BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Köksüzlük -2-

Köksüzlük -2-

İttihat Terakki zihniyeti Cumhuriyet kadrolarına da sızıp, köksüzlük hünerlerini sergilediler. Belli ki köksüzlerin dinden ve dindarlardan zoru vardı. Din adamı yetiştiren İmam-Hatip mektepleri (talebesizlik bahanesiyle) kapatıldığı gibi, din dersleri tüm okulların müfredatlarından çıkartıldı.



İttihat Terakki zihniyeti Cumhuriyet kadrolarına da sızıp, köksüzlük hünerlerini sergilediler. Belli ki köksüzlerin dinden ve dindarlardan zoru vardı. Din adamı yetiştiren İmam-Hatip mektepleri (talebesizlik bahanesiyle) kapatıldığı gibi, din dersleri tüm okulların müfredatlarından çıkartıldı. 1930 yılında askerî mektepte talebe olan yaşlı bir subay emeklimizden dinlemiştim: ‘Sınıfımızda din dersi hocamızla birlikte eğitim görüyorduk. Kapı açıldı ve okulun müdürü ile yabancı bir kişi içeri girdi. Müdürümüz yabancı kişiyi müfettiş olarak tanıttı ve ders hocamıza dönerek, bundan böyle din derslerinin eğitimden kaldırılmış olduğunu ve kendisinin de tekaüde (emekliye) sevk edildiğini sertçe söyleyip çıktılar. Din dersi hocamız ağlamaklı oldu; o bize baktı, biz ona baktık ve Allah’a ısmarladık diyerek o da kapıya yöneldi, çıktı ve gitti...’ 1934 yılında öğretmen yetiştirmek üzere Köy Eğitim Enstitüleri kuruldu. Artık ülkemizin yeni nesilleri bu öğretmenlere teslim edilecek ve onların biçimlendireceği şekilde gelecek nesiller yoğrulacaktı. Öğretmen ne idi ki, onun yetiştirdiği çocuk ne olacaktı?!. Bu ülkenin insanları uzun seneler süren savaşlarda kırılmıştı. Öyle ki; tarihte başka bir benzeri olmayan, 22 gün 22 gece süren meydan muharebesi olmakla; Sakarya Savaşı’nda bu ülkenin yetiştirmiş olduğu üniversite mezunları kırdırılmıştır! Zira, bu savaşın adı; Genelkurmay kayıtlarında ‘Mülazım-ı evvel- Yedek subay harbi’ diye geçer! Okumuş-kültürlü kadroları tüketilen ve cahil bırakılan bir toplumun körpecik yavruları, yuvalarından alınarak asker-sivil okullara verilerek yetiştirilmeye çalışılıyor. O körpe dimağlar, maalesef, bu denli kaşar muallimlerin elinde; bütün mukaddeslerden arınmış olarak yetiştirildi. Ve; 1950 senesine gelindiğinde bu ülkede vefat eden kişilerin cenaze namazını kılmaya ne imam ve ne de cemaat bulunabiliyordu!!! Bu zihniyet din ve dindarlık adına ne varsa, hepsini birden ‘irtica!’ diye yaftalıyor ve bu kepaze yaftalamayı ihtilallere gerekçe gösterebiliyordu. Bugün de, Başbakan’ın dindar nesiller yetiştireceğiz sözünden rahatsız olanlar aynı zihniyetin uzantısıdır. Böyle yapmakla Başbakan ayırımcılık yapıyormuş ve onun bu hâli laikliğe aykırıymış. 70 senedir bu mavalları dinleterek dinsizliği aşılayanlara söylenecek söz şudur: Geçti Bor’un pazarı; sür eşeğini Niğde’ye!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT