BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzbinbeşyüz kelime

Yüzbinbeşyüz kelime

Kar ve grip yüzünden evde hapsolunca fark ettik ki, “İnsan mutfakla tuvalet arasında bir taşıyıcı” imiş. Ve o günlerde öğrendik ki, bir günde yaklaşık 100.500 kelime görür-işitirmişiz.



Kar ve grip yüzünden evde hapsolunca fark ettik ki, “İnsan mutfakla tuvalet arasında bir taşıyıcı” imiş. Ve o günlerde öğrendik ki, bir günde yaklaşık 100.500 kelime görür-işitirmişiz. Can boğazdan giriyor, oradan çıkıyor. Hayat, mutfaktan tuvalete, oradan tekrar mutfağa geçinceye kadar girip çıktığımız yerlerde görüp dinlediklerimizle yaşanıyor. Ne yazık ki, ne boğazımıza hakim olabiliyoruz, ne de göz ve kulağımıza... Nefsimiz ve her türlüsüyle bütün çevremiz, bireyler ve kurumlarıyla her sektördeki pazarlamacılar bu konuda en büyük rakibimiz. Hepsi bizi bir yerlere çekiştirmeye çalışıyor. Pazarlamacılar insanı anlayabildiği derecede başarılı oluyor, okutuyor, dinletiyor, yediriyor, içiriyor, satıyor, sattırıyor, kazanıyor, kazandırıyor. İnsanı anlamak zor. Ama şunları biliyoruz: İnsanları, bir şey yapmaya, bir şey yemeye, bir yere götürmeye, bir şey giydirmeye zorlayamıyorsunuz. Geri tepiyor. Hedef olduğunu hissettiğinde rahatsız oluyor, fırsat bulunca kaçıyorlar. Kararlarını aslında akıl ve mantıklarıyla değil, çoğu zaman farkında bile olmadıkları duygularıyla veriyorlar. Lakin, duygularıyla aldıkları kararlarını önceden ve sonradan rasyonel bilgiler ve delillerle akıl ve mantıklarına kabul ettirmeye, kararlarında haklı çıkmaya da çalışıyor. Kararlarını başkalarının da beğenmesini bekliyor ve istiyorlar. Sürüden ayrılmaktan ve beğenilmemekten korkuyor, o yüzden başkalarını, kalabalıkları, çoğunluğu takip ve taklit ediyorlar. Az bir kısmı ise, sürüden ayrılmanın duygularını daha çok okşayacağını hissediyor ve bir sürüye baş olmanın peşine düşüyorlar. İnsan sürekli bir arayışta. Değerli şeylere sahip olmak, sahip olduklarının değerli bilinmesini arzu ediyor. Her satın aldığı ve sahip olduğu şeyle kendindeki bir eksiği gidermek, bir boşluğu doldurmak, onunla hayatlarına anlam kazandırmak istiyor. Merak, ümit, şüphe ve korku içinde oradan oraya koşuyor. İnsan denen bu meçhul, her gün maruz kaldığı yüzbinbeşyüz kelime bulutu içinde, kendi kurduğunu sandığı dünyasında, asırlardır mutfaktan tuvalete gidiyor geliyor... gidiyor geliyor... Pazarlamacılar da bu yüzbinler arasında yer kapmak, paylarını arttırmak için kıyasıya yarışıyor... > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT