BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vicdan azabı

Vicdan azabı

- Vicdan azabı içindeyim, dedi futbolcu. - Sebep, diye sordum. Hakemi aldattığını, rakibe kasti tekme attığını, teknik direktörün “altını oyduğunu” filan söyleyecek sandım.



- Vicdan azabı içindeyim, dedi futbolcu. - Sebep, diye sordum. Hakemi aldattığını, rakibe kasti tekme attığını, teknik direktörün “altını oyduğunu” filan söyleyecek sandım. - Geçen sene biliyorsun İzmir’deydim. (İzmir takımlarından birinde oynuyordu o sıralar.) Kafa dengi üç arkadaştık. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. - Eee? - Her türlü şaklabanlığı yapardık. Takımın neşe kaynağıydık. Çeşitli tezgâhlar kurar, arkadaşlarımızı zor durumlarda bırakıp eğlenirdik. Kız ismiyle futbolcu arkadaşlarımıza mektuplar yazar, cevaplarını kahkahalarla okurduk. Danışıklı bayan telefonlarını paralelden dinler, gülerdik. Maç içinde bile gırgır geçerdik. Bir gün hakeme kendi liberomuzu şikayet ettim, “Hocam bana küfür ediyor” diye, ona sarı kart gösterdi hakem! Ceza yedim tabii kulüpten... - Konuyu dağıttın, vicdan azabı hangisi? - Haa, oraya gelecektim. O iki kafa dengi arkadaşımdan biri ve bir de masörümüzle kulübün giriş katındaki o lobi tarzı yerde oturmuş laflıyorduk bi akşam. Kalkıp içerden gazeteye telefon ettim, muhabire planımı anlattım. Az sonra beklediğim faks geldi. Faksta Sayısal Loto’nun “şanslı” numaraları vardı. Palavra numaralar yani... Kendi kendime okuyormuş gibi yaptım. Masör hemen atladı tabii... Her hafta oynar çünkü... “Bi dakka ben de kontrol edeyim” dedi. Daha önce benim not aldığım kendi kuponunun numaralarını faksta görünce bayıldı! Yarım trilyon kazandığını sanmıştı. Sonrası daha kötü: Heyecana bağlı yüksek tansiyondan gözlerine bilmem ne inmiş! Neredeyse gözleri tamamen kör oldu. Şimdi kendisi doğru dürüst çalışamıyor. Ben ailesine yardım ediyorum ama, vicdan azabını ortadan kaldırmak mümkün değil elbette...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT