BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son faşistin son günleri

Son faşistin son günleri

ABD Suriye’deki sefaretini kapattı, İngiltere, büyükelçisini geri çekti. Benzeri tasarruflar, başka ülkelerden de beklenebilir. Bunun anlamı şudur. Mevcut Suriye rejimi muhatap alınmaktan çıkartılmıştır. Bu memleket, artık iç harp halindedir. Bir tarafta Son Faşist ve onun askerleri, bir tarafta ise Hür Suriye askerleri çarpışmaktalar.



ABD Suriye’deki sefaretini kapattı, İngiltere, büyükelçisini geri çekti. Benzeri tasarruflar, başka ülkelerden de beklenebilir. Bunun anlamı şudur. Mevcut Suriye rejimi muhatap alınmaktan çıkartılmıştır. Bu memleket, artık iç harp halindedir. Bir tarafta Son Faşist ve onun askerleri, bir tarafta ise Hür Suriye askerleri çarpışmaktalar. Ne var ki bir taraf, devletin bütün imkânlarını elinde tutmakta. Bilhassa da Cuma günleri katliamlar yapıyor. Bir kere daha yazmak gerekirse olay bir Sünni soykırım’dır. Babası gibi o da Sünni şehirlere, Sünni Araplara, Kürtlere, Türkmenlere bomba yağdırmakta. Artık gelinen nokta itibariyle Suriye’deki ölü sayısını sağlıklı şekilde ifade etmek mümkün değildir. Tabiatiyle bir de yaralılar var. Suriye dünyanın dışına düştü. Yaşananlar, bu ülke adına çok büyük şanssızlık. Her gün bir parça daha hasar görmekte. Şüphesiz ki komşularımızla sıfır problem projesine en güzel örnek iken münasebetlerimizin bu manzaraya bürünmüş olması hayıflanılacak bir durumdur. Ama bizim ihtilafımız gasıp rejime karşıdır. Yoksa Suriye ahalisi, bizimdir. Tunus’ta ‘Arap Baharı’ denen demokratik talepler başlayıp da bunlar, Mısır, Libya ve Yemen’e sıçrarken ilk zamanlar Suriye hiç de hesapta yoktu. Veya hesapta olsa bile böylesine vahim bir duruma geleceği kimsenin not defterinde yazmıyordu. Bugünse diğerleri hemen hemen unutuldu, Suriye diktatörlüğün sembolü haline geldi. Annesiyle ablasının güdümünde olduğu iddia edilen bu sümsük faşist bir Baas artığı ve soğuk savaş dönemi kalıntı örneğidir. Ama zulüm asla ve kat’a kalıcı olamaz. Her zulüm, kendi zalimini kendi pis sularında boğar. Artık Beşar Esad’ı ne Çin, ne Rusya, ne İran ve ne de muhaberat kurtarabilir. Zalimler çapraz bir duyguyla korkak olur. Zulüm yapmaları şuuraltı bir gerçek olarak bundandır. Bu korkak, şimdi acaba kaçacağı hangi ülkenin pasaportunu taşıyordur? İngiltere’nin ne yapacağı belli olmaz ama herhalde kabul etmez. Belki hatta yeniden dönme ümidiyle Moskova’ya gider. Öyle tahmin ediyoruz ki Son Faşist, Şubat ayını çıkartamayacaktır. Bu tabiattaki kimseler, aynı zamanda hırsızdır. Esad, Suriye’yi çoktan soymuştur. Sülalesine yetecek paraları ya İsviçre veya Rusya’ya yahut İngiltere’ye kaçırmıştır. Şu var ki Türkiye’nin de desteğiyle kurulacak yeni idare, muhakkak ki suçlunun da kaçırdıklarının de iadesini isteyecektir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT