BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kartlarım ve ben

Kartlarım ve ben

Kredi kartları artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Tabii bu kartları cüzdanımıza yerleştiren bankalar bize iyilik mi yoksa kötülük mü yapıyorlar orası tartışılır.



Kredi kartları artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Tabii bu kartları cüzdanımıza yerleştiren bankalar bize iyilik mi yoksa kötülük mü yapıyorlar orası tartışılır. Etrafımda bulunan insanları incelediğimde iki cins kredi kartı kullanıcısı olduğunu görüyorum. İlk grup son derecede akıllı ve mantıklı. Kartını sadece yanında taşıyor ve acil durumlar için muhafaza ediyor. Kırk yılda bir kullanıldığında ise hesap ekstrelerini büyük bir dikkatle takip ediyor. Bu tip kullanıcıların bankalara pek bir kâr sağladıkları söylenemez. Diğer grup ise -ki bu gruba ben de dahilim- bir değil birçok kart taşıyor ve alışveriş sözkonusu olduğunda gözü dönüyor. Cüzdanı açıp içinde dizili duran kartlardan birini seçmek ve satış görevlisine vermek adeta bir cins zevk oluyor. Ve pos makinesinden kart geçirildiği anda paraların kendi hesabından kanatlanıp başka bir hesaba geçtiğini bir türlü kavrayamıyor. Kendisini hiç de para harcamış gibi hissetmiyor bu insanlar. Ne harcadıklarını anlamaları için hesap kesim tarihinin gelmesi ve o elektrik çarpmasına benzeyen ‘tutarı öğrenme’ hadisesinin yaşanması gerekiyor. Ondan sonrası ise klasik. Gözyaşları içinde yüklü tutar bir araya getiriliyor, bankaya gidiliyor ve hazin bir vedalaşma sahnesinden sonra para banka memuruna teslim ediliyor. Birden fazla kart sahibi olanlar bu sahneyi kart sayısı oranında tekrar tekrar yaşıyorlar. Bu ayrılığın sebep olduğu kötü duyguları yok etmek için hemen alışverişe gidiliyor, intikam alırcasına kart içi boşaltılıyor. Bu bir kısır döngü. Sanırım bankalar en çok bu tip müşterilerini seviyorlardır. Şimdi bu satırları yazarken fark ettim de bu duygular aslında bir cins kumar oynama grafiği çiziyor galiba. Belki de olayı bu açıdan ele almak gerekiyordur. Hepimiz günlük hayatın getirdiği sorumluluk ve stresin altında eziliyoruz ve hiç şüphesiz bir yerlerde deşarj olmamız şart oluyor. Yoksa yüksek gerilim hattını andıran yaşam koşullarımıza tahammül etmek bizleri ziyadesiyle zorluyor. Ama elbette bunu yaparken de belli bir çizginin içinde kalmak lazım. Bize uygun, şartlarımıza paralel ve sonuçta mahçup etmeyecek bir formül üretmemiz gerekiyor. Bu kredi kartı meselesinin nereden çıktığına gelince.. Dün yine kendimi kaptırmış alışveriş yaparken mağazalardan birinin kasiyeri elime bir kredi kartı başvuru formu tutuşturdu. Ben itiraz ettim, o üsteledi. Ben de formu alıp eve geldim. Uzun zamandır bu tip bir şey doldurmadığım için incelemek ilginç göründü. Ve açık söyleyeyim istenen bilgi ve belgeler gülmeme yol açtı. Haydi “annenizin kızlık soyadı” faslına alışmıştık da, aylık harcamalar bölümünde “kira, ısınma, elektrik, su” kalemlerinin açılmış olması ne demek oluyor? Ben o kadar detay bilsem zaten böylesine mantıksız alışverişler yapıp bankanın kâr etmesine yol açmam. Yine de teşekkür borçluyum kendilerine. Bu gereksiz bilgileri istemekle cüzdanıma bir dinamit lokumu daha ilave etmemden kurtardılar beni. Uzun sözün kısası siz benim tavsiyelerime uyun ama sakın yaptıklarımı yapmayın. Sözün Özü Seni sevmelerini istiyorsan sen ölçüyü sev. Levha Cehalet hiçbir soruya cevap bulamaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT