BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yolumuz açık olsun

Yolumuz açık olsun

Efes Pilsen basketbol takımı sezonun en önemli maçına çıkıyor. Kazandıkları takdirde yıllardır kapısından döndükleri “ilk dörde” yükselerek ülkemiz basketbol tarihinde bir ilke daha imza atacaklar.



Efes Pilsen basketbol takımı sezonun en önemli maçına çıkıyor. Kazandıkları takdirde yıllardır kapısından döndükleri “ilk dörde” yükselerek ülkemiz basketbol tarihinde bir ilke daha imza atacaklar. Büyük hedeflere uluşmak hiç bir zaman kolay değildir. Efes ne kadar iyi bir takım olursa olsun, Asvel’i elemek için bütün güçleriyle mücadele etmek zorunda kalacaklardır. Çünkü rakip, her ne kadar kağıt üzerinde temsilcimiz kadar güçlü değilse de, Final Four tecrübesine sahiptir ve çok zeki bir coach (Beugnot) tarafından yönetilmektedir. İki takımın şanslarını değerlendirmek için serinin önceki maçlarına bir dönelim. Abdi İpekçi’de oynanan ilk maçta savunmada başarılı olamayan Efes özellikle Sonko’yu durduramamasına rağmen İbrahim ve Mulaomeroviç başta olmak üzere yıldızlarının hücum performansıyla maçı kazanmıştı. Drobnjak’ın iki ekstra üçlüğü adeta imdada yetişmekle birlikte ikinci maçta yaşanabilecek sıkıntılara da işaret etmişti. Daha iyi savunma yapmadığımız taktirde rövanşta işimizin kolay olmayacağını o zaman belirtmiştik. Lyon’daki ikinci karşılaşma Sonko’yu yine durduramamamız açısından ilk maça benzemekle birlikte sahada farklı bir Asvel vardı, üstelik skorer oyuncuları Seals’ın sakatlığı da geçmişti. Belki de en önemlisi üç günlük aradan faydalanarak Efes’in silahlarına çareler üretmiş olmalarıydı. Perdelemelerde aldıkları önlemler yüzünden skorerlerimiz bir türlü istedikleri boş atışları bulamadılar. Mulaomeroviç’in etkili dalışları sonrasında pota altından bulmayı umduğumuz kolay sayıları da önlediler. İlk yarıda oyuncularını akıllıca dinlendiren ve yedeklerinden katkı sağlayan Beugnot, karşı hamle yapmayı düşündüğümüz ikinci yarıda ekibinin temposunu daha da yükseltmeyi başardı. Efes’e baktığımızda ise Asvel’in olası hamlelerini bertaraf etmek için hazırlanmış özel bir önlem göremedik. Daha da önemlisi kazanmak için gerekli olan dirençli savunma da oturtulamadı. Pota altındaki rebound mücadelesinde dahi üstünlüğü bizden oldukça kısa rakibe kaptırınca farklı yenildik. Temsilcimiz Asvel’i orada da yenip işi kestirmeden bitirecek güce sahipti. İşi üçüncü maça bırakmış olmamız bir açıdan bakıldığında hiç önemli değil; bu tür “düşük performans günlerinin” her takımın başına gelebileceğini biliyoruz. Ancak önemli olan gerekli derslerin alınıp bir takım tedbirlerin devreye sokulması, Final Four ümidinin çok yetenekli hücumcuların bireysel performansına bırakılmamasıdır. Asvel bir haftalık sürede harıl harıl hazırlanmakta, yeni stratejiler üretmektedir. İkinci maçta da yaptıkları ve başarılı oldukları gibi çok iyi tanıdıkları oyuncularımızın hücum silahlarını etkisiz kılmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Hücum setlerimizin kritik noktalarına yardım getirerek (perdelemelerde Mulaomeroviç’e ve pivotta top alan Hüseyin’e getirdikleri yardım gibi) sayı üretmemizi zorlaştırırken, savunmada aksayan Mulaomeroviç’in bu zayıflığını Sonko ile yine kullanmaya çalışacaklardır. Her şeyden önce daha iyi savunma yapmalıyız. İki maçtır kolayca potamızın altına kadar gelen Fransızlar’ın dalışlarını mutlaka engellemeliyiz. İkinci maçta Bilba’nın yüksek posttan attığı turnike benzeri basketler yediğimiz takdirde işimizin zorlaşabileceğini bilmeliyiz. Müthiş seyirci desteği sayesinde şahlanacak hücum oyuncularımız en büyük kozumuz olacaktır, yine de set oyunlarında bir takım alternatifleri hazır tutmalıyız. Yardıma geldikleri zaman boş kalacak oyuncumuzu süratle bulmalıyız. Rakibe gereğinden fazla rebound şansı tanımamak için sadece uzunlarımızla değil, tüm oyuncularımızla daha atış sırasında doğru pozisyon almaya önem vermeliyiz. Efes teknik yönetimi gereken önlemleri alacaktır ve Türk basketbolu bir kere daha çok yaklaştığı Final Four’a bu sefer uzanacaktır. Yolumuz açık olsun...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT