BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dindarlıktan ne kadar da korkuyorlarmış!..

Dindarlıktan ne kadar da korkuyorlarmış!..

Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun ithamına cevap olarak, “Evet, dindar nesiller yetiştirmek istiyoruz...” dedi ya, bazılarının aklı başından gidiverdi. Başladılar bağırıp çağırmaya: Vaay efendim, sen nasıl böyle şey söylersin. Ben çocuğumun dindar olmasını istemiyorsam, sen zorla mı bu işi yapacaksın?.. Bazıları dindarlık denilince, kırmızı görmüş boğa gibi çıldırıyor...



Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun ithamına cevap olarak, “Evet, dindar nesiller yetiştirmek istiyoruz...” dedi ya, bazılarının aklı başından gidiverdi. Başladılar bağırıp çağırmaya: Vaay efendim, sen nasıl böyle şey söylersin. Ben çocuğumun dindar olmasını istemiyorsam, sen zorla mı bu işi yapacaksın?.. Bazıları dindarlık denilince, kırmızı görmüş boğa gibi çıldırıyor... Bu hastalığın sebebi, esasen belli... Yaklaşık iki yüz yıldır, bu ülkede elit tabakanın önemli bir kısmı, dine ve dinle ilgili konulara hep şaşı bakıyor. Mustafa Reşit Paşa’nın eğitim müfredatını değiştirip, medreselerde din ve fen derslerinin bir arada okutulmasına son vermesinden bu yana, okumuş tabakanın büyük bir kısmı, din cahili olarak yetişmeye başladı. Önceleri münevver, daha sonra ise ‘aydın’ denilen kitle, dini malumattan öylesine mahrum yaşadı ki, hiç tahsil görmemiş kişilerin aile ortamında öğrendiği asgari bilgilerden dahi habersiz kaldı. Bugün şuursuzca bağırıp çağıran, saçma sapan şeyler yazıp çizen kimi kalem erbabı, okuduğu yabancı romanlar veya seyrettiği filmler vasıtasıyla, Muharref Tevrat ve İncil’den aparmış olduğu birkaç paragrafı, ilgili ilgisiz her vesile ile tekrarlayarak bilgiçlik taslar. Ne yazık ki bunlar, Dini İslâm’dan, Kur’an-ı kerim’den tamamen habersizdir. Temel dini kavramların hiçbirine vâkıf değildir. Şu sıralarda isminden sıklıkla bahsedilen ve yabancı basına bol bol Türkiye’yi gammazlayan bir bayan yazar mesela, ahkam kestiği yazılarında ayet ile hadisi birbirinden tefrik edemiyor. “Kur’an’dan hadis getiriyorlar...” diye, bilgiç bilgiç yazabiliyor. Böyle sayısız örnek verebiliriz! Bu arada, Başbakanın sözünden paniğe kapılıp işi savaş noktasına kadar taşıyan CANDAŞLAR da var... Sanki her çocuğun kolundan tutulup, Kur’an kurslarına yazdırma uygulaması başlamış gibi, öğrencilerin ve velilerin direniş hakkından dem vuruyorlar... Engin Ardıç gibi seslenmek gerekirse; Hop dedik aslanım, yavaş ol da bir tarafa toslama! Kimsenin bir şey dayattığı yok. Dayatma durumu da söz konusu olamaz. Siz kabullenemiyorsunuz ama, bu ülke demokrasisini giderek daha fazla güçlendiriyor. Öyle insanların ensesinde boza pişirme dönemleri, tek parti rejimiyle birlikte gerilerde kaldı. Korkmayın, telaşlanmayın. Bu saatten sonra kimse kimseyi zorla dindar veya din düşmanı yapamaz. Düşünce ve inanç hürriyetinin hüküm sürdüğü memleketlerde, herkes meşrebine göre hayat sürer. Ama bizde doksan yıldan beri sürdürülen propaganda ve beyin yıkamanın sonucu olarak, dinî vecibelerini yerine getirmek isteyen insanlar, hep “tehlikeli” olarak işaretlendi... Otoriter ve vesayetçi düzenin muktedirleri, İRTİCA safsatalarıyla hep bir tehlike ortamı peydahlamak istediler. O düzenden beslenen medya organlarında, apoletli gazetecilik yapan dinden habersiz lümpen takımının desteği ile de, maalesef hayli başarılı oldular. Bugün güya demokrasi ve laiklik adına, dindar nesillerin yetiştirilmesini tehdit ve tehlike olarak sunanlar, gençlerin ayyaş-serkeş olması, ahlaki değerlerden yoksun bırakılmasından asla rahatsız değiller.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT