BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dersim’de FRANSIZ parmağı

Dersim’de FRANSIZ parmağı

1915 olaylarında Ermeni çetelerine silah desteği veren Fransızlar, Dersim operasyonunda da yer almış. Fransızlar, Suriye üzerinden Dersim’e kamyonlar dolusu silah sevk etmiş. Silahlar, pestil sandıklarının içerisine gizlenmiş.



TÜRKİYE KARANLIKTA KALMIŞ BİR DÖNEME DAHA IŞIK TUTUYOR ÖZEL HABER ARŞİVLERDEKİ DERSİM -3- Melik DUVAKLI 1915 olaylarında etkin rol oynayarak Ermeni çetelerine silah desteği sağlayan Fransızların, Dersim hadisesinde de rol aldığı ortaya çıktı. Gizliliği kaldırılan Başbakanlık Devlet Arşivlerindeki Dersim belgelerinde yer alan bilgilere göre Fransızlar, Suriye üzerinden Dersim bölgesine silah ve cephane sevkıyatı yapmış. Dönemin İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan 19 Temmuz 1938 tarihli belgede, Fransızların kamyonlarla Dersim’e cephanelik gönderdikleri bilgisi yer alıyor: “15-16 Temmuz 1938 gecesi Beyrut’ta Mahmut Kahle vasıtası ile Şam’a dört kamyon içinde pestil sandıklarında bombalar ve sekiz tane Hoçkis makineli tüfek getirildiği ve 17 Temmuz gecesi Şam’lı Şemdinan Kürtleri marifetiyle sevk edildiği ve Münbiç’den Urfa yolu ile Dersim’e gönderildiği ve işin Fransızlar tarafından tertip edildiği ve kafilenin gece harekât ettikleri Şam konsolosluğundan alınan şifrelerden anlaşılmıştır.” HER ŞEYİ YAKIN! 1937’de fiilen başlayan Dersim harekâtının daha ilk evrelerinde bölgenin yeni iskanına ilişkin planlar hazırdı. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya 1937’nin ilk aylarında bir yıl sonra yapılacak asıl katliam için hazırlıkların yapılmasında ısrar ediyordu. 13 Mayıs 1937 tarihli raporunda devam etmekte olan harekâtın daha öncekilere benzemeyeceği ifade edilirken köyleri, sürülerin, mahsulatın bile yakılması gerektiğini ifade ediyordu. İşte Cumhuriyet Halk Partili Şükrü Kaya’nın o raporu: RÜZGAR GİBİ GEÇMEYELİM! “Dersim ve Sason’da birçok kereler yapılmış olan hareketlerden bir sonuç çıkmadığı ve bunun sebeplerinden en önemlisinin kıt’alarımızın rüzgar gibi gelip geçmiş olması ve senelerce ısrarlı bir takip ve temizlik yapılmaması olduğu malumdur. Şu halde Dersim’de bugünkü umumi tedip hareketinden sonra kıt’alarımızın Dersim’in kalpgahı olan içeri mıntıkalarda yerleşerek senelerce aman deyinceye kadar asilerle uğraşmaları köyleri, sürüleri, mahsulatı imha ederek barınma imkanı bırakmamaları ve hükümetin kati icraatı karşısında teslimi silahtan başka yaşama çaresi kalmayacağı kanaatinin asilerin kafasına yerleştirilmesi elzemdir.” Şükrü Kaya birliklerin kışın Dersim’de konaklamasını 1938 baharı ile birlikte büyük temizliğin başlaması gerektiğini belirtiyordu. Kaya’ya göre aksi kayıp demekti: “Eğer bunlar yapılmazsa yarın da Dersim aynı vaziyette kalır. Bir çok sene müteaddit askeri harekâtlar yapılır. Birçok kan ve masraflar heder olur gider.” ASIL KATLİAM İDAM SONRASI 1937 yılının sonlarına doğru isyanın başı olarak gösterilen Seyit Rıza teslim olduğu halde idam edildi. İsyanın lideri olarak gösterilen kişi artık yoktu. Bölge büyük oranda artık denetim altındaydı. Ancak asıl katliam da bundan sonra yaşandı. Askeri birlikler tüm Dersim sathında tarama faaliyetleri yürütüyordu. Katliamlardan kaçan halk dağlardaki mağaralara saklanmaya çalışıyordu. Ancak orada da kurtulma şansları azdı. Başlatılan sürek avında dağlarda saklanmaya çalışan halk bulunup öldürülüyor kayıtlara da “haydut” olarak geçiyordu. Örneğin; 4. Umumi Müfettiş, Vali ve Komutan Abdullah Alpdoğan tarafından 18 Eylül 1938’de Başbakan Celal Bayar’a gönderilen raporda “Üçüncü seyyar Jandarma taburu bugün yaptığı taramada Birdo köyü civarında 15 haydut ve ailelerine rastlanmış bunlardan on üçünü imha etmiştir” ifadeleri yer alıyor. HER TAŞIN ALTI ARANDI Halk, katliamdan kurtulabilmek için dağlara, mağaralara sığındı. Ancak emir gereği sürek avı başlatan askerler, “haydut” diye buldukları Dersimlileri öldürüyordu. Dağlık arazide arama yapan askerler, bir mağarada saklananlara operasyon düzenlemişti. Şam’dan pestil sandıklarıyla Dersim’e silah nakli! Belgeler arasında yer alan 19 Temmuz 1938 tarihli bir istihbarat raporunda, Fransızlar’ın Dersim bölgesinde silah göndermeye çalıştığı ortaya çıktı. Halkı isyana teşvik etmek isteyen Fransızların, Şam’dan Dersim’e gönderdikleri silahlar, Türk istihbaratı tarafından fark edilerek operasyon düzenlenmiş. Kimliksiz 12 bin kişi nüfusa kaydedildi Dersim belgelerine göre yapılan harekât sonucunda kimliksiz 12 bin kişi tespit edilerek nüfusa kaydedildi. Tunceli’nde Koçuşağı ve Kalan yasak bölgelerinin tesis edildiği belirtilirken bu bölgeler dışında kalan 8 bin kilometrekarelik sahadaki köylerin tamamına hakim olundu. Koçuşağı yasak bölgesinde kimsenin kalmadığı belirtilen raporda, Kalan bölgesinde halen kaçak yaşayanların ise kadınlarını ve çocuklarını “hükümet kapısına” göndererek af diledikleri, ancak kendilerine hükümet kapısına gelmekten başka çarenin olmadığı anlatılarak bu kadın ve çocukların geldikleri yerlere iade edildikleri yazılıyor. Raporda üç sene içinde 15’i büyük 100 köprü, Elazığ’dan Hozat ve Mameki’ye 100 kilometre yol, 9 büyük kışla, 9 karakol binası, iki hükümet konağının yapıldığı, üç hükümet konağının ise temellerinin atıldığı belirtiliyor. DERSİM?ZİRVESİ Tunceli’nin yeni iskanıyla ilgili olarak düzenlenen toplantıya Atatürk ve Celal Bayar başta olmak üzere birçok önemli isim katılıyor. Zonguldak ve Erzincan’a iskan emri Atatürk’ten Dersim harekâtından canını kurtaranlar iskana maruz kaldı. Başbakanlık arşivlerinden çıkan belgelerden iskan emrinin de yine Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildiği anlaşılıyor. Dönemin Sıhhat Vekili Ahmet Hulusi Alataş tarafın 4. Umumi Müfettiş General Abdullah Alpdoğan’a gönderilen 8 Aralık 1937 tarihli yazıda Atatürk’ün Tunceli’de yaptığı seyahatte burada yaşayan halkın yaşam koşullarının elverişli olmadığına kanaat getirerek iskanlarına başka bölgelere nakillerine karar verdiği belirtiliyor. İskan bölgeleri olarak da Zonguldak ve Erzincan belirlenmiş. KATLİAMDAN ÖNCE HOZAT’I ZİYARET ETTİ Olayların yaşandığı yıllarda Başbakan?olan?İsmet?İnönü, 1937 yılında Hozat ilçesini ziyaret ederek, gelişmeleri bizzat yerinde inceledi. Dersim ‘Milli Şef’in eseri! 1937’de Dersim bölgesini ziyaret eden Başbakan?İsmet?İnönü, iki yıl sonra cumhurbaşkanı oldu. İnönü’ye sunulan raporda “Dersim isyanının bastırılması sizin başarınız” denildi. Üç yıl süren harekâtta resmi kayıtlara göre 13 bin kişi öldürüldü. Gayri resmi iddialar ise bu sayıdan daha fazla. Harekâtı gerçekleştirenlere göre büyük başarı sağlanmıştı. 1935’te hazırladığı rapor ile Dersim harekâtının yol haritasını çizen, katliamların başladığı 1937’de olayları yerinde denetleyen İsmet İnönü 1939’da artık cumhurbaşkanıydı. 1939 tarihli Dersim raporunda Dersim’in o günkü durumu için “bu sizin eseriniz” ifadesi kullanılmış. Dönemin Başbakan’ı Refik Saydam’ın talebi üzerine 4. Umumi Müfettişi Abdullah Alpdoğan’ın hazırladığı 24 Haziran 1939 tarihli raporda o günde dek 15 askeri harekât yapılıp, her biri için en az 100 bin altın lira sarf edildiği halde meselenin çözülemediği belirtilerek şu ifadeler kullanılıyor: “Milli Şef yaptıkları şark seyahatinde (1935) Dersim davasının kökünden hal etmek için ızdırapları durdurup Dersim medeni ve mamur bir yer hâline kısa zamanda getirmek kararını vermiştir. Hayırlı ve kat’i karar sebebiyle Büyük Millet Meclisine sunulmuş bulunan layıha Tunceli Kanunu şeklinde tasvip ve hükümete üç seneden beri tatbik edilmiştir. Bu kanuna dayanarak bugüne kadar yapılmış ıslahat ve icraat aşağıda arz olunur.” BİTTİ
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT