BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sporumuz ve kadıları

Sporumuz ve kadıları

F.Bahçeli en fanatik taraftarın bile inanmakta güçlük çektiği geçen haftaki derbinin yankıları tüm hızıyla sürüyor...



F.Bahçeli en fanatik taraftarın bile inanmakta güçlük çektiği geçen haftaki derbinin yankıları tüm hızıyla sürüyor... Kimisi “Olmaz böyle şey” deyip şaşkınlığını belirtiyor... Kimisi “Nasrettin Hoca’nın göle çaldığı maya tutmadı ama F.Bahçe’ninki tuttu” diye basit çözüm getiriyor... Sanki dünyada yenilmeyecek takım yok... G.Saray’ın mükemmel yükselişi, bu F.Bahçe maçıyla duracak mı? Diğer bir deyimle, F.Bahçe bu galibiyetle şaha mı kalkacak? Hayâli senaryolar birbiri arkasına yazılıyor, çünkü bu işin meraklıları da oldukça çok... Ama iki büyük devin arasına giren bozguncular, bir asırdır yıkılmayan, zedelenmeyen dostluğa makineli tüfekle ateş ettiklerinin farkında değiller... * * * G.Saray-F.Bahçe maçı sonrası çoğu spor yazarı büyük tenkit telefonu ve faksı ile karşı karşıya geldi... Ne demişlerdi bu yazarlar... F.Bahçe’nin futbol adına ortaya fazla bir şey koyamadığını, ama netice olarak başarılı olduğunu belirtmişlerdi... Öyle değil miydi sanki? G.Saray cezasahasına 90 dakika içinde bir defa olsun giremeyen F.Bahçe, maçın bitimine 10 dakika kala “Avrupa Fatihi’ni” yere sermenin mutluluğu içinde günlerini bayram gibi geçiriyor... Oysa, Taffarel, sadece iki defa rahatsız edilmenin dışında, saha içinde adeta kahve içmişti... Şimdi bu F.Bahçe’nin galibiyetine “Taktiğin zaferi” deyip dört yıldız basmak hiç kimsenin abartısı olmamalı... Asırlık F.Bahçe, tarihinde asla bir eşine rastlanmayacak böyle ürkeklik içinde G.Saray karşısına çıkmamıştı.. İşi sadece tesadüflere bırakmasının ardında yatan gerçekler ise, güvenini kaybetmiş bir takım kimliği ve kendilerine sahip çıkmayan, şamar oğlanı gibi ikide bir ceza kesen yönetimin yanlışlığıydı... Daha bu maç öncesine kadar, Rüştü dahil takımın hemen hemen tümünün değiştirileceğini “Yazmamak” kaydıyla sağda solda konuşan yöneticilerin, G.Saray galibiyeti sonrasında, bu hevesleri kursaklarında kaldı... * * * Tablonun öbür tarafına bakarsak... G.Saray, bu yenilgiyi her ne kadar içine sindirememişse de, aslında kabullenmek zorundadır... Avrupa’da yılın takımı, dünyada 8.’lik gibi bir sıraya oturmuş G.Saray, başına bir felaketin gelmeyeceğini nasıl garanti edebilirdi ki? Çünkü, karşısına çıkan her takım, doludizgin giden bu ekibe çelme takma yarışı ve hırsı içine girmişti... Karavana atanların çoğunlukta olması, her takımın aynı başarısızlığı göstereceği anlamına gelemezdi... Nitekim, yaralı, dertli, moralsiz, inançsız bir F.Bahçe nihayet korktuklarını başlarına getirdi.. G.Saray, kazanabileceği bir maçı eğer mağlup bitirmişse, bunun sebeplerini araştırmak zorundadır... Dünyanın hiç bir takımında 1.65’lik futbolcu hiç bir zaman baraja girmez... Girse bile, atılan şuttan korkmadan aslan gibi ayakta durması gerekir... Emre, her maçta gösterdiği başarıya, F.Bahçe maçında gölge düşürmüştür... Ya Fatih Terim ? O büyük taktisyen ve büyük hoca, Sergen’i bencil oynadığı için çıkarıp, yerine savunma adamı Ahmet’i alarak ilk hatasını yapmıştır... Sergen, her ne kadar bencil de olsa, F.Bahçe defansını tedirgin eden bir kimlik içindeydi... Terim’in bir yanlışlığı da, Alpay karşısında adım atamayan, adeta kıpırdayamayan Hakan Şükür’ü inatla orta blokta tutmasıydı... Oysa, Bursaspor karşısında alınan farklı galibiyette, Hakan sağ ve sol çizgilere çekilmiş, Marcio ise Hakan’ın boşalttığı orta blokta gollerini sıralamıştı... Ama Terim, göbekte inatla Hakan’ı Alpay’ın inatçı markajı karşısında tuttu. Hakan’ı adeta yok etti... * * * Futbol, bütün bu güzellikleri ve çirkinlikleri konuşup, tartıştığımız için popülaritesini her zaman korumaktadır... Bu işe gönül vermiş, taraftar olsun, basın olsun, bu tablonun içindeki konumlarıyla, bazen tartışacak, bazen de birbirlerine sarılacaktır... Ama eline satır alıp, kurbanlık insan arayanlar, sahte takım kimliği taşıyanlar, attığı gollü “20 puanlık gol” diye satıp akılları sıra kahramanlık taslayanlar, “Bu maçın yorumu yok” deyip işi basite indirgeyenler, “Yüreğimizi ortaya koyup, savaştık” diyenler, bir şampiyonluk yarışını dış güçlerle etkilemeye çalışanlar, futbol denilen bu güzelliklerin dışında, kendilerine ayrı bir dünya seçmiş kişilerdir... Dev aynasına bakıp konuşmaktansa, mütevazîlığı her konumda elinde bulundurmak en büyük erdemdir... Yoksa herkes, lunaparktaki aynalı odalara gider ve dilediğince atıp tutar... Ne demişler? Mahkeme kadıya mülk değildir... E-mail: narkan@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT