalışıyorlar ki, (içlerine girince daha iyi anlıyorsunuz) insan bu gençlerle gurur duyuyor, geleceğe daha bir umutla bakıyor. İsterseniz gelin önce Ekin’in ve arkadaşlarının ağzından; AIESEC’in ne olduğunu, yarın sona erecek olan “2000 yılının en büyük gençlik kongresi olan AIESEC Uluslararası Başkanlar Toplantısı’nın nasıl geçtiğini ve ardından da AIESEC’e gönül vermenin gençlere neler kazandırdığını öğrenelim. AIESEC, kâr amacı gütmeyen, üniversite öğrencileri tarafından yürütelen, bağımsız ve politika dışı, insanların ve toplumların gelişimine katkıda bulunan, uluslararası bir organizasyon. Bu organizasyon 1948 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. 50 yıllık bir gelişim süreci içinde AIESEC Global Değişim Programları doğrultusunda 85 ülke ve 750 üniversite kampusünden her yıl 50 binden fazla öğrenciye ulaşıyor. UNESCO’nun Gençlik Danışmanlığı’nı yürütmekte olan bu organizasyon sayesinde her yıl binlerce öğrenci uluslararası staj yapma fırsatı buluyor. AIESEC üyeleri amaçlarını ise şöyle açıklıyorlar; “Uluslararası İşbirliğini ve anlayışı geliştirerek ülke ve toplumların gelişimine katkıda bulunmak, gençlerin bilgi, beceri, değer ve davranışlarını geliştirerek, 21. yüzyılın sosyal, sorumlu ve global bakış açısına sahip bireyleri olmaları için fırsatlar oluşturarak gençlerin eğitim sürecinin tamamlanması ve topluma etki edilmesinde rol oynamaktır.” Gençler, AIESEC’in bu yıl ülkemizde yapılan Uluslararası Başkanlar Toplantısı” hakkında ise şunları söylediler: Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in himayesinde ve Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen IPM 2000 kongresi için yaklaşık olarak 250 bin dolar harcandı. Türkiye’nin tanıtımına yönelik çok çeşitli toplantı ve sosyal aktiviteler ve bir de Türk Gecesi düzenlendi. 31 Mart 2000’de sona erecek olan bu toplantı, 85 ayrı ülkenin beraber fikir üreterek tek bir çizgi üzerinde buluşması ve bundan sonraki yöneticilerin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. (Bizim için onur verici bir diğer olay ise; AIESEC Uluslararası’nda, bir Türk genci olan Muratcan Üstünkaya’nın 1999-2000 dönemi için başkan seçilmiş olması ve aynı şekilde uluslararası merkezin finans koordinatörlüğüne de Burcu Alpay isimli bir Türk gencinin getirilmiş olmasıdır.) Gruba son olarak AIESEC’e gönül vermenin gençlere neler kazandıracağını soruyoruz ve bakın sizlere nasıl sesleniyorlar; -AIESEC Türkiye Uluslararası Staj Değişim programı dahilinde her yıl 300 Türk öğrenci (sınavla) yurtdışında staj yapma imkanı buluyor. Ayrıca; * Şimdiye kadar kişisel gelişiminiz için bir adım atmadıysanız, * Hiç yurtdışı tecrübesi yaşamadıysanız, * Hayatınızda hiç pratik iş tecrübesi yaşamadıysanız, * Herhangi bir sivil toplum kuruluşunda çalışma fırsatı yakalamadıysanız, * Hiç liderlik gelişim seminerlerine ve kongrelerine katılmadıysanız, * Profesyonel iş dünyasını yakından tanıma fırsatı bulamadıysanız, * Üniversitede öğrendiğiniz teorik bilgiyi pratiğe dökecek bir yer bulamadıysanız, * Uluslararasılığı yaşayamadıysanız, * Profesyonel eğitimler alma fırsatınız olmadıysa, * Yönetim tecrübesi yaşamadıysanız, * Kendiniz ve toplum için birşeyler yapamadıysanız. * Hiç gönülü çalışmadıysanız, * Hem eğlenmeyi hem de disiplinli çalışmayı aynı ortamda yaşayamadıysanız, * Sizinle aynı değerleri paylaşan, genç insanlarla çalışmadıysanız AIESEC Türkiye’yi arayabilirsiniz. AIESEC Türkiye’nin şubeleri, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Eskişehir, İzmit ve Kıbrıs’ta faaliyet gösteriyor ve yeni şubelerini açmaya hazırlanıyor. Genel Merkez: Tel: 249 71 73, 293 81 65 E-mail: nevper@aisec.or.tr Kadife ile bıçak Günlük hayatımızda birlikte olduğumuz veya karşılaştığımız insanlar, hep bizim istediğimiz gibi olsalar hayat ne kolay olurdu öyle değil mi? Bu fikir kulağa bir an için çok güzel gelse de, o ölçüde de ütopik. Zaten herkesten bizim gibi olmasını istemeye ya da “dünyanın merkezi bizmişiz gibi” davranmaya da hakkımız yok. Ancak ne var ki çevremizde şöyle sohbetlere de çokça rastlarız; “Yusuf Bey, ne kadar iyi bir insan. Keşke herkes onun gibi olsa. Fakat müdür bey, niye böyle davranıyor anlamıyorum, bütün iyi niyetimle ona yaklaştığım halde, her defasında hayal kırıklığına uğruyorum.” Aslında zaman zaman hepimiz bu tip durumlarla karşılaşır, sonra da çok üzülürüz. Sırf bu yüzden işimizden, okulumuzdan uzaklaşır, kendimizi son derece güvensiz, mutsuz hissederiz. Halbuki olgun insan, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, karşısındakine de aynı şekilde davranır. İlişkilerindeki eser; saygıya, nezakete dayanır. Ama maalasef, bazen yetişilen çevrenin etkisinden, bazen karakter yapısındaki farklılıktan dolayı herkesin bu seviyeye gelmesi mümkün olamayabilir. İşte bunun için de kime nasıl davranacağımızı bilmek mecburiyetindeyiz. Tıpkı aşağıda okuyacağınız, Kubbealtı Akademisi Dergisinin Ekim 1999 sayısında A. Rıza Aytekin imzasıyla yayınlanan “Az ve öz” yazısında olduğu gibi; “Suratın neden böyle asık? Neden öfke dolusun? -............ Demek, seni incittiler. Demek, kırıldın.. Kızdın, öyle mi? İyi ama, mâruz kaldığın bütün hakâret ve haksızlıklarda asıl suçluyu neden aramıyorsun? -............ Sana kim dedi; keskin bir usturayı, sanki kadife imişçesine avuçla diye? Kadifeyi, ipekliyi, yünü, pamuğu okşayabilir...eline yüzüne sürebilirsin. Ama, ustura? Ustura, ancak sapından tutulur ve akıllıca kullanılırsa, kan akıtmaz. Kumaşa, kumaşlığını bilerek...bıçağa, bıçak olduğunu hesaba katarak yaklaşmalısın! Bilmeli ve inanmalısın ki; ne bıçaksız, ne de kumaşsız yaşanır.” Ne dersiniz? Sayın Aytekin’in görüşlerine katılmamak mümkün mü?... Hepinize sağlıklı, mutlu bir hafta diliyorum. Sevgiyle kalın.... Okuyucu mektubu Önce sağlık Düzce’den yazan sevgili okuyucumuz Nurdan; mektubunda en büyük idealinin “iyi bir ses sanatçısı” olmak olduğunu ancak, sesinin artık eskisi gibi çıkmadığını, şarkı söylerken zorlandığını yazmış ve sesin düzelmezse, hayatın sesin için anlamını kaybedeceğini cümlelerine eklemişsin. Nurdancım, senin gibi çok genç bir insanın cıvıl cıvıl, hayat dolu, mücadeleci olması gerekirken, daha şimdiden hayatın anlamını tek bir şeye bağlayıp mutsuzluğa davetiye çıkartmasını doğrusunu istersen, çok yanlış buluyorum. Piyasaya her gün çıkan şarkıcılar seni; “bu iş çok kolay galiba, insanlar iki şarkıyla meşhur oluyorlar” şeklinde düşündürmesin. Bu gençlerin çoğu konservatuar mezunu veya öğrencisi. Bazıları ise biraz talih biraz da medyanın abartısıyla ortaya çıkmış geçici şöhretler. Onlar sana örnek teşkil etmesinler. Onun için sen dediğim gibi öncelikle bir doktora git, sağlığınla ilgili durumu bir netleştir. Durumun önemli midir, önemsiz midir onu öğren. Sonra istersen ve mücadele edersen herşey arkasından gelir. Tek idealin peşinde koşmak, ona ulaşılamadığı takdirde kişiyi mutsuz eder. Onun için hayatına başka alternatifler de ekle ve kendinin kıymetini bil. Sağlıklı ve başarılı günler dilerim. Haftanın Sözü Kazanabileceğinizi düşünüyorsanız, kazanabilirsiniz. Zafer için inanç gereklidir. William Hazlıtt
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT